İyi Kitap

Bana bir masal anlat Memo…

Bana bir masal  anlat Memo…

Eraslan SAĞLAM

Burası aydınlık satırlar hak ediyor. Çocuklara okuyacağımız kitaplar aydınlık satırlar hak ediyor. Nasıl olacak bu iş? Bilen varsa beri gelsin. Hangi masallarla onları uykunun kucağına emanet edeceğiz? Gaz, fişek, kan kâbusları var. Peki, uykusunu kaybetmeyen var mı?

Uyku canavarımı kaybettim. Onu derin derin arıyorum. Televizyonların penguenleri değil artık onlar. Beethoven yetmiyor. İnternet, kitaplar, gazeteler gözlerimi dört açıyor. Masallarımla birlikte kendilerini sandıklara kilitledi uyku canavarlarım.

Seçimlerden korktu gitti. Ölümlerden korktu gitti. Sokaktan, oyunlardan korktu gitti. Bu gece de, bu satırları kaleme alırken çoktan gitti. Bu sefer de Uğur’un katliyle gitti. Öncesinde Berkin’le, öncesinde Abdullah’la, öncesinde Mehmet’le, öncesinde Ethem’le… gittiler… gitti…

Burası aydınlık satırlar hak ediyor. Çocuklara okuyacağımız kitaplar aydınlık satırlar hak ediyor. Nasıl olacak bu iş? Bilen varsa beri gelsin.

Hangi masallarla onları uykunun kucağına emanet edeceğiz? Gaz, fişek, kan kâbusları var. Peki, uykusunu kaybetmeyen var mı?

Keyifli gecelerde odalara koşup bakardık evladımız nefes alıyor mu diye. Şimdi ömür törpüsü bir ömür korkusuyla odalara dalıyoruz. Çünkü biliyorum ki bu satırları okuyan ana babalar biraz başka. Çocuğuna kitap okuyan, okutan, kitap okumaktan geçtim, “Hangi kitap iyidir?”, “Bu konuda kim ne demiş”i merak eden ana babalar…

Gezi’de, Hrant’ta, Berkin’de buluşan, Soma’da ölenlerle kalanları, kalanların içinde en çok da çocukları düşünüp, çocukça alt dudakları dışarı bükülen okurlar… Berkin’in çocukluğunu “tanıyıp”, çocukluğa ve çocuk haklarına rıza gösteren, Uğur’un iki yaşındaki çocuğunu yemek masasına “görünmez adam” yapan okurlar…

DÜNYADAKİ EN HIZLI RÜZGÂR

Siz okurlar ve biz yazarlar, uykumuzu kaybettik. Uyku canavarlarımız sandıklarından çıkmaya korkuyor. Çünkü artık “Macbeth uykuyu öldürdü!”

Çok zengindik oysa eskiden. Masallarımız ve masalcılarımız vardı. Tepegözler kâbusumuz olmazdı. Mutlulukla uykuya yolcu ederdi bizi. Biricik uyku canavarlarımız…

Memo! İnsan, doğa, müzik tutkusu beni korkutan, biricik bir buçuk yaşım! Bana “oğlunun babası” dedirten ciğerimin köşesi!

Maria Vago’nun Uyku Canavarı’ ndan yap bana! Ondan bul. Uyku canavarım ol benim. Seninki de onunki gibi yatağının altında mı yatıyor? Oradaysa bırak orada kalsın. Benim gibi tabutlar saklama yatağının altına, tabutların üstünde yatma.

Senin uyku canavarın da, seni uyutmak için masallar anlatıyor mu sana?

Onun masallarında da, Maria’nınkiler gibi, balonları olduğu için korkunç olamayan üç kafalı ejderhalar, demirden tüyleri, çelikten dişleri ve alevden nefesi olan kurtlar, çocukları yıkamayı seven süngerler, çamurlu izler bırakarak yürüyen renkli tırtıllar var mı?

Yine de olsun, yine de olmalı, yine de sen masallara sığın oğlum. Yoksa o parlak gözlerinle yatağa girdiğimizde, kaplumbağanın sırtından fırlayıp tavana vuran yıldızların, öğretmenlerinin elinin üstüne çizdiği yıldızlarla aynı olduğuna inanıp nasıl uyuyabiliriz?

Bunları beğenmezsen, Maria’nın Peter’e yaptırdığı gibi sen bir masal anlat uyku canavarına. Mesela sen de Peter’in masalını anlatabilirsin: İçinde kirpi, elma ve Bahar Perisi geçen masalı! Böylelikle kim bilir, belki de uyuyamayan uyku canavarını uyutabilirsin.

Bir daha anlat Memo. En azından Peter’inki gibi, sadece “dünyadaki en hızlı rüzgâr” bölümüne kadar anlat!

Anlat ki tahammül edebileyim.

Ben artık bir uyku canavarıyım.

Bana bir masal anlat Memo!

Anlat da baban uyusun.

Uyusun da büyüsün!

Uyku Canavarı Maria Vago  Resimleyen: Anna Laura Cantone Çeviren: Handan Sağlanmak  Final Kültür Sanat Yayınları, 32 sayfa

Uyku Canavarı Maria Vago
Resimleyen: Anna Laura Cantone Çeviren: Handan Sağlanmak
Final Kültür Sanat Yayınları, 32 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz