İyi Kitap

Bir adada kuş bekçisi olmaya ne dersiniz?

Bir adada kuş bekçisi olmaya ne dersiniz?

Pelin ÖZER

Ada öykülerini sevenlere müjde! Keşif merakıyla sorular sorduran, insanlarla hayvanların dostça paylaştığı huzurlu bir dünyadan neşeli haberler veren, sakarlıklarıyla, acemilikleriyle, iyi niyetli buluşlarıyla okuyanların içini ısıtan bir hikâye Arne’nin Adası.

Edebiyata yeni başlayanlar için her kitap bir macera vaadi elbette, ancak yine de macera söyleminin, macera külliyatının abecesi niteliğinde bazı kitaplar var ki açık zihinleriyle ince ciltli kitapları neredeyse tek lokmada hazmetmeye hazır olanlara sakince ipucu veriyor. Matthias Weinert’in kaleme aldığı Arne’nin Adası işte böylesi kitaplardan. Hem bir ada söyleminin etrafında şekilleniyor; korsan, denizci hikâyeleriyle hareket kazanıyor;  hem de koruma altına alınan özel kuşların yaşam alanlarını savunuyor. Keşif merakıyla sorular sorduran, insanlarla hayvanların dostça paylaştığı huzurlu bir dünyadan neşeli haberler veren, sakarlıklarıyla, acemilikleriyle, her zaman iyi niyetli buluşlarıyla okuyanların içini ısıtan bir hikâye Arne’nin Adası.

Adanın resmi kuş bekçisi olan emektar denizci Arne’nin görevi, nisan ayının ortalarında kuzey kıyısının sarp yamaçlarına yumurtlayan küçük dalıcı martıları ve deniz papağanlarını devlet adına izlemektir. Onları sayarken ve düşman avcılardan, her tür tehlikeden özenle korurken, kendisi gibi ihtiyar köpeği Martha’yla birlikte ada hayatının nimetlerinden faydalanmaktadır. Anakaranın açıklarındaki bu minik adada, neredeyse yüz yıl önce balina avcıları tarafından kışlık barınak olarak inşa edilmiş biraz eğik bir istasyon, Arne’nin yaşadığı ahşap ev, küçük bir jeneratör kulübesi, kayıkhane, eski bir kurtarma teknesi olan “Uğuldayan Rüzgâr”, kuzeyde ve güneyde olmak üzere iki adet deniz fenerinden başka bir şey yoktur. Arne bu adaya “Ada HX 37” adını vermiştir, zaman zaman da “Arne’nin Adası” der kendine ait bu minik kara parçasına.

SAKAR KUKİ

Arne ile Martha’nın canı adada hiç sıkılmaz, her zaman yapacak bir işleri vardır, kuş bekçiliğinin yanı sıra uyarı ışıklarının çalışıp çalışmadığını kontrol ederler, meteoroloji istasyonlarının ölçüm sonuçlarını okurlar ve binaların tamiratıyla ilgilenirler. Üstelik adada aylaklık da serbesttir; istedikleri zaman nefis yaban üzümleriyle karınlarını tıka basa doldurup saatlerce denize bakabilir, gökyüzüyle denizin birleştiği bu büyülü yerde akordeon eşliğinde, ateş başında bağırarak sabaha dek neşeli şarkılar söyleyebilirler. Ayda iki kez teknesiyle ihtiyaç duydukları her şeyi getiren bir de dostları vardır. Örgülü kızıl saçlarıyla  güleç yüzlü, ufak tefek, tombul İngrid onlara sadece erzak değil, balıkçı kasabasından havadisler de taşır.

Adada sakin hayat kendi ritminde akıp giderken Arne ve Martha’nın sahilde buldukları bir buz kütlesiyle her şey birdenbire hareketlenir. Bu buz kütlesinin içinde bir gölge vardır. Arne büyük bir buluşun eşiğinde müthiş bir heyecan yaşar: “Bu çok özel ve nadir bulunan bir şey! Onu eriten geçmişe göz atabilir.” Buz kütlesini vinçle kaldırıp römorka koyar ve Martha’nın da yardımıyla araştırma istasyonuna varmayı başarırlar. Ama o da ne? Buzun içinde hortumu ve kanatları olan minik bir yaratık vardır, üstelik onu saran buzdan kurtulduğu andan itibaren ortalığı birbirine katmayı başarır. Adadaki sakin hayat bir anda değişir. Kuki adını verdikleri bu yaratık, bulduğu her şeyi kemirmesine ve sakarlıklarıyla ikisini birden çileden çıkartmasına rağmen kısa sürede adanın demirbaşı olmayı başarır. Hatta Arne’nin, kuş yumurtalarına göz diken fırsatçı kardeşler Pit ve Beule’ü korkutup adadan sonsuza dek uzaklaştırma planında kilit rol oynar.

Arne’nin adasında herkese yetecek yer var elbette, giriş izni alamayanlar ise sadece, hangi türden olursa olsun dünyayı paylaştığımız canlılara kem gözle bakanlar… Soluk soluğa okunan bu maceranın büyük sırrını açık etmeden noktayı koymakta fayda var. Adaların ütopyaların can damarı olduğunu bir kez daha hatırlatıp, böylesine korunaklı, sevgi dolu bir adada yaşamanın hayalini kuranlar için adresi de vermiş olalım. Kürekleri Arne’nin adasına doğru çekmek için beklemeye gerek yok.

Arne’nin Adası Matthias Weinert Resimleyen: Astrid Henn Çeviren: Arsel Kayaoğlu Final Kültür Sanat Yayınları, 95 sayfa

Arne’nin Adası Matthias Weinert Resimleyen: Astrid Henn Çeviren: Arsel Kayaoğlu Final Kültür Sanat Yayınları, 95 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz