İyi Kitap

Şalgam ülkesinin tuhaf halkı

Şalgam ülkesinin tuhaf halkı

Sennur SEZER

Carl Sandburg Rootabaga Öyküleri’nde, kendilerine özgü bir coğrafyada yaşayıp, kendilerine özgü âdetlere sahip olan komik insanları anlatıyor. Saçmalamaktan ve saçmalıktan çekinmeyen bu insanlar, Rootabaga Ülkesi’nin özgür topraklarında yaşıyor.

Çocuklar oyuna başlarken, ebe seçerken tekerleme söyler, oyuna tekerlemeyle çağırırlar: “Saklambaç oynayacaklar kaleye mum diksin!” Kimi oyuna tekerlemeler eşlik eder: “Yağ satarım bal satarım, ustam öldü ben satarım.” Tekerleme nedir? Bir gurup sözcüğün uyaklar, ölçüler, birbirine benzer sesler ve ses taklitleriyle şiire benzetildiği düzenlemelere  tekerleme denir.

Birbirine benzemez düşlerin sıralanmasıyla inanılması zor öyküler anlatan ve çoğunlukla masalların başlarında yer alan tekerlemeler, masaldan bağımsız, gerçeküstü yapılarıyla dinleyeni/okuyanı masala hazırlar: “Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellâl iken, pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Babam düştü beşikten anam düştü eşikten, babam kaptı yarmayı anam kaptı maşayı, dolaştırdılar bana dört köşeyi.” Tekerlemeler çocukların zekâ, bilgi, duygu ve davranışlarını, birlikte öğrenme, gülme, iş görme bilincini geliştirir. Bu yüzden her dilde tekerlemelere rastlanır.

BEZ BEBEK İLE SÜPÜRGE SAPI

Carl Sandburg’un Rootabaga Öyküleri’ni okurken bu öykülerin tekerleme olarak tasarlandığını düşündüm. Çünkü öyküler masal tekerlemelerine benziyordu: “Bez Bebek Süpürge Sapı ile evlendiğinde düğün yapıldı. Bir bez bebek evlendiğinde görülen en büyük düğün alaylarından birinin olduğu bir düğün oldu. (…) Düğün alayında kimler vardı. Önce Kaşık Yalayıcılar geldiler. Her birinin elinde bir çay kaşığı ya da çorba kaşığı vardı; çoğunda da büyük yemek kaşıkları bulunuyordu. Kaşıklarda ne mi vardı? Kimilerinde tereyağ, kimilerinde sos, kimilerinde de kremalı şekerleme vardı. (…) Sonra Tencere Çalıcılar geldiler. (…) Tencere Çalıcılar, bıçaklar ve çatallarla, demirden ve tahtadan çubuklarla bakır tencerelerin altına vuruyorlardı. (…) Sonra Çukulata Çeneler geldiler. Hepsi çukulata yiyor, çukulatalar çenelerine bulaşıyordu.”

Carl Sandburg (1878-1967) İsveç’ten Amerika Birleşik Devletleri’ne göçen bir ailenin çocuğuydu. Ailenin yedi çocuğu vardı. Çocukların ikincisi olan Carl, on üç yaşında süt kamyonu sürücüsü olarak çalışmaya başladı. Pek çok iş değiştirdi. 1901’de Lombard College’ın yayın organının yönetmeni olarak gazeteciliğe başladı. İlk şiir kitabı 1904’te yayımlandı. “Şikago Şiirleri” (Chicago Poems) adlı kitabıyla adını ABD dışında da duyurdu 1922’de Rootabaga Öyküleri’ni yazdı. “Rootabaga” ne demek? İsveççe de şalgama “rotabagge” denir. Onun bu sözü Amerikanlaştırarak “rootabaga” yaptığı varsayılır.

Carl Sandburg’un ailesinin (pek çok göçmen ailede görüldüğü gibi) hemen her konuşmada geldiği ülkeyi, doğduğu şehri andığı düşünülebilir. Bir çocuk babasını ya da ninesini dinlerken duyduğu adları başka sözcüklerle karıştırabilir. Mesela Yanya’yı Yahni diye anlayabilir. Diyelim Türkçe konuşan bir çocuğa, yediği “simit”in İngilizcede bir insanın soyadı olması gülünç gelebilir. Carl Sandburg,  anlattığı öykülerdeki köylere, çocukların pek hoşlanacağı komik adlar takmış: Yahni Köyü, Kremalı Pasta Köyü. (Belki de İngilizcede kullandığı sözcükler İsveççedeki bazı sözcüklerin bozulmuş halleridir).

Sandburg, öykülerindeki hayvanları da kimi zaman kimliklerine komik biçimde aykırı şekilde adlandırmış, mesela “sosis kaplan” demiş. Oysa kaplan etle beslenir… Kimi zaman da çıkardıkları sesler  hayvanların adı olmuş: mesela vızır vızır. (Elbet bunların sinek ya da böcek olduğunu anladınız).

Dille oynamayı seven, ses oyunlarını bolca ve mizahi bir üslupla kullanan yazarın çocuk kitapları, seksen yıldır işte tüm bu özellikleriyle sevilip okunmuş.

Rootabaga Öyküleri Carl Sandburg Çeviren: Tunç Tayanç Dipnot Yayınları, 152 sayfa

Rootabaga Öyküleri Carl Sandburg Çeviren: Tunç Tayanç Dipnot Yayınları, 152 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz