İyi Kitap

Bedenin sana ait!

Sema ASLAN

5 yaş ve üstü için hazırlanmış, başta taciz olmak üzere çocukların bedenleriyle kuracakları ilişkide yol göstermeyi amaçlayan bu kitap, ebeveynlere de destek olacak nitelikte. Tabu gibi görülen konuları sağlıklı biçimde ele alan, eğitim konusu eden kitaplara her toplumda ihtiyaç var.

Bir çocuk kitabı olarak önce adıyla, sonra elbette meselesi ve çizimleriyle kesinlikle ilgi ve heyecan uyandıran bir kitap Bedenim Bana Ait. Son zamanların en tanıdık cümlelerinden biri haline gelen, “Benim bedenim, Benim kararım!” sloganına yakın bir yerde tınlıyor. Elbette üzerine söylenecek bir sürü şey olabilir bu cümlenin. Yanı sıra, beden meselesi ve beden politikaları üzerine de söylenecek çok şey olabilir. Ama elimizdeki, 5+ yaş grubu için, ebeveynlerin başta taciz olmak üzere, çocukların bedenleriyle ilişkilerini yorumlarkenki kurgularına sağlıklı şekilde bakabilmelerini amaçlayan, onlara nasıl yol göstereceklerini anlatan bir rehber kitap; daha fazlası değil.

Alman Aile Planlaması, Cinsel Pedagoji ve Danışmanlık Cemiyeti (Pro Familia) tarafından hazırlanan ve Alman Tabipler Birliği Çocuk ve Gençlik Kitapları Ödülü’ne layık görülen kitapta, tam da bu nedenle, kitabın önsözünde, anlatılanın “ne olmadığı” özenle vurgulanmış. Son derece alçakgönüllü şekilde, konu hakkında düşünmeyi öneren ve çocuklara güvenli bir alan yaratmayı önceleyen kitap, cinsellikle ilgili sınır ihlalleri konusunda tavır belirlemenin hiç de kolay olmadığı bilgisinden hareket ediyor. Bu yüzden çerçevesini daha baştan belirliyor; çocuklara bedenlerinin kendilerine ait olduğunu söylemeyi ve bunu bir tavır olarak kodlamayı ilk kural sayıyor.

Kitapta, adı Clara olan küçük bir kız çocuğu var. Bedenini fark ettiği bu erken döneminde onu sevmeyi de öğreniyor; aynanın karşısına geçip, sahip olduğu o özel şeye mutlulukla bakıyor. Aynadaki yansımada gördüğü ilk şey, bedeninin değişmiş olduğu. Bebeklikten itibaren hem bedeni hem de kendi değişmiş. Giderek de değişecek. Ve bu mutluluk veren bir değişim; Clara, “kendisini” ve “bedenini” beğenen bir çocuk. Buraya kadar aslında yeterince önemli ve üzerinde durulması gereken iki üç sayfa çevirdik. Bedeninin farkına varma, onu izleme ve onu sevme… Henüz okulöncesi dönemde olan çocukların bile şişmanlamaktan korktuğu, incecik olmayı hedeflediği bir sistemde, bunu yakalayabilmek bile yeterince zor!

BANA DOKUNMA!

Akabinde, bedenini başkalarıyla buluşturmak, yakınlaştırmak gibi hassas bir konuya geçiş yapılıyor. “Bazen” birine yakın olmak istediğimizde, bedenlerimiz de birbirine yakın olabilir. Bu yakınlıktan hoşlanabiliriz. Mesela Clara, babası tarafından kucaklanmayı, büyükannenin yumuşak ve sevgi dolu bedenine yakın olmayı, bir bebeğin elini tutmayı seviyor. Bu anlarda kendini güvende ve mutlu hissediyor: “Birbirine dokunmak çok özel bir şey.”

Ama tabii bazen de hiç kimsenin bize dokunmasını istemeyebiliriz. Clara bu konuda son derece net. Ona kim dokunabilir, ne zaman dokunabilir, ne şekilde dokunabilir, biliyor. Kaba bir biçimde gıdıklanmaktan, şapur şupur öpülmekten hoşlanmıyor. Kitabın hoş yanı, mesela bu hoşlanmadıkları bölümüne, Clara’nın bir köpek tarafından yalandığı çizimi de koyması. Bu durumda kitap, kendisine dokunmasından hoşlandıklarını ve hoşlanmadıklarını sert biçimde kategorize etmeden, daha genel bir çerçeve içinde kalarak ve sadece “Ben şu anda bu kişinin bana dokunmasından hoşlandım veya hoşlanmadım,” bilgisine odaklanarak ilerliyor. Bazen bir köpeğin dokunuşu ya da kardeşin yakınlığı da rahatsız edici olabilir pekâlâ. Böyle bir çerçeve çizmenin faydası şu: Alttan alta, bazen çok yakınımızda olan, güvenilirliği sorgulanmayan kişilerin de bize dokunmasını istemeyebiliriz; bu duygumuzdan ötürü kendimizi suçlu hissetmemeliyiz.

Üçüncü aşamada, dokunulmaktan hoşlanmadığında Clara’nın ne yaptığını görüyoruz. Hiçbir şüpheye yer vermeden, son derece kısa ve net bir şekilde tavır alan bir çocuk var karşımızda: “Bunu yapma, bana dokunma, bunu istemiyorum.” Clara böyle hissettiği durumlarda hep aynı yanıtı veriyor. Son olarak, bazen “Kesin bir hayır!” bile işe yaramadığında ne yapılabileceği gösteriliyor. O zaman güvenilir birinden yardım istiyor Clara. Çekinmeden, korkmadan.

Bu kısmı önemli; Clara’nın korkusuzluğu, kararlılığı elbette kendisi için güvenli bir alan yaratılmış olmasından kaynaklanıyor. Yani ebeveynler olarak hepimize, bize bedeniyle ilgili bir şey söyleyen çocuğumuza inanmak ve bize bunları söyleyebilmesi için onda güven yaratmak düşüyor.

Bedenim Bana Ait Pro Familia   Resimleyen: Dagmar Geisler  Çeviren: Kâzım Özdoğan  Gergedan Yayınları, 32 sayfa

Bedenim Bana Ait Pro Familia
Resimleyen: Dagmar Geisler
Çeviren: Kâzım Özdoğan
Gergedan Yayınları, 32 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1978 Berlin doğumlu. Sosyoloji ve iletişim okudu, gazetecilik yaptı. “Benim Kitaplarım / 35 İsim 35 Kütüphane” (Doğan Kitap) ve “Kozalak” (İletişim Yayınları) isimli iki kitabı bulunmakta.

Yorum yaz