İyi Kitap

Toplumsal cinsiyet dedikleri…

Toplumsal cinsiyet dedikleri…

Aylin OMİNÇ

Çocukları yeteneklerine, isteklerine göre değil de toplumsal cinsiyet rollerine ve kalıplarına göre yönlendirirken unutmamak gerekir ki, hayatta yapabilirliklerimizi, kişisel yeteneklerimizi, ilgi alanlarımızı, dünyaya geldiğimiz cinsiyetimiz ve cinsel yönelimlerimiz belirlemiyor.

Siz dünyaya pembe olarak mı, yoksa mavi olarak mı geldiniz? Nasıl yani demeyin, doğduğumuz andan itibaren toplumsal kodları ve rolleri belirlenmiş pembelerin (kızlar) ve mavilerin (erkekler) dünyasında bulmuyor muyuz kendimizi? Giysi ve oyuncak reyonlarında başlayan pembe-mavi farklılıkları aile içinde pekiştirilirken (maviler ağlamaz, pembeler kavga etmez) toplumsal alanla bağlarımız arttıkça (okulda, sokakta), hayatımızda bu çizgilerin derinleştiğini görürüz. Renklerle başlayan macera, kitaplarda, oyunlarda, televizyon programlarında “pembeler için” ve “maviler için” ayrımını desteklerken, pembe gibi veya mavi gibi olmak adına rol modellerimizin fotoğrafları ceptedir zaten. Pembeysen pembeliğini bil! Maviysen mavi gibi davran!

Nedir bu pembe veya mavi gibi olmak ya da olmamak? Yoksa bir ihtimal daha olabilir mi? Eflatun! Bir makalede, renklerin cinsiyet üzerine kodlamalarında bizi ters köşeye getiren bir bilgiyle karşılaştım: 19. yüzyıl öncesinde, pembe ve mavi bugünün tam tersine kullanılırmış. Tarih boyunca  pembe öfkeyi, coşkuyu temsil ettiğinden erkek rengi imiş. Mavi ise sakinleştirici etkisi nedeniyle kadınlara yakıştırılmış. II. Dünya Savaşı’na kadar, pembe giyen kadınlara “erkek fatma” gözüyle bakılırmış. Nazi gettolarında ise eşcinsel erkekleri ayırmak için kıyafetlerine pembe üçgen kumaş dikilirmiş. 20. yüzyıl sonlarında ise cinsiyete göre bir satış ve tüketim politikası olarak pembe ve mavi ürünler reyonlarda varlık göstermiş. Lego, 1980’li yıllardaki tanıtımında, Lego bloğunu (pembe giymeyen) bir kız çocuğun elinde fotoğraflayarak, “Eğlenmek için yarat!” sloganı ile düş dünyalarını ve yetenekleri toplumsal cinsiyete göre değerlendirmezken, 2014 yılı ürünlerinde tam tersine, kadınlık ve erkeklik rollerine uygun, tüketim toplumuna hitaben idealize edilmiş imajlara varmış.

BECERİLERİ KATEGORİZE ETMEK

Son dönemlerde çocuk kitaplarında da toplumsal cinsiyet rollerini (kadınlık/erkeklik) pekiştiren kitaplara rast- lıyoruz. Çok fazla örneği var, ancak Mavibulut’tan iki ayrı cilt olarak çıkan Erkeklerin Kitabı (%100 erkekler için/ kız çocuklarına yasak) ile Kızların Kitabı (%100 kızlar için/erkek çocuklarına  yasak) becerileri çok net bir kıstasa göre sınıflamasıyla, ayrıca başka açılardan nitelikli kitaplar olmasıyla öne çıkıp merceğimize takıldı. Çizimler, desenler, anlatım oldukça başarılı, baskı kalitesi de. Gelelim içeriğine…

Erkeklerin kitabında pusula yapmak, harita okumak, ilkyardım, doğada avlanmak ve konaklamak, denizci düğümleri gibi hayatta kalma teknikleri anlatılıyor. Buna karşılık, kızların kitabı kâğıttan takı yapmak, pareo bağlama yöntemleri, bardak süsleri, paskalya lambaları, yemek tarifleri gibi her gün kadın programlarında tekrarlanan, “fuzuli işlerle zaman nasıl öldürülür” tadında maalesef. Aklıma ilk gelen soru: Bu kitaplar neden Meraklı ve Becerikli Çocukların Kitabı adıyla tek bir kitap olarak yayımlanmadı?

Çocukları yeteneklerine, isteklerine göre değil de toplumsal cinsiyet rollerine ve kalıplarına doğru yönlendirirken yeniden hatırlamamız gerekir ki, hayatta yapabilirliklerimizi, kişisel yeteneklerimizi, ilgi alanlarımızı dünyaya geldiğimiz cinsiyetimiz (erkek/ kadın) ve cinsel yönelimlerimiz (heteroseksüellik, eşcinsellik) belirlemiyor. Toplumsal cinsiyet, doğuştan gelmeyen, sonradan öğrendiğimiz, öğrenirken kimimizin zorlandığı, kimimizin reddettiği, kimimizin de daha kolay kabullendiği rollerdir. Toplumsal cin- siyet rolleri, bizimki gibi ataerkil toplumlarda fazlasıyla derin çizgilere sahipken ve biz çocuklarımıza “herkes için yaşanmaya değer yaşamlar” isterken, bu çizgilerin derinleşmesine katkıda bulunup bulunmadığımızı yeniden yeniden düşünmeliyiz.

Bu yazıda ele alacağımız diğer iki kitap Can Çocuk Yayınları’ndan çıkan Genç Kız Olmakla Nasıl Baş Etsem? ve Erkek Olmakla Nasıl Baş Etsem? Bu iki kitap ergenlik dönemindeki gençlerin bedensel ve duygusal değişim sürecinde yaşayabileceği sorunlar üzerinde duruyor ve de çözüm önerilerinde bulunuyor. Bir de altın kurallar var! Buraya kadar her şey normal gibi gelebilir ama işin aslı pek öyle değil!

NE YAPMALI, NASIL YAPMALI?

Kızların ve erkeklerin ergenlik sorunları ebeveyn, kardeş, arkadaş ilişkilerinde ortaklaşıyor gibi görünse de gönül ilişkilerinde, fiziksel ve hormonal değişim sürecinde toplumsal cinsiyet öğretilerine fena halde takılıyor sanırım. “Bütün oğlanların bana bakmasından bıktım usandım,” diye yakınan bir kız çocuğuna, “Seçtiğin kıyafetlere biraz dikkat et, farkında olmasan da erkekleri baştan çıkartıcı bir hava verebilir!” demek abanın altından sopa gösteren toplumun ve toplumsal cinsiyetin gölgesi mi acaba! Ya da, “Kızlarla iyi geçiniyorum diye bana eşcinsel muamelesi yapıyorlar,” diyen oğlan çocuğuna, “Yoksa daha şimdiden büyük bir çapkın mısın? Kızlara bayılıyorsun, onları etkiliyorsun, zaten eşcinsellik ilgi alanlarında değil, kendi cinsine ilgi duymanda kendini gösterir. Sen kızlarla takıldığına göre senin durumun buna girmiyor,” tavsiyesinde bulunurken emmebasma tulumba toplumuna selam mı çakıyor ki?

Söz konusu iki kitap genç kızların ve er- keklerin sorunlarına getirdiği çözümlerde, cinsiyete yönelik değer, tutum ve davranışların nasıl olması gerektiğini ifade eden, bu doğrultuda ikazlarda bulunan, rehberlik eden, fakat aynı zamanda toplumsal cinsiyet rollerini derinleştirerek yönlendiren bir yol izliyor. Sorunlar cinsiyete göre ele alındığında fizyolojik, biyolojik ve psikolojik hususlara dikkati çekerken, çözüm önerilerinde cinsiyet rol- leri ve tutumları göz önüne alındığından, toplumsal ve kültürel gereklilikleri, vurguları ve etkileri içinde barındırıyor. Bugünün toplumu içerisinde, dünyaya geldiğimiz andan dünyadan ayrılacağımız âna kadar toplumsal cinsiyet belası ile yüzleşirken, “Herkesin her haliyle en değerli olduğu”* bir toplum hayali belki de iyi hissettiren.

Genç Kız Olmakla Nasıl Baş Etsem? Emmanuelle Rigon Bernadette Costa-Prades Resimleyen: Jacques Azam Çeviren: Siren İdemen Can Çocuk Yayınları, 136 sayfa

Genç Kız Olmakla Nasıl Baş Etsem? Emmanuelle Rigon Bernadette Costa-Prades Resimleyen: Jacques Azam Çeviren: Siren İdemen Can Çocuk Yayınları, 136 sayfa

Erkek Olmakla Nasıl Baş Etsem? Jacques Arènes Bernadette Costa-Prades Resimleyen: Jacques Azam Çeviren: Siren İdemen  Can Çocuk Yayınları, 104 sayfa

Erkek Olmakla Nasıl Baş Etsem? Jacques Arènes Bernadette Costa-Prades Resimleyen: Jacques Azam Çeviren: Siren İdemen
Can Çocuk Yayınları, 104 sayfa

Erkeklerin Kitabı Célia Gallais, Clémence Roux de Luze Michèle Lecreux Resimleyen: Esao, Jocelyn Millet Çeviren: Acar Erdoğan Mavibulut Yayınları, 128 sayfa

Erkeklerin Kitabı Célia Gallais, Clémence Roux de Luze Michèle Lecreux Resimleyen: Esao, Jocelyn Millet Çeviren: Acar Erdoğan Mavibulut Yayınları, 128 sayfa

Kızların Kitabı Célia Gallais, Clémence Roux de Luze Michèle Lecreux Resimleyen: Jocelyn Millet Çeviren: Sumru Ağıryürüyen Mavibulut Yayınları, 128 sayfa

Kızların Kitabı
Célia Gallais, Clémence Roux de Luze Michèle Lecreux Resimleyen: Jocelyn Millet Çeviren: Sumru Ağıryürüyen Mavibulut Yayınları, 128 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz