İyi Kitap

Louis Braille’in hayatı niçin zordu?..

Louis Braille’in  hayatı niçin zordu?..

Şiirsel TAŞ

Margaret Davidson’ın yazdığı Louis Braille biyografisi, asıl kösteğin fiziksel engelin kendinden çok, sorunu anlamaktan ve çözümü benimsemekten uzak, dar görüşlüler toplumu olduğunu ortaya koyan, engelliliğe farklı yönden ışık tutan bir kitap.

Bir engellinin aşması gereken engeli aşmasını engelleyen önemli engeller çıkabilir karşısına. Şöyle açıklayalım: Louis Braille’i bilirsiniz, en azından Braille alfabesinden aşinasızdır bu isme. Gariptir ki Braille’in ömrünü tüketen, “görme engelli” olması değil, görme engelliler için geliştirdiği alfabeyi kabul ettirmek için didinip çabalaması olmuş. En kötüsü de bu olsa gerek: “Düşünme engelli toplum” içinde “fiziksel engelli birey” olmak.

Margaret Davidson’ın çocuklar için yazdığı Louis Braille biyografisi önemsenmesi gereken bir kitap. Hayır, “engelleri aşan engelli” gibi şaşalı bir sloganla durumu özetlediği için falan değil. “Farklı olanları ötekileştirmemek” gibi dilimizden düşmeyen ama hayatın içinde anlamını yitirdiğinden içi hızla boşalıp laf-ı güzafa dönüşüveren kalıp ifadeye örnek teşkil ettiği için de değil. Belki en çok, görmeyenin gözünden göstermeyi başardığı ve hayatın “engelli bir koşu” olduğunu anlattığı için. Asıl kösteğin fiziksel engelin kendinden çok, sorunu anlamaktan ve çözümü benimsemekten uzak, dar görüşlüler toplumu olduğunu açıkça ortaya koyduğu için.

Hayatının ilk üç yılında görebiliyormuş Braille. Derken talihsiz bir kaza görme yetisini kaybetmesine neden olmuş. 1800’lerin başından söz ediyoruz.  Yani görmezlerin hayatta işlevsel birey olarak yer bulma şansının pek olmadığı bir dönemden. Yazar o dönemin koşullarını şöyle özetliyor: “Görmezlerin yapabilecekleri çok az şey vardı. Ağır yükleri çeken atlar ya da öküzler gibi çalıştırılıyorlardı. Bazıları da fabrikada kömür kürüyordu. Birçoğu dilenci oluyordu.”

Anne babası, gözleri görmeyen Braille’i her türlü kaza bela ve tehlikeden korumak için pamuklara sarıp sarmalamayı tercih etmemiş. Tam tersine, ikisinin de temel kaygısı, Louis’nin kendi kendine yetebilir hâle gelmesini sağlamak olmuş. Kendini ve çevresini keşfetme döneminin ardından bu kadarıyla yetinmeyen, kitaplara ve okumaya açlık duyan Braille henüz on yaşındayken, havası temiz, gıdası bol kasabasından ayrılıp Paris’teki Kraliyet Görmezler Enstitüsü’ne başlamış. Görme engellilere özel bir sistemle okuyacağı hayalleriyle okula başlayan Braille, kabartma harflerle bu işin mümkün olmadığını anlayınca ergenlik çağını bu soruna çözüm üretmeye adamış. Orduda kullanılan gece-yazısı adı verilen bir yöntem genç Braille’e esin kaynağı olmuşsa da kendi sistemini geliştirip kabul ettirmesi hem yıllarını hem de sağlığını almış. Enstitünün kasvetli, soğuk, rutubetli ortamında vereme yakalanan Braille henüz on beş yaşındayken altı noktalı Braille alfabesini geliştirmiş.

İş burada bitmemiş elbette. Enstitüdeki görme engelli arkadaşları arasında hızla yayılıp kullanıma giren alfabeyi otoriteye kabul ettirmesi hiç de kolay olmamış. Geleneksel yöntemlerden vazgeçmek istemeyen bir sistem, gözü gören ve yeni bir alfabeyi öğrenme zahmetine katlanmayı tercih etmeyen öğretmenler, noktalı alfabeyle kitap basma maliyetini üstlenmek istemeyen kurumlar… Engeller öyle çok ki! Braille elinde stylus, okulun kütüphanesi için kitaplar hazırlamaya koyulmuş ve bu arada öğrenci olarak devam ettiği okulda öğretmen olarak çalışmaya başlamış. Derken o güne kadar Braille’e elinden geldiğince destek olan enstitü müdürü ayrılmış, yerine gelen müdürün ilk icraatıysa noktaların tasfiyesi olmuş; çocukların alfabeyi kullanmasını yasaklamakla kalmayıp, Braille’in kendi elleriyle yaptığı kitapları da yakmış. Tanıdık, bildik, tekerrürden ibaret senaryo.

Ne Braille ne de arkadaşları yılgınlığa kapılıp vazgeçmişler NOKTA

Bundan sonrası gerçek bir sivil itaatsizlik öyküsü ÜÇ NOKTA

“Büyük çocuklar küçüklere gece geç saatlerde gizlice alfabeyi öğrettiler. Herkes gizli bir günlük tutuyor, gizli notlar iletiyordu: Çocuklar yakalanırlarsa cezalandırılacaklarını biliyorlardı. Yemek yemeden odalarına gönderildiler. Ellerine vuruldu. Ama yine de vazgeçmediler.” ALTI NOKTA

Louis Braille Görmezlerin Kitap Okumasını  Sağlayan Çocuk Margaret Davidson Resimleyen: Ender Dandul Çeviren: Tülin Sadıkoğlu Can Çocuk Yayınları, 80 sayfa

Louis Braille Görmezlerin Kitap Okumasını Sağlayan Çocuk Margaret Davidson Resimleyen: Ender Dandul Çeviren: Tülin Sadıkoğlu Can Çocuk Yayınları, 80 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Çocukluğunun en güzel günleri bir tavuk çiftliğinde ve İstanbul’un göbeğinde o dönemde istila edilmemiş kırlarda geçti. Tıp eğitimi aldı, hekim oldu, sonra çocuk kitaplarına merak sardı. Kurda kuşa, börtü böceğe düşkün ve en çok da onlarla ilgili okuyup yazmayı seviyor. Düşkurdu Bir Düş Kurdu, Börtü Böcek Güncesi, Zincir, Kar Benek Kara Benek ve Kim Korkar Mavi Kurttan adlı kitapları yazdı. Yazdığından çok daha fazla kitap çevirdi. Çevirdiğinden çok daha fazla kitap için eleştiri yazıları yazdı. Sürekli genişleyen kedi kadrosu, ara sıra bahçeye misafir olan yavru/yaralı martılar ve bir ergen gürgenle birlikte yaşıyor. Biyoloji, sağlık, kent doğası ve çocuklar üzerine kafa yoruyor. Ya evde çalışıyor ya ormanda dolaşıyor.

Yorum yaz