İyi Kitap

Mucizeler arka bahçenizde olabilir!..

Mucizeler arka bahçenizde olabilir!..

Nilay YILMAZ

Her şey Lilly ve ailesinin Çörek Evi’ne taşınmasıyla başladı. Lilly orada, büyüklerin fark etmediği bir şey keşfetti: tıpkı bir bukalemun gibi renkten renge girerek görünmez olan, hayvan dillerini ve “terstence”yi çok iyi konuşan Küçük Hanım’ı.

Fırından yeni çıkmış sıcak bir çöreğin kokusuna karşı koymak zordur. Çöreklerin yıllardır bitmeyen bir büyüsü vardır; hiç beklenmedik bir anda karşınıza dikilir ve kokusuyla sizi baştan çıkarır. Lilly ve ailesinin de yeni bir eve taşınmasına yol açan böyle bir çörek işte. Ancak bu çöreğin kokusu yok, çünkü alçıdan yapılmış, altın renkli ve dört katlı bir binanın girişine asılı olmasaydı, kendilerine ev arayan Bay ve Bayan Bar’ın, özellikle de Bayan Bar’ın ilgisini çekmezdi. İşte her şey o alçıdan yapılmış altın renkli çöreği görmeleriyle değişmeye başladı. Bar ailesinin Çörek Evi’ne taşınması, Lilly’nin annesinin bir fırında çalışıp yeni tarifler denemesi, Lilly’nin Çörek Evi’nin arka bahçesinde keşif turlarına çıkıp Küçük Hanım ve bin yaşındaki bukalemunu Chaka ile tanışması sadece bir başlangıçtı. Ve Küçük Hanım’ın, Çörek Evi’nde çöreklenen, filizlenen bir düş olarak Lilly’le buluşması hiç de tesadüf değildi.

Küçük Hanım’ı bilenler bilir, o gerçekten de küçük bir hanımdır. Lilly de onu gördüğünde şaşırır, çünkü yaşadıkları evin arka avlusundaki söğüt ağacının altına kurduğu bir çadırda yaşayan bu küçük kadın, kısa boyu, zarif tavırları, safari şapkası ve elinden hiç bırakmadığı şemsiyesiyle çok farklı görünür. Üstelik bu şemsiye sapının bir bukalemun kuyruğundan yapılması, şemsiyenin yardımıyla Küçük  Hanım’ın tıpkı bir bukalemun gibi renkten renge dönüşüp görünmez olması, hayvan dillerini ve “terstence”yi (harfleri tersten söyleyerek) konuşması Lilly’yi daha da şaşırtır. Lilly, okul şöleninde bir fotoğraf makinası kazandığı o şanslı günde, gri ve sıkıcı olduğunu düşündüğü evlerinin arka avlusuna adım atmasının onun hayatını nasıl değiştireceğinden henüz haberdar değildir. O, aklını fotoğraf makinasını bir an önce kullanmaya takmış, makinanın içine çipi yerleştiremediği için birinin ona yardım etmesini isteyerek dolaşıp durmaktadır.

DÖNÜŞÜMÜN BÜYÜSÜ

Daha önce hiç bu kadar güzel bir şey kazanmadığını düşünen ve bu heyecanla hoplaya zıplaya eve giden Lilly’nin, evdekilerin keyfini beklemeye hiç niyeti yoktur. Ona yardım etmeyen anne babasına kızgın ve kırgın duygular içinde çok sevdiği Çörek Evi’ni bile terk etmeyi düşünen Lilly, kapıcı Bay Leberwurst’un avlunun kapısına astığı “Çocukların Girmesi Yasaktır” tabelasını görünce büyüklere daha da kızarak avluya girer. İşte Küçük Hanım’la karşılaşması ve onunla avlunun hiç ayak basılmamış ormana benzeyen köşelerini her gün birlikte keşfe çıkma serüvenleri o gün başlar. Avludaki bu heyecanlı safarilerin en büyük engeli Bay Leberwurst’tur. Kuşaklar boyu Çörek Evi’nde kapıcılık yaparak aile geleneğini sürdüren Bay Leberwurst, avluya açılan bütün kapıları kilitleyerek Lilly’yi zor durumda bırakır. Annesini Küçük Hanım’ın var olduğuna ikna etmesi yeterince zorken Lilly’nin bir gece yarısı avluda mahsur kalması ortalığı iyice karıştırır.

Mary Poppins ve Pippi Uzunçorap karışımı bir karakter olan Küçük Hanım’ı sekiz yaşındaki Lilly ile beş yaşındaki kardeşinin fark etmesi şaşırtıcı değil. Çocukları sevmeyen ve avluya girmelerine izin vermeyen Bay Leberwurst’un avluyu süpürürken başını hiç kaldırmadan çalışması, yabani otlarla kaplı çalılıkların arasında yaşayan hayvanlardan ve binbir farklı bitkiden haberdar olmaması, Lilly’nin anne babasının bir basamak ötelerinde gerçekleşen küçük mucizelerin ve muzipliklerin farkına varmaması, yetişkinleri ayaklarının dibindeki güzellikleri görmeye kapatan sebeplerden sadece birkaçıdır.

Neyse ki Lilly ve kardeşinin merakı Çörek Evi’nde yaşayan büyüklere de güzellikleri uzaklarda değil, en yakınlarında, “arka bahçeleri”nde aramaları gerektiğini anımsatıyor. Gerçeğin ve görünenin ne olduğunu okura düşündüren Küçük Hanım’ın bukalemun özelliği ve yanından hiç ayırmadığı bin yaşındaki bukalemunu Chaka’nın arkadaşlığı, dönüşümün büyüsüne ve sonsuzluğuna da gönderme yapıyor. “Ne zaman bir çocuk perilere inanmıyorum dese, bir yerlerde bir peri düşüp ölüverir,” ya Peter Pan’da, işte Küçük Hanım’ın varlığı da insanın aklına perileri getiriyor. Ve bazı şeyleri görebilmenin dönüştürücü mucizesini…

Küçük Hanım Stefanie Taschinski Resimleyen: Nina Dulleck Jatkowska Çeviren: Ayça Sabuncuoğlu İletişim Yayınları, 116 sayfa

Küçük Hanım Stefanie Taschinski Resimleyen: Nina Dulleck Jatkowska Çeviren: Ayça Sabuncuoğlu İletişim Yayınları, 116 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz