İyi Kitap

Kafdağında bizi  ne bekler…

Aylin OMİNÇ

Sayısız ödül sahibi, yazar, illüstratör, film yapımcısı Peter Sis, Feridüddin Attâr’ın 13. yüzyılda yazdığı Mantık Al-Tayr (Kuşların Dili) metninden esinlenerek resmettiği Kuşlar Meclisi’nde, bir efsaneyi desenleri ile yeniden efsaneleştiriyor.

Bu bahar, yollara düşerken, Simurg’a giden 7 vadiden geçeceğimi ve Hüthüt kuşunun yollarda bana eşlik edeceğini kim bilebilirdi ki! Doğunun verimli topraklarından, fıstık ağacı bahçelerinden, menengiç kahvesinin tadından, portakal çiçeklerinin kokusuna doğru yol alırken eşlik eden bulutlardı, Simurg’un kanatları. Yola çıkmadan karşılaştım, Peter Sis’in Kuşlar Meclisi’yle ve yolda da Attâr’ın Simurg’u ile…

Peter Sis, Feridüddin Attâr’ın 13. yüzyılda yazdığı Mantık Al-Tayr (Kuşların Dili) metninden esinlenerek resmettiği Kuşlar Meclisi’nde, bir efsaneyi desenleri ile yeniden efsaneleştiriyor adeta. Hikâye, bizi içsel bir yolculuğa davet ederken, resimler bu yolculuğun suluboya fırçasından damlayan kuş uçuşu haritaları oluveriyor.

Kitabın ilk sayfalarında, Ozan Attar bir sabah huzursuz bir rüyadan uyanır, Hüthüt kuşuna dönüştüğünü fark eder ve yeryüzündeki tüm kuşlara seslenerek, “Dünyamızı saran dertlere bir bakın! Kargaşa, hoşnutsuzluk, isyan! Toprak, su, yiyecek uğruna verilen korkunç kavgalar! Zehirlenmiş hava! Mutsuzluk! Korkarım yolumuzu kaybettik. Bir şeyler yapmalıyız!” der ve arayışlarının, kaybolmuşluklarının, sorularının yanıtlarını, Kafdağının ardında yaşayan Kral Simurg’da bulabileceklerini söyler. Her bir kuşun farklı farklı soruları vardır Hüthüt’e. Her soru her birinin zaafını işaret eder aslında. Çetin ve uzun bir yolculuktur bu. Kuşların bazıları kuşku, bazıları korku, bazısı da endişe duyar ve rahatlarını bozmak istemezler. Ve Hüthüt, gökten düşen tüyü göstererek, “Biz ona çok uzağız ama o bize çok yakın,” diyerek kuşları yola çıkmaya ikna eder.

Kafdağına kadar yedi vadi geçmeleri gerekecektir: Arayış, Aşk, İdrak, Ayrılık, Birlik, Hayret ve Ölüm vadileri. Ve yedi deniz, yedi yağmur damlası. İlk vadide tutkularını, güçlerini ve değer verdikleri her şeyi bırakarak ilerleyebilirler ancak. Diğer vadide, âşkın ateşiyle yanarak devam ederler ve diğerinde de zamanı, bütün merak ve arzularını yitirirler.

EVRENİN DÖNGÜSEL VAROLUŞU

Yolun ve yolculuğun zahmetleriyle her vadide eksilmeler başlar. Kimi kendini kaybeder, kimi cesaretini, kimi amacını ve neyi aradığını unutur, kimisi de efsunlara kapılır… Yüzlerce kuşun başladığı bu yolculuğun, yedinci vadinin sonunda, yalnızca Otuz Kuşun Kafdağını ufukta görebilmesiyle sonlandığını zannederiz. Ama Hüthüt sözü alır: “Vadiler mi? Onlar sadece bir yanılsama, kuşlar, bir rüyaydı. Hiç bir yeri aşmış değiliz. Daha yolculuğumuz yeni başlıyor.’’

Otuz Kuş Kafdağına vardıklarında, “Biz, Simurg’u arıyoruz, kralımızı,’’ derler ve sis perdesi aralandığında yalnızca kendi akisleriyle karşılaşırlar. Arayışlarının sonunda krallarına ulaşmışlardır. Simurg Farsçada “otuz kuş” demektir. Hepsi birlikte ve tek tek Simurg’dur…

Yaşam da ölüm de yolculuğun sırrında saklı değil midir? Aslolan yola devam edebilmektir belki de; yolun sonunu düşünen, sürekli engellerle yola bakanlardır, kaybetmemek için kıpırdamayanlar. Onlar yokluğu bilmedikleri gibi varlığı da bilemeyeceklerdir belki de…

Batı dünyası hayatı doğrusal bir çizgi ile betimlenirken, Doğu hayatın döngüsel bir varoluş içinde olduğuna inanır. Evrende doğrusal harekete pek rastlamazken, doğada dairesel hareket tekrarlarının sonsuz devinimine şahitlik ederiz. Sis, kitabın bütününde, resimlediği bu içsel yolculuğun anlatımı için kullandığı dairesel hareketlerden büyülü bir dil yaratıyor. Her bir vadi farklı bir renkte hayat bulurken, suluboya kâğıdında mürekkep ve boyanın dağılma hissi, bu anlatımı, ifadesini güçlendirerek bir masala dönüştürüyor.

Hikâyenin eşliğinde adımladığım yollarda, Binbir Gece Masalları’nın havasını soluyarak, geçmişte kaplanların yaşadığı Tigris’ten, insanlığın bilinen tarihini değiştirecek kazılardan geçerken, baraj suları altında kalmasına izin verdiğimiz antik kentleri artık görememek, yaşadığımız yüzyılda Simurg’a varacak yolların berisinde olduğumuzun ve belki de Kafdağına varamayacağımızın bir kanıtı gibiydi…

Kuşlar Meclisi  Peter Sis  Çeviren: Nazmi Ağıl  Alef Yayınları, 160 sayfa

Kuşlar Meclisi
Peter Sis
Çeviren: Nazmi Ağıl
Alef Yayınları, 160 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz