İyi Kitap

Bir vefa öyküsü: Şahmaran

Ece ATAER

Yazınımızda şair kimliğiyle öne çıkan Sennur Sezer, şiirlerindeki dilin tadını yüzyıllardır anlatılan bu vefa öyküsüne sindirirken, kitabına folklor araştırmalarındaki deneyimini de yansıtmış. Sezer’in Şahmaran’ı bir halk öyküsü klasiği olarak uzun yıllar okunacak gibi görünüyor.

Çocukluğumda gittiğim evlerin bazılarında yastıkların üzerinde, tablolarda, kahve tepsilerinde, şu anda hatırlayamadığım daha birçok yerde insan başlı, yılan gövdeli bir yaratık dikkatimi çekerdi. Kadın mı erkek mi olduğunu bilemezdim! Hatta ne insan ne hayvan! Akıl erdiremezdim. Ama severdim izlemeyi, saatlerce bu motife bakmayı, hayaller kurmayı… Sonra ninem bir gün ağır ağır anlattı yılanların şahının, Şahmaran’ın efsanesini. Ben de anlattım sevdiklerime uzun uzun…

“Ey dostlar, ey yârenler, ey güngörmüşler ve gençlik denen çağa yeni girmişler… Bilin ki bu anlatacağım bir dostluk ve bağlılık öyküsüdür. Bağlılık, yani sadakat… Sadakat, sözünde durma, sevgisinden caymama kolay söylenir sözlerdir ama yapılması zor işlerdendir,” diye başlar öykümüz.

Rivayete göre, Adana’da ölümsüzlüğe çare arayan hekim Danyal’ın Camasb adlı bir oğlu olur. Camasb, hiçbir işte dikiş tutturamayan, işi gücü aylaklık olan bir oğlandır. En sonunda annesinin zoruyla odunculuk yapmaya başlar. Arkadaşlarıyla odun kesmeye gittikleri bir gün yağmura yakalanırlar ve Misis yakınlarındaki bir mağaraya sığınırlar. Kahramanımız mağarada ağzına kadar bal dolu bir kuyu bulur. Var olanı arkadaşlarıyla paylaşmanın ne sakıncası olabilir ki! Hep birlikte balı çıkarıp satmaya, kârı da paylaşmaya karar verirler.

İnsanoğlu açgözlüdür! Paylaşmak istemez çok olanı! Arkadaşları Camasb’ı kuyunun içinde bırakır gider. O, umutsuzluğa düşmez, inancıyla bir yol bulur. Bu yol onu uzun kirpikli, kara gözlü, süt beyaz Yemliha’ya, Yılanların Hükümdarı’na götürür. Artık kahramanımız başka bir diyardadır. Cinlerin, ifritlerin ve ejderhaların diyarında… Camasb, Şahmaran’a başından geçenleri bir bir anlatır. Şahmaran, yaşadığı yerin insanlar tarafından bulunacağından endişelidir. Onun da hileci ve fesatçı insanoğluna dair ibret verici bir öyküsü vardır.  Misafirine hırsından hiçbir vakit vazgeçmeyen âdemin ihanetini, sevgisizliğini, ona nasıl acı çektirdiğini anlatır.

YILANLARIN ŞAHI YEMLİHA

Ve efsanemizde, Şahmaran’ın dilinden iç içe ibretlik öyküler yerini alır. Camasb, Yemliha’dan Mısır Şah’ı Belkiya’nın son peygamberi arayışını, Kudüslü simyacı Ukap’ın Hz. Süleyman’ın mührünü bulmak için katettiği yolculuğu dinler. Bu yolculukta denizlerin üstünden yürünür, zamana hükmeden cinlerle karşılaşılır; çiçeğinin suyunu içenlerin genç kaldığı ottan yenmez, yaprağı göze sürüldüğünde gece görmeyi sağlayan çalıyla ilgilenilmez! Peki, bu yolculukta Belkiya ile Ukap’ı birleştiren nedir? Tabii ki insan olmaları! Ellerinden, ne gökteki kuş ne denizdeki balık kurtulur. İnsanoğlu biliriz ki hileciliğiyle en yırtıcı canavarları yener. Onun bulunduğu yerde ne başka canlılara ne de canavarlara rahat huzur vardır!

CAMASB’IN SONU…

Şahmaran’ın anlattıklarını dinlerken Camasb’ın tek isteği evine dönebilmektir. Ama bakalım olaylar nasıl gelişir; dostluk, vefa mı kazanır, yoksa insani hırslar mı? Camasb, efsanenin sonunda belki babası Danyal gibi hekim olmuştur, belki onun gibi ölümsüzlüğü aramıştır. Belki Gılgamış’tır, belki de Lokman Hekim, bilinmez. Hekimlikte, eczacılıkta sağlık sembolünün yılan olması tesadüf olmamalı!

Yazınımızda şair kimliğiyle öne çıkan Sennur Sezer, şiirlerindeki dilin tadını yüzyıllardır anlatılan bu vefa öyküsüne sindirirken, kitabına folklor araştırmalarındaki deneyimini de yansıtmış, efsanemizi Binbir Gece Masalları’nın iç içe geçen kurgusuyla düzenlemiş. Sezer’in Şahmaran’ı, bir halk öyküsü klasiği olarak uzun  yıllar okunacak gibi görünüyor.

Şahmaran Sennur Sezer Resimleyen: Cem Kızıltuğ  Kırmızı Kedi Yayınları, 112 sayfa

Şahmaran Sennur Sezer Resimleyen: Cem Kızıltuğ
Kırmızı Kedi Yayınları, 112 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz