İyi Kitap

Kitaptan esere uzanan yol…

Kitaptan esere uzanan yol…

Zarife BİLİZ

Çocuk ve gençlik edebiyatı gelişip bir sektör olarak varlığını ortaya koydukça, farklı türde yapıtlar da ortaya çıkıyor. Ünlü yazarların çeşitli kitaplarından seçilmiş kısımlarla oluşturulan kitaplar buna örnek. Fakat bir kitabın “eser” olabilmesi için acaba neler gerekiyor?

Son dönemde ünlü yazarların eski eserlerini gözden geçirip aralarından gençlerin ya da çocukların kavrayabileceğini düşündüklerini seçmesi ve bu tip derleme kitapların yayımlanmasına sık rastlıyoruz. Çabanın altındaki mantığa bakarsak, ticari olabilecek kaygıları iyi niyetle bir kenara bırakırsak eğer, söz konusu yazarları genç okurlarla erkenden ve çağımızın ruhuna uygun “hap formatında” tanıştırma çabası akla ilk gelenlerden. Olay antoloji mantığına tersten benziyor aslında. Antolojilerde çeşitli yazar (veya şairler) bir araya toplanır, söz konusu sanatçıları iyi temsil edeceği düşünülen birer eser seçilir ve genç okurlar böylece çeşitli sanatçılardan tadımlık alarak, geniş bir sofraya giriş yapma şansını elde ederler. Belki daha önce karşılaşmadıkları, gözlerinden kaçan ya da gereken dikkati vermedikleri isimlerle tanışıp yakınlaşarak, dağarlarını genişletebilirler. Daldan dala konmaktan, çeşitli edebi tatlar arasında bu kadar hızlı geçiş yapmaktan hoşlanmadığımdan olsa gerek, antoloji okumaktan pek haz etmem ama faydasını da inkâr edemem. Sırf faydacı bir mantıkla, keşif duygusuyla antolojilere dalmışlığım, çok güzel keşiflerle o dalışlardan yüzeye çıkmışlığım da vardır.

Peki, gelelim bu yazıya konu edindiğimiz ve tersi bir mantıkla hazırlanan kitaplara; ünlü yazarların eserleri içinden gençlere ya da çocuklara yönelik olanların seçilmesine. Daha önce gene İyi Kitap’ta Şeref Bilsel, Dostoyevski’den derlenmek suretiyle benzer bir mantıkla hazırlanmış, Çocuklar Arasında adlı kitabı eleştirmişti. Kitap Karamazov Kardeşler’den çeşitli kısımları bir araya getirerek çocukları bu muhteşem eserle ve Dostoyevski’yle tanıştırma iddiasıyla hazırlanmış. Ancak çabanın iyi niyetli olması sonucun da iyi olması anlamına gelmiyor her zaman. Nitekim Bilsel’in yazısında da belirttiği üzere bir kitabın içinden parçaların kesilip birleştirilmesi, ortaya yeni, bütünlüklü bir eserin çıkması anlamına gelmiyor. Genç okur, belki ilerde kendi bütünlüğü içinde tanışsa sevebileceği bir yazara dair eksik ve eksik olduğu için de yanlış bir kanaat edinebiliyor.

Olumlu örnekler de yok değil elbet, mesela Necati Tosuner’in Dayım Balon Olmuş adlı derlemesi bu açıdan çok başarılı bir örnek. Bu tabii yazarın niteliğiyle de ilintili. Tosuner bir öykücü, üslubunda da çok büyük değişikliklerle sıçrayarak ilerlemiyor; dolayısıyla öykü dilinde ve temalarında tutarlılık gözetmek zor olmamış bütünlüklü, eser denebilecek bir kitabın ortaya çıkabilmesi için. Genç okur gerçekten de bu kitabı okuyunca Tosuner’le içten bir karşılaşma yaşamış oluyor. (Biz de, söz konusu olan edebiyat ise, önemli olanın okur kitlesinin yaşı olmadığını ya da edebiyatın yapılma saikinin bu olamayacağını; ısmarlama kitap ile yazarın bir derdi olduğu için yazılan gerçek edebiyat eserleri arasındaki farkı hissediyoruz.)

Keza Cemil Kavukçu’nun Selo’nun Kuşları adlı derlemesi de bu tür kitapların olumlu örneklerinden. Fakat aynen Tosuner gibi Kavukçu’nun da öykücü olmasının bunda payı olmalı. Peki, söz konusu yazar bir romancı olduğunda durum ne olur? Bir romandan kesilip alınmış parçalarla bütünlüklü, üstelik okuma macerası anlamında nispeten “toy” olan genç okurun alımlayabileceği nitelikte bir “edebiyat eseri” çıkar mı ortaya? Eserin bütünündeki göndermelerden ve eserin genel bağlamından mahrum olduğu halde parça parça “anlatılar” romandaki bütünlüğü kurup da bir kitap olmayı becerebilir mi?

