İyi Kitap

Evrensel ile yerel arasında dünya halk masalları

Evrensel ile yerel arasında dünya halk masalları

Öznur ŞAHİN

Can Çocuk Yayınları masal derlemeleri yayımlamaya devam ediyor. Muhsine Helimoğlu Yavuz’un hazırladığı Zamanlardan Birinde: Dünya Masalları ile Tarık Demirkan’ın hazırladığı Dünya Halklarından Hayvan Masalları yayınevinin bu alandaki son verimlerinden.

Masallar, her şeyin mümkün olduğu ama hiçbir şeyin gerçek olmadığı büyülü bir dünyaya çağırır bizi. Bu, büyü ile sihrin, iyilik ile kötülüğün kol kola gezdiği; tilkilerin, tavşanların, çakalların ve kuşların dile geldiği; devlerin farelere, insanların örümceklere dönüştüğü bir dünyadır. Masallar okuru gerçek dünyadan kopardıkça evrenselleşir. Can Çocuk’tan çıkan, Tarık Demirkan’ın derleyip çevirdiği Dünya Halklarından Hayvan Masalları ile Muhsine Helimoğlu Yavuz’un yine dünya halk masallarından seçerek hazırladığı Zamanlardan Birinde: Dünya Masalları kitapları, Burma’dan Finlandiya’ya, Tibet’ten Bolivya’ya, Filipinler’den Küba’ya uzanan geniş bir coğrafyanın masallarını anlatıyor. Bu masallar taşıdıkları yerel motiflere karşın, dostluk, iyilik, sadakat, ahlak gibi evrensel değerler etrafında ortaklaşıyor.

Bazı masallarda soyut bir zaman ve mekân algısı ve karakterlerin belirsizliği ile yaratılan evrensellik, bazı masallarda, seçilen karakterlerin folklorik özellikleri veya masalın geçtiği coğrafyanın masala yansımasıyla yerelleşiyor. Dünya Halklarından Hayvan Masalları serisinin 2. kitabında Tarık Demirkan bize, “Bıldırcının Kuyruğu Neden Kısadır?” başlıklı masalın bir Kazak masalı olduğunu belirtmese, biz bu masalın pekâlâ bir Türk masalı olduğunu düşünebiliriz. Masalda, kurnazlığıyla bilinen tilki bıldırcını yakaladığında, eğer bıldırcın kendisini güldürebilir ve korkutabilirse onu serbest bırakacağını söyler. Bıldırcın hayatta kalmak için tilkinin isteklerini yerine getirir ama tilki sonunda bıldırcını yine dişlerinin arasına almayı başarır. Ancak bıldırcın tilkiden daha zekice davranıp, kuyruğunu kaptırsa da kaçmayı başarır. Bu masala karşılık, “Koala Neden Hiç Su İçmez?” masalının daha başlığını görür görmez, koalalar sadece Avusturalya’da yaşadıkları için bir Avusturalya masalıyla karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. Üstelik masal koala ve kangurunun arkadaşlığını anlattığı için yine Avusturalya ile özdeşleşen bir hayvan olan kangurunun varlığından dolayı bu masalın bir Avusturalya masalı olduğundan hiç şüphe duymayız.

KOLEKTİF BELLEK

Keza Muhsine Helimoğlu Yavuz’un Zamanlardan Birinde: Dünya Masalları için seçtiği “Çar ile İşçi” masalı da başlığıyla bir Rus masalı olduğunu belli eder. Bir Rus Çarı ile kanal inşaatında çalışan bir işçinin karşılaşması ve aralarındaki diyalog üzerine kurulu olan olay örgüsü, anlatıyı tarihsel bir zamana yerleştirerek aslında masalın soyut düzenini de yıkar. Buna karşılık, özellikle çok sık karşılaştığımız kurt ve köpek masallarından olan “Kurt ile Köpek” başlıklı masalın ise sadece başlığına bakarak bir Rus masalı olduğunu söylememiz güç. Sıska bir kurt ile besili bir köpeğin karşılaşması üzerine kurulu olan bu kısa masalda, köpeğin insanlar tarafından beslendiğini öğrenen kurt da köpekle beraber insanların yanına gitmeye karar verir. Fakat tam kapıdan gireceklerken kurt, köpeğin boynundaki tüylerin dökülmüş olduğunu fark eder. Bunun köpeğin gündüzleri zincirlenmiş olmasından kaynaklandığını öğrenince, yarı aç yarı tok gezecek olsa da özgürlüğü tercih eder ve geri, eski hayatına döner. Bu masallar, biz okurlara dünya halklarının evrensel değerlerini ve ahlaki mesajlarını iletseler de şüphesiz kendi yerel bağlamlarında detaylı olarak incelendiğinde, kolektif bir belleğin veya bilinçdışının, ulusal, kültürel ve tarihsel değerlerin ürünleri oldukları da görülecektir.

