İyi Kitap

Dünyaya dikdörtgen bir pencereden bakmak!

Dünyaya dikdörtgen  bir pencereden bakmak!

Sedef PEKİN

Muharrem Buhara’nın kaleme aldığı Ara Güler biyografisi, çocukları hem fotoğrafa hem de foto muhabirliğine yakınlaştırıyor. Çocuklar, Ara Güler’in anılarını keyifle okurken başka bir dönemde yaşanan hayatlara tanık olacak, üstüne fotoğrafın büyük ustasıyla tanışacaklar.

Türkiye’de fotoğraf denince akla ilk gelecek isimlerden biridir Ara Güler. “Tophaneli Hamallar”, “Balıkçılar Eve Dönerken” gibi efsanevi fotoğraflarını ve Alfred Hitchcock’tan Picasso’ya ünlülerin ilginç karelerini birçoğumuz hatırlar. Peki ya çocuklar, kaç fotoğrafçı bilir, fotoğrafçılığın maceralı, sosyal, yaratıcı bir meslek olduğunu ne zaman keşfederler?

İşte Can Çocuk tarafından Muharrem Buhara imzasıyla yayımlanan Ara Güler biyografisi, çocukları hem fotoğrafa hem de foto muhabirliğine yakınlaştırıyor. Kitabın nasıl bir yöntemle kaleme alındığı konusunda bir bilgiye rastlayamadım ama Buhara’nın son sözünden ve metin aralarında yer verdiği, Ara Güler’in ağzından aktarımlardan, bir söyleşiden yola çıkılmış olduğunu tahmin ediyorum. Ara Güler’in çocukluğunu, fotoğrafa nasıl başladığını ve birtakım önemli fotoğraflarının öyküsünü heyecanla okudum.

Anaokulu yıllarında bile ilgisi okula değil sokaklaradır Ara Güler’in. Meraklı bir çocuktur. Bu merak annesini hop oturtur hop kaldırır. Mesela bir gün trenlerin nasıl fren yaptığını görmek için raylara yatar, başka bir gün tramvaya asılır. Haylazın tekidir anlayacağınız! Fakat bu merakı sayesinde, tanımadığı dünyaların, hayatların ve öğrenme tutkusunun peşine düşer.

SAVAŞ MUHABİRİ

Babası Dacat Bey’in ecza deposu vardır, gayet varlıklı bir ailede büyür Ara Güler. Pangaltı Lisesi, Galatasaray Lisesi, ardından da Ermeni Lisesi’ne gider. Ama derslerle arası iyi değildir, lise birde sınıfta kalır. Babası onun hayal ettiği gibi doktor ya da eczacı olmayacağını anlamıştır, çünkü Ara Güler en çok sinemaya ilgi duyar. Babasının yılbaşında hediye ettiği film gösterme makinesiyle yazlık evlerinin alt katını sinema salonuna dönüştürür. Arkadaşlarını toplar, onlara bedava film izletir. Tek sorunu, makinesinin filmleri sessiz oynatmasıdır. Buna kafayı takar Ara Güler ve makineye yerleştirdiği bir lambayla derdine çare bulur. Artık yazlıklarında ve İstanbul’daki evlerinde her gün film festivali yaşanmaktadır. Gel gör ki sinema macerası iki büyük yangın ve üç yıl üst üste sınıf tekrarı nedeniyle sona erer.

Ara Güler ilk fotoğraf makinesini 22 yaşında alır. O dönemde fotoğrafla ilişki şimdikinden bambaşkadır. Oldukça lüks bir şeydir fotoğraf makinesine sahip olmak. Makineler de bugün çokça kullanılanlar gibi dijital değil, analog, filmlidir. Ara Güler makinesini elinden düşürmez ve dünyaya vizörün ardından bakmayı hiç bırakmaz.

Binlerce günbatımı, binlerce gün doğumu çektikten sonra da gazeteciliğe başlar. Ara Güler’i müthiş maceralı yıllar beklemektedir. Türkiye’de ve dünyanın pek çok ülkesinde fotoğraflı haberlere imza atar, yavaş yavaş adı duyulmaya başlar, pek çok ödül alır. Neler yaşar neler. Efsanevi Nuh’un Gemisi’ne ait olduğu iddia edilen kalıntıları tarihte ilk kez o fotoğraflar, savaş muhabirliği yapar, kurukafa avcılarının ülkesine gidip onlarla konuşur, Picasso ve Dali gibi çağdaşı önemli sanatçıların, pek çok ünlünün fotoğrafını çeker.

Her fotoğrafının ayrı bir hikâyesi var elbette. Ve de ayrı bir macerası. Ayrı bir anısı. Muharrem Buhara hiç sıkılmadan okunacak bir kitapla Ara Güler’i çocuklara anlatıyor. Kitabın son cümlesini de Ara Güler’e bırakıyor: “Ben dünyaya dikdörtgen bir pencereden bakmaya alışmışım bir kere ve bu hep böyle devam edecek.”

Ara Güler - İyi Fotoğrafçı Dikiş Makinesiyle de Resim Çeker Muharrem Buhara Resimleyen: Sedat Girgin Can Çocuk Yayınları, 104 sayfa

Ara Güler – İyi Fotoğrafçı Dikiş Makinesiyle de Resim Çeker Muharrem Buhara Resimleyen: Sedat Girgin Can Çocuk Yayınları, 104 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz