İyi Kitap

Edebiyatta engellilik

Şeref BİLSEL

Ayfer Gürdal Ünal, dikkate değer bir çalışmaya imza atmış: Türk Çocuk Edebiyatında Engellilik. Yazar, 1969-2009 tarihleri arasında yayımlanmış kırk çocuk kitabını merkeze alarak, bu kitaplardaki “engelli” öznelere yakından bakmamızı sağlıyor ve toplumun engelliliğe bakışını ortaya seriyor.

İnsanın dünya karşısında kendi içine dönüp yazıya (şiir, öykü, roman vs.)  sarılmasının, yazı vasıtasıyla dünyayı anlaşılır bir yer kılma çabasının kökeninde duyduklarını, gördüklerini, bildiklerini herkesin görebileceği bir mesafeden duyurmak, göstermek, bildirmek ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç, biçimini normal olanla normalin dışında kalan arasındaki gerilimden alır. Öğretilmiş ve öylece aktarılmış adlandırmalar, durumlar, olaylar, nesneler; insanlar üzerinden dilin içinde taşınarak yeniden hayatımıza dâhil olur. Bu bakımdan dil, taşıdığı ve içinde var olduğu kültürü birçok koduyla beraber günlük hayatın içinde gezdirir. Sözgelimi “engelliler”i betimlemek için Çinliler “can fei” (yararsız ve özürlü); Danimarkalılar “krobling” (sakat); İspanyollar “menos valido” (malul) sözcüğünü kullanır. Engelli durumuna işaret eden adlandırmalar çoğunlukla bir küçümsemeyi, hâkir görmeyi de beraberinde taşıyor. Kültürü kaydeden edebiyat dili içerisinden bakınca pek çok roman ve öyküde de aynı durumla karşılaşırız: Alaya alınan, küçümsenen, aciz görülen “engelli” özneler çıkar karşımıza.

Ayfer Gürdal Ünal, dikkate değer bir çalışmaya imza atmış: Türk Çocuk Edebiyatında Engellilik. Yazar, 19692009 tarihleri arasında yayımlanmış kırk çocuk kitabını merkeze alarak bu kitaplardaki “engelli” öznelere yakından bakmamıza vesile oluyor. Kendi alanında bir ilk çalışma olan kitap yüksek lisans tezi olarak hazırlanmış. Ülkemizde yaklaşık 8,5 milyon “engelli” insanı doğrudan ilgilendiren bir mesele etrafında, çocuk edebiyatından hareketle hazırlanmış bu özgün eser, kırk yıllık süre içinde kırk ayrı eseri dikkatimize sunuyor.

Ayfer Gürdal Ünal kitapta -ilk bölümde- “Türkiye ve Dünyada Engellilik Tanımı” başlığından hareketle engellilik modellerinden sosyokültürel kuramlara, “Biyo-İktidar ve İtaatkâr Bedenler” başlığı nezaretinde Foucault’nun kavramlarına kadar pek çok bileşenin içinden geçerek bize aile, okul, arkadaş, dış çevre ilişkileri içinde incelediği “engelliler”in Türk Çocuk Edebiyatı içindeki yerini, anlamını daha yakından göstermiş oluyor. Belli bir tema etrafında derli toplu bir arşiv de sunuyor ayrıca yazar. Kırk anlatıdan hareketle engelliyi en çok yaralayanın “arkadaş alayı” olduğunu belirtiyor. “Eserlerin çoğunluğunda engelli, olaylara yön veren konumunda değil, yardım alan konumundadır. Ancak son yıllarda akranları arasında eşit konumda, hatta olayları belirleyen engelli karakterlere az da olsa rastlanmıştır.”

ENGELLİ BİREYİN İÇ DÜNYASI Kitapta sadece engellinin aile, okul, arkadaş ve dış çevre ilişkileri değil, iç dünyası da mercek altına alınıyor. Bu iç dünyada bizi “normal” duruma duyulan özlem karşılıyor. Bugün özellikle cinsiyet ayrımında bir şiddet aracı olarak ortaya çıkan dil, engelliye yönelik kullanılırken de çoğunlukla olumsuz bir tutumdan beslenmektedir. Yazar, dilin engelliye dönük olumlu kullanımına da örnek gösterir:  Sevim Ak’ın, işitme engelli ve konuşamayan bir çocuğun kulaklıkla nasıl işitebildiğini ve hatta ses teknisyeni olarak çalışabildiğini anlattığı romanı Horoz Adam ve Korsan’dan söz açar. Dilin zehrinden bir başka tümceyi panzehir yaparak kurtulan, yeni taşındığı kentte sık sık köydeki Tumtu Kadın’ı  düşünen Yağmur’u anlatır: “Tumtu Kadın, ‘Çocuk değil peri bu.’ demiş benim için. Periyim ben, periler kusursuzdur. Periler kusurlulara yardım ederler. Ben kusurlu değilim. Sesle işim yok yalnızca. Duyanların dünyasında bal gibi  yaşıyorum işte.

Yazar dil bağlamında, engelliyle ilk kez karşılaşılan sahnelerde kullanılan tanımlama sözcüklerini de dikkatimize sunar. Bizi, Kemalettin Tuğcu’nun 1977 yılında yayımlanan Küskün Çocuklar romanındaki yürüme engelli Cemal karakterinin, babasının kucağında odaya geldiği ve Cemal’le ilk karşılaştığımız sahneye götürür: “Bu çocuğun iki ayağında çoraplar vardı ve ayakları içinde kemik yokmuş gibi  sallanıyordu.”

Bugün çocuk edebiyatı zaman içinde, engellinin “kusurlu” olarak algılanmasından büyük ölçüde uzaklaştı. Türk Çocuk Edebiyatında Engellilik gibi eserlerin bu yüzleşmeye daha bir katkısı olacağını düşünüyorum.

Türk Çocuk Edebiyatında Engellilik Ayfer Gürdal Ünal Evrensel Yayınları, 160 sayfa

Türk Çocuk Edebiyatında Engellilik Ayfer Gürdal Ünal Evrensel Yayınları, 160 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz