İyi Kitap

Gorki’nin çocukluğu

Gorki’nin çocukluğu

Ceyhan USANMAZ

Ünlü Rus yazar Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin ilk kitabı olan Çocukluğum, yazarın 5 yaşından, yani babasını kaybettiği tarihten başlayarak, dede evinden ayrıldığı zamana kadarki yaşamını gözler önüne seriyor.

Beş yaşında babasını kaybettiği bilinen ünlü Rus yazar Maksim Gorki’nin kaleme aldığı otobiyografik üçlemenin ilk kitabı olan Çocukluğum, işte tam da bu anla başlıyor: “Yarı karanlık, daracık odada, babam pencerenin önünde, yerde yatıyordu.” Babasıyla artık vedalaşması gerekmektedir Gorki’nin; bu aynı zamanda, yeni bir yaşamın da başlangıcıdır kaçınılmaz olarak. Annesi ve büyükannesiyle birlikte yola çıkıp dedesi, dayıları, yengesi ve kuzenleriyle birlikte yaşayacağı yeni eve taşınırlar; Nijni şehrine. Ancak ne genişleyen yeni ailesinden ne de o tek katlı yeni evinden hoşlanır Gorki, şöyle yazar: “Benim için yoğun, renksiz bir yaşam başlamış, korkunç bir hızla akıp gidiyordu. İyi yürekli, ama acımasız, doğrucu bir meleğin anlattığı ağır bir masal gibi hatırlıyorum o günleri.” Evde, hayatın giderek daha da zorlaştığını hissetse de elinden bir şey gelmez; tek tesellisi, onunla çok sıcak bir ilişki kuran büyükannesidir. Büyükannesinin anlattığı hikâyeler, nispeten genişleyen ailesindeki bireylerin farklılığı, özellikleri, tanıklık ettiği olaylar; bütün bunlar aynı zamanda bir yazarı da müjdelemektedir aslında. Yaşadıkları, gördükleri ve duydukları bir altyapıdır adeta…

Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin ilk kitabı olan Çocukluğum, yazarın 5 yaşından, babasını kaybettiği tarihten başlayarak, dede evinden ayrıldığı zamana kadarki yaşamını gözler önüne seriyor. O evden ayrıldığında artık tek başınadır Gorki ve yine tek başına “ekmeğini kazanmak” durumundadır. İşte üçlemenin ikinci kitabı da (Türkçeye daha çok Ekmeğimi Kazanırken adıyla çevrilmiştir) erken atılmak zorunda kaldığı çalışma hayatında odaklanır. Üçlemenin son kitabı ise Benim Üniversitelerim adını taşır. Maksim Gorki’nin ismi, ağırlıklı olarak her ne kadar Ana romanıyla birlikte anılsa da, kaleme almış olduğu bu otobiyografik üçlemesi de bir “başyapıt” olarak nitelendirilebilir pekâlâ. En nihayetinde bir dünya klasiği olarak, “okuma serüveni”mizin bir anında mutlaka karşımıza çıkacaktır.

DÜNYA MİRASI KLASİKLER

“Dünya klasikleri” denince aklımıza ilk gelen isimler nedense genellikle Rus yazarlar oluyor ve dolayısıyla Rus klasikleri… Karamazov Kardeşler, Suç ve Ceza gibi romanlarıyla Dostoyevski; Savaş ve Barış, Anna Karenina gibi romanlarıyla Tolstoy ya da Vişne Bahçesi ile Çehov; Babalar ve Oğullar ile Turgenyev gibi… Maksim Gorki de, Puşkin ve Gogol gibi bu isimlerden biri hiç kuşkusuz. Ancak bir “dünya klasiği”nden bahsederken aslında William Shakespeare, Jane Austen, Charles Dickens gibi İngiliz yazarlar; Honoré de Balzac, Victor Hugo, Alexandre Dumas gibi Fransız yazarlar; Jack London, Ernest Hemingway, Mart Twain gibi Amerikalı yazarlar ya da Goethe, Thomas Mann gibi Alman yazarlar da gelmeli akla… Hatta Dante, James Joyce, Kafka gibi isimleri de ekleyerek bu listeyi bir hayli uzatabiliriz. Rus klasiklerine neden daha düşkün olduğumuzu şimdilik bir kenara bırakıp bütün bu isimleri ve eserlerini birer dünya mirası kabul edebiliriz. Dünyanın hangi topraklarından çıkarsa çıksınlar, burada belki de asıl önemli nokta, bu farklı dillerdeki dünya klasiklerinin Türkçe çevirilerinin yetkinliği… “okunaklı” çeviriler olup olmadıkları…

Bir kitapçıya adım attığımızda, herhangi bir dünya klasiğinin farklı yayınevlerince yayımlanmış birçok çevirisine rastlamamız mümkün. Fiyatlarına göre karar verme eğiliminde olsak da, bence asıl önemli kriter çevirmenin kim olduğu. Örneğin Çocukluğum kitabının Can Yayınları tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yeni baskısında çevirmen olarak Ergin Altay’ın ismini görüyoruz. Uzun zamandır Rus edebiyatından çok sayıda eser çevirmiş olan Altay’ın yanı sıra, yine Rus edebiyatı konusunda güvenilir isimlerden biri kabul edilen Sabri Gürses yayına hazırlamış bu kitabı. Özellikle dünya klasikleri söz konusu olduğunda kitabı kimin çevirdiğine, yayına kimin hazırladığına, hatta düzeltisini kimin yaptığına bile dikkat etmek gerekiyor bence…

Çocukluğum Gorki Çeviren: Ergin Altay Can Yayınları, 280 sayfa

Çocukluğum Gorki Çeviren: Ergin Altay Can Yayınları, 280 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1980 Bursa doğumlu. Yayın hayatı sona erene kadar, yaklaşık dokuz yıl, aylık kitap ve eleştiri dergisi Virgül’ü çıkaran ekibin içinde yer aldı. Kanat Kitap'ın kuruluşundan itibaren editörlerinden biri olarak çalıştı. Çeşitli yayınevlerinde serbest editörlük yaptı. Şu sıralar, Açık Radyo'daki haftalık programlarına devam ediyor ve güncel edebiyat dergisi SabitFikir’in genel yayın yönetmenliğini sürdürüyor.

Yorum yaz