İyi Kitap

Korku ruhu güçlendirir!

Korku ruhu güçlendirir!

Hanzade SERVİ

Çocuk korku edebiyatımız çeviri eserler açısından oldukça zengin. Gelgelelim, bu alanda Türkçe yazılmış eserler bir elin parmaklarını geçmiyor. Neden acaba? Peki, kritik bir soru daha: Korku kitapları çocukların ruhsal dengesini mi bozar, yoksa onları hayata mı hazırlar?

“Ben buradan çıkmak ve hayatın keyfini çıkarmak istiyorum. Yaşarken o kadar çıkaramamıştım.” “Yaşamanın sorunu da bu işte. İnsanın tüm hayatını alıyor.”

Müthiş diyalog, değil mi? Johnny ve Ölüler’den. Terry Pratchett.

Peki, bir bebeğin, ailesinin öldürüldüğü gece emekleyerek mezarlığa kaçtığı ve ölüler tarafından büyütüldüğü bir hikâye ilginizi çeker mi? Nobody Owens, başına gelen korkunç olayı hak etmese de harika ölülerin elinde büyüdüğü için gerçekten şanslı bir çocuk. Neil Gaiman’ın Mezarlık Kitabı’nı okurken ruhunuz ürpererek şenleniyor ve siz de şanslı bir okura dönüşüyorsunuz.

Canlı olarak baş aşağı gömüldüğü mezarından kaçan bir cadıya ne dersiniz? Hiç şüphesiz ki çok dost canlısı değildir. Üstelik Joseph Delaney, muhteşem serisinin ilk kitabındaki perili evi kendi çocukluğunda oturduğu evden ilham alarak yazmış. İnsan bir korku kitabından başka ne ister?

Ya Chris Priestley’in “Dehşet Hikâyeleri” serisi? Sanki tüylerinizi ürpertmeye yarayan özel bir iksirle beraber satılıyor.

Bu kitapların hepsinin bir ortak noktası var. Sizce ne? Evet, hepsi çeviri eserler. “Türkçe yazan yazarların elinden çıkmış çocuk korku kitapları,” deyip iki nokta üst üste koyduğumuzda, maalesef sepetimizin boş kaldığını görüyoruz. O sepetin dolması için verdiğim emeğe birkaç cümleyle değindikten sonra bu durumun sebeplerini bulmaya çalışacağım.

Hayalet Tozu çocuk korku edebiyatına bir örnek midir? Kesinlikle öyledir. Üstelik sürpriz finali ve karakterlerin yan hikâyeleriyle her yaştan okuru ürpertmenin dışında ağlatabilmiştir de… Umacı’yı ise ismine rağmen yüzde yüz korku kategorisine sokamam. Bence Umacı tam anlamıyla bir mizah bombası. Ama yine de içinde umacıların dolaştığını hesaba katarsak onu korku kategorisinin tamamen dışına da atamayız. Çocuk korku edebiyatına asıl armağanımı, yazının sonunda açıklayacağım.

Sizi çok önemli bir gerçekle yüzleştirmek istiyorum. Türkiye’de korku kitaplarından korkanlar çocuklar değil, yazarlar… Ve görünüşe göre bu öyle büyük bir korku ki o kategoride yazmak için kalemi ellerine bile alamıyorlar. Sebep ne olabilir?

1. Saçma kitap takıntısı: Ocak sayısındaki yazımı bu konuya ayırmıştım. Korku kitapları, bazı ebeveynlerin “saçma” kategorisine soktuğu kitaplar… Çocukların sadece büyüklerin seçtiği, çook çok eğitici, süper faydalı kitapları okuması gerektiğini düşünenlerin –yani çocuğun hayalgücünün gelişmemesi için özel bir çaba harcayanların– yasaklı kitap listesine girmek, yazarlara ürkütücü geliyor olabilir. Gelmemeli. Çünkü çocuklar korku kitaplarını seviyor ve okudukça da zekâları, hayalgüçleri gelişiyor, hayata bakış açıları değişiyor. 2. Yazarın, tamamen kendi kendinin sansürüne kurban gitmesi: Çocuklara korkutucu şeyler anlatmanın, onların ruh dengesini bozacağı takıntısı ne zaman başladı? Çocukların ruh dengesini bozabilecek tek şey var: gerçek hayat. Görmelerini, duymalarını asla engelleyemeyeceğiniz o kadar çok olayla yüz yüze gelecekler ki… “Bu karşılaşmayı, mümkün olduğunca geciktirmeye çalışıyorum,” diyebilirsiniz. Mantıklı. Ben de derim ki, bir kitapta küfürle karşılaşmasın diye uğraşmanın ya da bir hayalet öyküsü okumasına engel olmanın, hedeflediğiniz amaca hiçbir katkısı yok. Aksine… Çocuk, ruhunu ve beynini okuyarak geliştirecek; hayata böyle hazırlanacak. Siz ona sadece “lay lay lom” kitaplar verirseniz, kaçınılmaz hayat karşılaşması başladığında çocuğunuz 1-0 yenik durumda olacaktır.

İnanın bana, korku edebiyatı çocukların ruhunu güçlendirir. Sevimli Hayalet Casper’a kimsenin itirazı olmazdı, değil mi? Peki, Casper’ın aslında ölü bir erkek çocuğu olmasının ürkütücülüğünü tartışabilir miyiz? Çocuk korku edebiyatı, zihninizde görünmez bir zincirleme reaksiyon başlatır. Bilinçüstü ürperirken, bilinçaltı ölümün de hayatın bir parçası olduğunu hisseder. Hiçbir korku kitabında, gerçek hayatta olanlardan daha korkutucu bir şey yazamaz; o yüzden içiniz rahat olsun.

Beşinci kitabım Yo-Yo’nun çıkmasına az zaman kaldı, altıncı kitabımın çocuk korku edebiyatına sıkı bir örnek olacağının müjdesini şimdiden verebilirim. Kitabın ismini yazmak için ellerim karıncalanıyor ama kendimi tutacağım. Sanıyorum ki beklediğinize değecek.

İyi bir çocuk korku kitabına imza atabilmek için çocukken korku kitabı okuyup korkmuş olmak birinci şarttır. Gerisi, yeteneğinize göre kendiliğinden gelir. Çocuklar, korku kitabı okumayı seviyor. Yeter ki yazarlar korku kitabı yazmaktan korkmasın…

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz