İyi Kitap

Eyvah, insana dönüştüm!

Eyvah, insana dönüştüm!

Ezel Dağlar ERGÜDEN

Bildiğimiz hikâye malum: Vampir kız ya da oğlan bir insanı ısırıp onu da vampire dönüştürür. Peki, ya hiç tersini duydunuz mu? Kan sevmeyen vampirler, vampirleri ısıran insanlar… Vampir Monti kalıpları tersine çeviriyor, güldürüyor, şaşırtıyor, düşündürüyor.

“Sen hiç gördün mü? Üç kulaklı bir adam…” diye gidiyor şarkı. Benim şarkım ise “Sen hiç gördün mü kan sevmeyen bir vampir?” diye başlayıp aynalarla, güneşle ve milleti ısıran bir insanla devam ediyor. Evet, tahmin edebileceğiniz gibi bu ay bir vampir hikâyemiz var. Hazır yarıyıl tatiline de girmişken, bu vampir hayatınıza biraz heyecan katacak….

Adı Monti. Eski bir tabut fabrikasında anne babası, marka kıyafetlere düşkün havalı ağabeyi ve yaşlı vampirler olan büyük ebeveynleriyle yaşıyor. Henüz genç bir vampir ama ilk defa kan içmesinin zamanı geldi. Hâlbuki Monti kandan pek hoşlanmıyor. Kırmızı renkli içecekleri seviyor aslında, domates suyu gibi örneğin, vişne ya da böğürtlen de olur. Ama kanla başı hoş değil. Peki, Monti’ye fikrini soran var mı? Elbette ki yok. Monti, dolunay zamanı gidip birini ısıracak. Ne yapsın, o da çaresiz dişlerini törpüleyip çıkıyor yola. Dolanırken, evlerden birinde, hayalet kılığına girmiş, kendi kendine eğlenen bir kız görüyor. Birden eski bir tabut fabrikası olan yuvasına kendi yaşında bir kızın katılması fikri hoşuna gidiyor. Birlikte oynayabilecekleri oyunları düşünüyor. Monti bunları düşünedursun, kız Monti’yi görüp içeri çekiyor. Kimsin, nesin derken Monti dökülüveriyor: “Ben bir vampirim.” Kız önce inanmıyor tabii ama Monti’yi ayna karşısında görünce (daha doğrusu göremeyince) jeton düşüyor. Gerçi kız, yani Luzi, pek de bildiğimiz kızlara benzemiyor. Monti’nin vampir olduğuna o kadar seviniyor ki kendisini ısırmasına bile izin veriyor. Gece yarısına kadar bekliyorlar ve sonunda büyük an geliyor. Ama Monti hâlâ zorlanıyor. Luzi hem çok sıcak hem de sabun kokuyor. Ama bu kadar çok beklemek Luzi’ye göre değil. Sonunda sinirlenip Monti’ye bu işin nasıl yapılacağını göstermek için onu ısırıveriyor.

İKİ KAFADAR

Sinir içinde eve uçan Monti, hemen kendini tabutuna atıyor. Kalktığında ise hiç alışık olmadığı bir ışık var etrafta. Güneş ışığı! Üstelik Monti’ye zarar vermiyor. Monti ne yapacağını bilemez hâlde çareyi Luzi’nin evine gitmekte buluyor. Zar zor eve ulaştığında Luzi’nin ona bıraktığı özür notuyla karşılaşıyor ve onu beklemeye başlıyor. Luzi sonunda gelip Monti’ye hastalığının ne olduğunu açıklıyor. Monti bir insana dönüşmüş. İnsanların vampire dönüşmesi gibi, dolunayda ısırılan Monti de bir insan oluvermiş. İkisi de dehşet içinde ve hoşnutsuzlar. Luzi tanıştığı ilk ve tek vampirin insana dönüşmesinden dert yanarken, Monti de insan olmakla nasıl başa çıkacağını düşünüyor.

Eh, bu kadar anlattığımız yeter. Artık siz düşünün iki kafadar için bir çözüm. Bakalım onların bulduğu çözümü tahmin edebilecek misiniz? Arkadaşlık teması üstünden ilerleyen hikâye, hepimizin kafasındaki düşünce kalıplarını kırıp alternatiflerini eğlendirerek sunuyor. Kan sevmeyen vampirler, vampirleri ısıran insanlar derken ufkumuz genişliyor. Sıcacık resimler kitabı daha da ilgi çekici kılıyor. Üstelik tipik vampir hikâyeleri gibi sadece aksiyondan ibaret değil. Gerçi hikâyenin sonunda hâlâ bir şeyi bilmiyoruz: Monti ilk defa ne zaman kan içecek? Umalım da sağlığı bozulmasın bu yüzden.

Vampir Monti Grit Poppe Çeviren: Tuna Alemdar 1001 Çiçek Kitaplar, 112 sayfa

Vampir Monti Grit Poppe Çeviren: Tuna Alemdar 1001 Çiçek Kitaplar, 112 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz