İyi Kitap

Eski bir çapulcu:  Mahatma Gandhi

Şeref BİLSEL

Kazuki Ebine, çizgi romanında hem Gandhi’nin hayat hikâyesindeki dönemeçleri gösteriyor, hem de dikkatimizi dağıtmadan bir siyasinin, düşünürün serüvenine ortak ediyor bizi. Pasif direnişin, sivil itaatsizliğin tarihine bir de Hindistan’ın bağımsızlığı üzerinden bakmak için…

İnsanın huzuru, refahı, onuru için uzun yol yürümüş, pek çok zorluğa karşı direnmiş öncüler vardır. Bu insanların hayat hikâyeleri her dönemde okunacak ve insanın vicdanını, merhametini, onurunu işaret eden bir yol levhası gibi takip edilecek derslerle yüklüdür. Mahatma Gandhi de bunlardan… İnsanı, adaleti, gerçeği savundu bütün ömrünce. Sadece Hindistan’ın bağımsızlık hareketinin lideri değildir o; ezilen, sömürülen, kaderini, geleceğini tayin hakkı elinden alınan insanların, dolayısıyla halkların da ruhani liderleri arasındadır. 2010 yılında basılan Mahatma Gandhi çizgi romanı bugün içinde bulunduğumuz ortamı daha içeriden anlamamızı kolaylaştırıyor. Kim için, kimlerle, neye karşı, nasıl mücadele edildiğinin örnekleriyle dolu kitap. Bir insanın kendi keyfinden, gündelik heyecanlarından uzaklaşarak toplum için yürüdüğü uzun yolu önümüze seriyor. Hapiste bile ülkesini ayağa kaldırma gücüne sahip Gandhi  bugünü açıklar mahiyette şöyle sesleniyor: “Zayıf olan asla bağışlayamaz. Bağışlamak güçlünün özelliğidir.” Sivil itaatsiz biriydi Gandhi, her türlü şiddete karşı insanlığını yanına alarak direnmiş bir erdemli kahraman.

Kazuki Ebine bu çizgi romanda hem Gandhi’nin hayat hikâyesini belirleyen önemli olayları, dönemeçleri bizlere gösteriyor, hem de özenli kurgusuyla dikkatimizi dağıtmadan bir siyasinin, düşünürün odağında olduğu bir serüvene çıkartıyor bizleri. Vaktiyle mahcup, topluluk karşısında konuşamayan birinin zamanla içinde bulunduğu topluluğu nasıl yönlendirdiğine tanıklık ediyoruz. Bir yandan da dinî öğretilerin insanlara yönelen evrensel mesajları (sabretmek, öldürmemek, öfkelenmemek, sevmek vs.) eşlik ediyor yürüyüşümüze. Hindistan’daki kast sistemine nasıl karşı çıktığı birbirini takip eden olaylar üzerinden ustalıkla aktarılmış. İnsan kardeşlerine yardım etmek için para almamalıdır anlayışı, bütün insanlığı Gandhi’ye kardeş ve yol arkadaşı kılmış.

Bir Hindu olarak başladığı serüvenini bütün insanların dönüp bakacağı onurlu hâtıralarla dolu bir direniş antolojisine dönüştürmüş Gandhi. Kara kanunlara, insanlığa giydirilmek istenen tasmalara karşı kibirlenmeden, büyüklenmeden sabırla mücadele etmiş. Kitabı oluşturan çizimler yazının donmuş, esnemeyen çehresine zihinde kalıcı hareketler, görüntüler eklemiş. Bugün, Gezi Parkı’ndan yurdun tamamına yayılan hareketin içindeki pasif direniş (duranadam) ve sivil itaatsizlik etrafında adlandıracağımız silahsız başkaldırı unsurları, 20. yüzyılda en somut biçimde Gandhi gibi birkaç insanın hayatı etrafında biçimlendi. Terör ve şiddet olmadan, pasif direniş ve sivil itaatsizliği “aktif bir silah”a dönüştüren liderlerden biriydi o. İnsan için, insana rağmen, insanlarla yol aldı.

Kendisine zulmedenlere ceza verilmemesi için yalvaran bir kahramanın adım adım kendi topraklarından başlayıp zamanla bütün ezilmiş insanları, halkları kendine çeken mücadelesine tanık oluyoruz.

Gandhi bize, dünyada görmek istediğimiz değişimi önce bizim yaşamamız gerektiğini söylüyor. İngilizlerin zorba kuralları ve vergi sistemi altında sömürülen, ezilen çiftçilerin acı ve umutsuzluğunu ortadan kaldırmak için sistemi bütünüyle boykot etmek gerektiğini söylüyor. Böylece tuz yolculuğunu, tuz kardeşliğine dönüştürüyor; insan tuzsuz yaşayamaz, bilinir. Biraz tuz için on binlerce insanın yürüyüşüne karşı, “Neden bu insanlar biraz tuz için galeyana geliyorlar?” diyen yöneticiler bugün de var maalesef. (Neden bu insanlar üç-beş ağaç için direniyor?) Oysa Gandhi ve yol arkadaşları bu “tuz” ile İngiliz İmparatorluğu’na başkaldırıyor. Bir imge tuz, zamana karşı direnen bir metafor, tıpkı Gezi Parkı gibi. Bugün modern edebiyat içinde bir motif olarak “tuz” önümüze geldiğinde, tarihe kulak kesilenler, bu üç harften mürekkep sözcüğün içinde eski bir çapulcunun kalbinin attığını duyar. Boşuna değil, Uygurca-Tatarca’da “çapul” “koşan” anlamına geliyor; çapulcu ise “koşucu/akıncı”…

Mahatma Gandhi Kazuki Ebine Çeviren: Ayser Ali Galata Yayıncılık, 200 sayfa

Mahatma Gandhi Kazuki Ebine Çeviren: Ayser Ali Galata Yayıncılık, 200 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz