Yelkenliler, korsanlar ve horoz adamlar… – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Yelkenliler, korsanlar ve horoz adamlar…

Yelkenliler, korsanlar  ve horoz adamlar…

Betül DÜNDER

Şeker Portakalı, Güneşi Uyandıralım gibi kült eserleriyle tanıdığımız Vasconcelos ile Türkçe çocuk edebiyatının gür sesi Sevim Ak’tan “ötekilerin” dünyasına dair iki farklı anlatı. Bedensel olarak taşınan farklılıkların nasıl başka dünyalar yarattığını anlamak için…

İnsan biraz da düşlerden yapılmış bir varlıktır. Ne kadar hayal, o kadar özgürlük yani. Elbette özgürleşmek, birer nesneye bağlanmayı gerektirecek dilekler tutmayanlar için. Yoksa eşyalar bizi kuşatmak için yeterince kalabalıklar. Düşler biraz da onlardan kurtulmak için zaten! Çünkü aslında onlara düşlediğimizden değil, düşündüğümüzden daha az ihtiyacımız var. Hele herkes için olduğunu sandığımız, olmazsa olmaz bildiğimiz onca eşyanın bazıları için hiçbir anlam taşımadığını öğrendikçe. Dünyanın hepimiz için aynı hızla dönmediğini keşfettiğimizde yani. Ne zaman mı? O farkındalığın ortaya çıktığı ilk anda: Sıradışı olanla, anormal duranla, bizim dışımızdakiyle, öteki’yle gerçekten karşılaştığımızda. Bir gün bir arkadaşımın yeğeninden bahsederken terlediğini, sıkıldığını, sözcük arandığını fark edince, “Neler oluyor, nesi var yeğeninin,” di- ye sormuş ve aldığım cevabı o günden sonra bir iç ses olarak hep taşımıştım. Bu sayfalar bunu yazmama da olanak vermiş oldu. “Şeyy, öyle işte,” “Sen anla işte canım, öyle işte değişik!” “Değişik!”

Şeker Portakalı, Güneşi Uyandıralım gibi kült eserlerden tanıdığımız J. Mauro de Vasconcelos, işte o “değişik”lerden biri olan Eduardo’nun hikâyesini anlatıyor Kristal Yelkenli adlı kitabında. Ya da şöyle söylemeliyiz; onun kendini anlatmasına izin veren bir kurguyla yazıyor kitabını. Böylelikle o “değişik” çocuk; hayatınızın içinde, karşınızda, uzansanız tutacağınız bir yerde duruyor. Zaten yazarın dikkatimizi yoğunlaştırmak istediği nokta tam da bu. Bu “değişik çocuklara” birer lanetli gibi davranmayacak insanlardan oluşan bir toplumun hayalini kuruyor çünkü o. Belki de o yüzden Edu’nun yattığı yataktan bir düşün içinde gezinişini böyle sağlam bir kurguyla anlatabiliyor. Bu kurgunun içine farklı mizaçlara sahip hayvanları yerleştirirken, insan olarak sadece Anna teyzeye yer veriyor. Çünkü Anna teyze,  Edu’ya inanan, onun demirlerle sargılanmış incecik bacaklarının ağrısını kalbinde duyan, incecik boynunun taşımakta zorlandığı kocaman kafasının içinde ne muazzam bir dünya olduğunu hissedebilen tek kişi. Yaşadığı aşk acısının ardından Edu’ya daha da sarılan Anna, evdekilerin bir ucube olarak gördüğü bu oğlana kendi çocuğu gibi sahip çıkıyor.

Edu, kendi talihsiz hayatını anlatması için ısrarcı olan Bayanbaykuş’a gücünün yettiği, dilinin döndüğü kadar anlatmaya çabalar hikâyesini. Diğer iki kardeşine sevgilerini cömertçe sunan anne babasının onu saklama çabalarından, varlığından nasıl rahatsızlık duyduklarından bahseder. Bunu sarsıcı cümlelerle anlattırır yazar: “Üç kardeşiz ben ortancayım. (…) Babamın onlara derin bir hayranlığı vardır. Serginho’yu hep aslanım diye çağırır, Marcelo’yu da canım oğlum diye” “Ya seni?” “Beni hiçbir zaman hiçbir şey diye çağırmadı!” Kitabın burasında biraz soluklanmak gerekecek. Vasconcelos dramatik yapının iyice yükseldiği bir finalle kitabı noktalarken, bize sağlıklı-hastalıklı, normal-anormal, sıradan-sıradışı gibi ikilikleri yoklamak kalıyor. Düşleri uçsuz bucaksız bu değişik çocuğun ve teyzesi Anna’nın canyoldaşlığına tanıklık ederken belki ne kadar düş yoksulu olduğumuzu da hissedebiliriz. Bu kitabı okuduktan sonra, “Sen anla işte canım,” diyenlere Edip Cansever’in “Çağrılmayan Yakup”unu okuturuz belki.

DÜNYANIN SESLERİNE UZAK

Sevim Ak’ın Horoz Adam ve Korsan adlı kitabının kahramanı Yağmur’un anası ise Edu’nun annesinin içimize saldığı kederden kısa sürede çıkmamızı sağlıyor. O bildik Anadolu kadınıdır. Olabildiğince gerçektir, hatta Ak kitabın başında bu çocuğun da gerçekliğinden haberdar eder bizi. Yağmur dünyanın seslerine uzak bir oğlandır. Duysak inanacağımız bir farkındalık süreci yaşar ailesi… Ret ile kabul, dua ile lanet arasında! “Evdekiler geç anladılar duymazlığımı.(…) Konu komşudan, ‘duymuyor bu oğlan’ diyen çıkmış çıkmasına. Babam inanmamış. ‘Hayali geniş oğlumun. Kaptırdı mı kendini, dünyayla ilişiği kesilir.’ demiş, geçiştirmiş.” Kısmen hakkı vardır babanın; o topraklardan büyük kent İstanbul’a göçen ailenin kapıcılık yaptığı apartmanda “saklanmak” zorunda kalan Yağmur’un düşleri, o kapıların ardını başka bir dünyaya çevirir çünkü. Küçük yaşlardan beri seslerin dışarıda kaldığı o derin boşlukta nice hayali misafiri olur, kendinin “benzerini” bulabilmek için oyunlar icat edip durur. Diğerlerinden “değişik” olduğunu anlamasıyla, kendi serüvenini de oluşturur.

Yazar, bu topluma ait olan –hâlbuki evrenseldir bu illet– önyargıları, bununla birlikte “eksik, kusurlu” bulduğumuzu hayatın dışına/suça davet eden mekanizmayı basit bir sokak telaşında sunar bize. Okurun burada suç ve ses ilişkisini kurcalaması onu yeni sorulara yöneltecektir şüphesiz. Diğer yandan kusurlu olan aynı zamanda “uğursuz” olandır. O cezalandırılmıştır. Yüzyıllardır değişmez olan bu lanetlenmiş, cezalandırılmış varlık, gözün gördüğü, kulağın duyduğu “çokluğun” dışında kalanlardır oysaki. Herkesin duymadığı yerde duyandan daha âlâ engelli var mıdır?

Kitaba adını veren “Horoz Adam”ın kim olduğunu öğrenmek, her şeyden önce dünyanın hepimiz için aynı baş döndürücü hızla dönmediğini unutmadan dengede durabilmek için, müziğin, sanatın hepimizin kurtuluşu olduğunu bir kez daha hatırlamak için okumalı bu kitabı. Ama en çok, kendi içimizdeki engelleri kaldırmak ve “değişik” olanlarla birlikte dünyayı değiştirmek için… Önce dalı sonra ağacı görenlerle, önce ağacı sonra dalı görenler arasındaki mesafe bizi pek de ilgilendirmiyor bu durumda. Biz ormanı görenlere sesleniyoruz. “Bir orman gibi kardeşçesine,” diyenlere…

Kristal Yelkenli Jose Mauro de Vasconcelos Resimleyen: Kutlay Sındırgı Çeviren: Şehsuvar Adil Can Çocuk Yayınları, 117 sayfa

Kristal Yelkenli Jose Mauro de Vasconcelos Resimleyen: Kutlay Sındırgı Çeviren: Şehsuvar Adil Can Çocuk Yayınları, 117 sayfa

Horoz Adam ve Korsan Sevim Ak Can Çocuk Yayınları 134 sayfa

Horoz Adam ve Korsan Sevim Ak Can Çocuk Yayınları 134 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz