İyi Kitap

Yerçekimine karşı koymak…

Yerçekimine karşı koymak…

Şiirsel TAŞ

Kilosu yaşına göre normalin çok üstünde olan ve giderek yalnızlaşan Paula “bir yusufçuk, bir mendil ya da sekiz kardeşi gibi” hafif olmayı özlüyor. Peki, Zoran Drvenkar ona nasıl bir çözüm sunuyor dersiniz?.. Yerçekimine karşı koyun, gökyüzüne biraz yükselin ve okuyun bakalım…

Kış mevsiminde takılıp kalan dünyayı yeniden dört mevsime kavuşturmaya çalışan Riki’yi anımsayacaksınız. Zoran Drvenkar’ın Soğuktan Korkmayan Tek Kuş adlı kitabında Riki, bir yandan kılık değiştiren penguenin yalan dolanıyla boğuşurken, bir yandan da Dört Mevsim Oteli’nde uyuyakalan diğer mevsimleri uyandırmaya çalışıyordu.

Drvenkar Yerde Ağır Gökte Hafif adlı kitabında aynı masalsı üslupla bu kez, yerçekimine mahkûmken kilosuyla derdi olan yedi yaşındaki bir kız çocuğun öyküsünü anlatıyor. Soğuktan Korkmayan Tek Kuş’ta zorluklara meydan okuyan, mücadeleci Riki vardı karşımızda; bu kitaptaysa Drvenkar’ın yarattığı Paula karakteri başka bir çizgide kendince yürüyor.

ŞİŞMAN VE YALNIZ

Kilosu yaşına göre normal sınırların çok üstünde olan ve giderek yalnızlaşan Paula “bir yusufçuk, bir mendil ya da sekiz kardeşi gibi” hafif olmaya özlem duyuyor. Ne var ki havuzda can simidiyle yüzerken dahi dibe çekildiğini hissediyor; suyun kaldırma kuvveti bile onun şişmanlığını ve yalnızlığını kaldıramıyor. Paula herkese ağır geldiğini düşünüyor ama sanki asıl sorun kendi ağırlığını taşıyamaması. Etrafında her ne kadar onu sevgiyle kucaklayan insanlar olsa da küçük kız, eskiden olduğu gibi babasının onu havalara fırlatıp tutamadığının farkında.

Derken bir gün, uzaklarda yaşayan Hiram Amca’sı geliyor. Paula, onu en son küçük ve hafif bir kızken görmüş olan Hiram Amca’ya bu yeni ve ağır haliyle görünmemek için saklanacak delik arıyor, ama Paula’yı çok özlemiş olan amcası onu kucakladığı gibi havaya fırlatıyor. Ve Paula kendini bir yusufçuk ya da mendil kadar hafif hissediyor. Tam da kavuşmak istediği duygu bu… O kadar ki, Paula bu duyguya sımsıkı tutunuyor. Suyun kaldıramadığı bedeni havada süzülürken, Paula bir daha asla aşağı inmek istemediğini anlıyor.

Öykünün belki de en ilginç yanı, yazarın Paula’yı kendi haline, olduğu gibi bırakması, karakterini manipüle etmemesi. Kolay değil! Hele çocuklar için yazıyorsanız, hiç kolay değil! Drvenkar, Zoe halası gibi rejim yaptırmıyor Paula’ya, koşturup kilo verdirmiyor. Aksine, balon bağlı bir sepetle bir kahvaltı gönderiyor ki gökyüzüne, evlere şenlik. Yazar karakterini yerçekimiyle daha barışık yaşayabilecek bir forma sokmak yerine, onun yerçekiminden bağımsız hale gelmesine izin verirken, gerçekçi bir soruna masalsı bir çözüm üretiyor. Bir anlamda karakterini değil de onun içinde bulunduğu ortamı ve dünyayı manipüle ediyor.

Peki, canı sıkılmıyor mu Paula’nın? Aşağıdakileri özlemiyor mu? Yukarıda da başka türlü bir yalnızlık içine düşmüyor mu? “Kitaplara ve gökyüzüne sahip biri, bütün gününü yalnızca okumak ve seyretmekle geçirebilir, üstelik hiç canı sıkılmaz.” Paula, Walden’daki Thoreau misali, mevsimlerin geçişini izliyor, üstelik yukarıdan, başka bir açıdan, bambaşka bir perspektiften. Yerçekimsizlik kadar, zamanın akışını izleyebilmenin de hafifliğini duyumsuyor. Sıkılmak mı? Hayır, Paula hiç sıkılmıyor.

GÖKYÜZÜNE SAHİP OLMAK

Hiram Amca, “Aşağısı ilkbahar kokuyor,” dediği zaman, Paula ona “Bir alakarganın nasıl koktuğunu biliyor musun?” diye soruyor. Hiram Amca’da bu sorunun yanıtı yok. “Bir fincan rezene çayında yüzen kurutulmuş çiçekler gibi,” diyor Paula. Bir alakarganın nasıl koktuğunu biliyor, çünkü kış soğuğunda yardımına alakargalar, baykuş, saksağan ve başka başka kuşlar koşup, titreyen bedenini ısıtıyor.

Pek çok şeyi özlüyor Paula: Şaklabanlık yapmayı, rüyalarını anlatmayı, kavga etmeyi, annesinin üstünü örtmesini ya da babasının kulaklarını çekiştirmesini. Fakat geçmişten anımsadıklarına duyduğu özlem ne denli büyük olursa olsun, Paula yeniden yerçekiminin esiri olmayı reddediyor. Yerde var olmanın dayanılmaz ağırlığına karşı koyup, havada var olmanın hafifliğini tercih ediyor. Evet, belki de Paula’nın mücadelesi kendi tercihinde diretmesidir, kim bilir?…

Yerde Ağır Gökte Hafif Zoran Drvenkar Resimleyen: Peter Schössow Çeviren: Suzan Geridönmez Günışığı Kitaplığı, 92 sayfa

Yerde Ağır Gökte Hafif Zoran Drvenkar Resimleyen: Peter Schössow Çeviren: Suzan Geridönmez Günışığı Kitaplığı, 92 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Çocukluğunun en güzel günleri bir tavuk çiftliğinde ve İstanbul’un göbeğinde o dönemde istila edilmemiş kırlarda geçti. Tıp eğitimi aldı, hekim oldu, sonra çocuk kitaplarına merak sardı. Kurda kuşa, börtü böceğe düşkün ve en çok da onlarla ilgili okuyup yazmayı seviyor. Düşkurdu Bir Düş Kurdu, Börtü Böcek Güncesi, Zincir, Kar Benek Kara Benek ve Kim Korkar Mavi Kurttan adlı kitapları yazdı. Yazdığından çok daha fazla kitap çevirdi. Çevirdiğinden çok daha fazla kitap için eleştiri yazıları yazdı. Sürekli genişleyen kedi kadrosu, ara sıra bahçeye misafir olan yavru/yaralı martılar ve bir ergen gürgenle birlikte yaşıyor. Biyoloji, sağlık, kent doğası ve çocuklar üzerine kafa yoruyor. Ya evde çalışıyor ya ormanda dolaşıyor.

Yorum yaz