HEDEFLENEN YAŞ GRUBU

Orhan Pamuk’un Ben Bir Ağacım adlı kitabı Doğan Kardeş’ten çıkarak okur kitlesini de imlemiş oldu. Doğan Kardeş, YKY altında yıllardır çocuk kitapları basıyor. Demek ki bu da bir çocuk (veya ilkgençlik) kitabı ya da bu yaş grubunun okuyup alımlayabileceği bir kitap olmalı. Kitabın reklamlarında, yayımlanmamış bir kitaptan bahsedildiğini hatırlıyorum (Mevlut adlı bir çocuk kahramanın adı geçiyor, kahramanın ortaokul yıllarından bahsediliyordu). Orhan Pamuk’un çocuklar için yazdığı bir kitap sanmam bunlardan kaynaklanmış olmalı. Sonradan anladım ki bu algı “yanılmasından” mustarip olan bir tek ben değilmişim. Böyle düşünüp kitabı alan ve sonra hayal kırıklığına uğrayan başkaları da olmuş.

Kitabın üstünde “Seçme Parçalar” yazıyor. Alttaki resmin içinde de “Mevlut’un Ortaokul Yılları”. İçini açıp karıştırdığınızda yazarın farklı kitaplarından alınmış, farklı üsluplarda yazılmış, farklı temaları konu edinen, çok çeşitli uzunluklarda yazılar görüyorsunuz. Benim Adım Kırmızı’dan, Kara Kitap’tan, Kar’dan, yazarın kendi çocukluk anılarını derlediği İstanbul’dan alınmış parçalar. Kimi, postmodern anlatının özelliklerini taşıyan küçük öykücükler; modern dönemin ironisiyle sarmalanmış masalımsı söylence parçaları. Kimi, alındığı kitabın bütün kurgusundan çekilip çıkarıldığında havada kalan yoğun referanslarla örülü, ironik ve tarihsel göndermelerle dolu uzun diyaloglar. Yazarın henüz yayımlanmamış, taslak halindeki kitabı Kafamda Bir Tuhaflık’tan alınmış uzun bir bölüm: “Mevlut’un Ortaokul Yılları”.

ESERDE BÜTÜNLÜK

Köyden yeni gelmiş, gecekonduda yaşayan yoksul Mevlut’un, 70’li yılların, sınıfların daha karışık olduğu sosyal ortamında zengin çocuklarıyla aynı okula gitmesi ve buradaki yaşantısı, hisleri kendi ağzından anlatılıyor öykü boyunca. Arka planda ise dönemin toplumsal koşullarına bugünden bakan yazarın ironik bir üslupla ideolojik göndermeleri yatıyor. (Buradaki anlatının çocukları ilgilendirmesi sanırım Mevlut’un de ortaokula gidiyor olmasıyla bağlantılı. Ama bir anlatının kahramanının çocuk olması o kitabın çocuklara uygun olduğu anlamına gelmez. Üstelik Mevlut, anlatısıyla ortaokula giden bir çocuğu çağrıştırmadığı gibi, farklı farklı karakterler ortaya çıkıp sözü alırken, anlatıda, dilde kahramanın değiştiğinin ya da söylendiği yaşta olduğunun izlerini de göremiyoruz.) Mevlut anlatısının ne kadar hedeflenen yaş grubuna göre olduğu tartışılır ama bu tamamen başka bir yazının konusu.

Yazarın kendi çocukluğunu anlattığı İstanbul adlı kitabı ise nispeten sahiciliği, içtenliği ve aktardığı hassasiyetin niteliği nedeniyle genç okurlara en çok hitap edebilecek kısımları içeriyor, oradan alınmış parçalar kendi içinde bir bütünlük taşıyor, ne var ki onlar da kitap içinde bir araya geldiği diğer yazılarla hiçbir şekilde ilişkilenmiyor.

Her romanın gerek dil gerek konu gerekse üslup anlamında kendi içinde bir bütünlüğü bulunabilir ama farklı romanlardan parçaları bir araya getirdiğinizde bu farklı üsluplar, temalar birbiriyle çatışıp ortaya bir kakofoni çıkarabilir pekâlâ. Öyle ki genç okur nasıl bir keşmekeş içinde olduğunu anlayamayıp olay yerinden kaçarak uzaklaşabilir, bırakın genç okuru, bu bağlamsızlık, daldan dala sıçramalar ve havada kalan referanslar bizi de kitabı elden bırakmaya itebilir. Ama zaten iyi bir okursanız tutup  yazarın çeşitli kitaplarından kesilip yapıştırılmış parçalardan oluşan bir ”derleme”sini değil, bizzat romanlarını alıp okur, bu tanışmayı üslubunca, zamanında ve adamakıllı yaparsınız.

Ben Bir Ağacım

Orhan Pamuk

Yapı Kredi Yayınları, 128 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

lorem ipsum lorem ipsum lorem ipsum

Yorum yaz