İYİLER VE KÖTÜLER Genellikle iyilik ile kötülük, tembellik ile çalışkanlık, dostluk ile düşmanlık, sadakat ile ihanet gibi kavramların karşı karşıya getirildiği masallarda, masal, yapısı gereği, zorlama bir olay örgüsüyle kötünün cezalandırıldığı, iyinin ödüllendirildiği bir şekilde sonlanır. Mesela Zamanlardan Birinde: Dünya Masalları’ndaki bir Alman masalı olan “Kar Nine”de, dul bir kadının birbirine zıt karakter ve özellikteki, biri öz diğeri üvey iki kızının hikâyesi anlatılır. Üvey annenin sevmediği çalışkan kız, evdeki bütün ağır işleri yaptığı gibi, sokaktaki bir kuyunun başındaki çıkrıkta da parmakları kanayana kadar iplik eğirmek zorundadır. Bir gün, bu çalışkan üvey kız, kan içinde kalan iplik makarasını yıkamak isterken suya düşürür. Üvey annesinden korkusundan kız makarayı almak üzere kuyuya atlar ve kendisini güzel bir çayırlıkta bulur. Bu çayırlıktan, dünyaya kar yağdıran Kar Nine’nin evine ulaşır. Eve giderken yolda, fırında yanmak üzere olan ekmekleri frından çıkarmış, dalında çoktan olgunlaşmış elmaları da ağacı silkeleyerek toplamıştır. Kar Nine’nin evinde de onun işlerini görerek çalışkanlığını göstermiştir. Eve döneceği zaman da Kar Nine onu altın yağmuruna tutarak mükâfatlandırır. Altınları gören üvey annesi öz kızını da bu  maceraya sürükler, ne var ki aynı yollardan ve aşamalardan geçmesine rağmen sorumlu davranmayan tembel kız bir kazan dolusu zift ile cazalandırılır.

Masallar, çoğunlukla bir ikilemin ahlaki bir mesajla çözülmesiyle son bulur ama bu ahlak derslerinde çoğunlukla “üvey anne” veya “büyücü” figürleri, ataerkil toplumsal yapıdan paylarına düşeni, kötü niyetli kadınlar olarak resmedilmeleriyle alırlar. Zamanlardan Birinde: Dünya Masalları’nda “Kar Nine” gibi, “Minik Kuzu ile Minik Balık” ve “Rapunzel”; Dünya Halklarından Hayvan Masalları’nda ise “Yengeç Kabuğunu Nereden Buldu?” masalı, cinsiyete dayalı ayrımcılık, işbölümü gibi olguların kadın düşmanlığı ile üvey anneler ve büyücüler üzerinden şekillendirilmesine birer örnektir. Zamanlardan Birinde: Dünya Masalları’nda bir Küba masalı olan “Kötü Kalpli Büyücü”de büyücünün erkek olması, büyücü-kadın eşleşmesini kırıyor gibi görünse de bu masaldaki büyücü, yaşlı adamın “ay ışığı kadar güzel olan” karısını elde etmek istemektedir. Yani masallarda kadınlar, ya saflığın ve güzelliğin ya da kurnazlığın ve kötülüğün temsili içinde verilerek, ataerkil toplumsal cinsiyet kodlarının dışına çıkamazlar. Bir açıdan da dünya halklarından seçilmiş bu masallar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı ataerkil düzenin belirli toplumlara özgü yerel değil, evrensel bir durum olduğunu ortaya koymaktadır.

Masalların edebi değeri ya da ilettiği sosyal ve ahlaki mesajlar bir yana, çoğumuz daha okuma-yazma öğrenmeden edebiyatın tadını ilk kez masalların büyülü dünyasında almışızdır. Masallar basit görünen yapılarına karşın, belki de birçok okuru edebiyatla ilk kez buluşturan bir anlatı türüdür. Tarık Demirkan’ın Dünya Halklarından Hayvan Masalları ile Muhsine Helimoğlu Yavuz’un Zamanlardan Birinde: Dünya Masalları da çocuklara farklı coğrafyalardan renkli bir dünyanın, sınırsız bir hayalgücünün kapılarını açarken, onları edebiyatla buluşturuyor. Yalnız çocuklara değil, büyüklere de masalların tadını bir kez daha hatırlatıyor. Masallarla büyüyemeden, çocuklukları kara toprak altına gömülen çocukların anısının ve acısının verdiği derin sızıyla, onları çocukluğun güvenli ve sıcak kuytularına çağırıyor yeniden.

Zamanlardan Birinde: Dünya Masalları 1 Muhsine Helimoğlu Yavuz  Resimleyen: Vaqar Aqaei  Can Çocuk Yayınları, 120 sayfa

Zamanlardan Birinde: Dünya Masalları 1 Muhsine Helimoğlu Yavuz
Resimleyen: Vaqar Aqaei
Can Çocuk Yayınları, 120 sayfa

Dünya Halklarından Hayvan Masalları 2 Tarık Demirkan Resimleyen: Sedat Girgin  Can Çocuk Yayınları, 112 sayfa

Dünya Halklarından Hayvan Masalları 2 Tarık Demirkan Resimleyen: Sedat Girgin
Can Çocuk Yayınları, 112 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz