İyi Kitap

İç içe giren gizemli öyküler…

Öznur ŞAHİN

Kayıplara Karışmak’ta Gülten Dayıoğlu okurlarını pek çok sürpriz bekliyor. Kendi yazılış serüvenini konu edinen, üstkurmaca teknikle yazılmış olan romanda çok sayıda gizemli hikâye birbiri üstüne açılıyor, romanı çoksesli bir melodiye dönüştürüyor.

Gülten Dayıoğlu’nun Kayıplara Karışmak adlı romanını elinize aldınız ve sayfaları önce şöyle bir çevirdiniz. Yeni basılmış kitap kokusunu farkında olmadan içinize çekerken kitabın, giriş ve son bölümleri hariç, çeşitli başlıklarla ayrılmış dokuz bölümden oluştuğunu gördünüz. Romanı hemen “giriş” kısmından başlayarak okumaya koyuldunuz ama bir dakika! Bu galiba daha önce okuduğunuz romanlara pek benzemiyor. Yazar açık açık okurun merakını kışkırtıyor; bu da yetmiyormuş gibi doğrudan okura sesleniyor: “Haydi gelin, soluk soluğa iz sürerek, bu serüvenleri birlikte yaşayıp romanı birlikte yazalım.”

ROMANIN KAHRAMANI KİM? Peki, ama nasıl? Okuru kendi serüvenine davet eden bu yazarı aslında yakından tanıyoruz. Yıllarca ilkokul öğretmenliğine emek vermiş, gezmeyi seven bir yazar var karşımızda; şimdi de Selam ailesinin romanını yazmak için yola çıkmış, bu konuda araştırmalar yapmış. Çocuk ve gençlik edebiyatı alanında yazdığı sayısız kitapla, on beş yıllık öğretmenlik geçmişiyle ve gezi yazılarıyla, “üç kuşağın yazarı” olarak bilinen Gülten Dayıoğlu, acaba bu romanında kendini roman kahramanı mı yapmış?

Kafa karışıklığına mahal vermeyelim. Kitabın yazarı elbette Gülten Dayıoğlu, ama biz okurları da kitabın aktif bir parçası olmaya çağıran “giriş”te karşılaştığımız Gülten adlı kişi, her ne kadar yazarın birebir temsili gibi görünse de, romanın karakterlerinden biri aslında. Kendi yazılış serüvenlerini konu edinen, üstkurmaca teknikle yazılmış romanlarda sıklıkla karşılaştığımız bir oyun bu. Kayıplara Karışmak’ta da bu gizemli oyunların, bilimkurgudan tarihe metinler-arası yolculukların, çoğul kimliklerin ve anlatıların bir parçası olarak, romanın anlatıcısı da kurmaca ile gerçeğin muğlak sınırından bize  seslenen bir anlatıcı-yazar.

FARKLI YAŞAM TARZLARI Kayıplara Karışmak, Gülten’in ve ailesinin, hiçbir varisi bulunamadığı için beş yıldır eşyalarıyla birlikte boş kalan bir evi satın almalarıyla başlıyor. Evin sahibi olan Selam ailesinden Hadi Bey ve Ilgım Hanım’ın bilinen doğal ölümlerine karşılık, kızları Güneş Selam’ın esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolması Gülten’in yazarlık merakını kamçılayarak, onun kendisini bu gizemin içinde bulmasına neden olur. Böylece romanın ilk cümlesinden itibaren okuru da içine alan bu gizem, okurla anlatıcı-yazarın eş zamanlı ilerleyen bir serüvenine dönüşür.

Romanda merak uyandıran çok sayıda gizemli hikâye birbiri üstüne açılıyor. Urfa’da İran ve Rus ajanlarının peşine düştükleri Celal Ağa’nın çiftliğinin sınırlarında yer alan Uranyum yataklarından, Celal Ağa’nın biricik oğlunun bu tehlikelerden uzak kalmak için Kanada’dan Rusya’ya uzanan öyküsüne, Kabil ile Habil’den Şimti klanının fantastik öğelerle dolu anlatısına, Selam ailesinin de mensubu olduğu Şimti klanının Kamboçya’ya varan uzantısına, Gülten ve eşinin Sibirya gezisinden, Gülten’in roman kahramanı Güneş’e teğet geçen yaşantısına, ağalık sisteminden ve onun getirdiği geleneksel ve dindar yaşamdan, orta sınıf modern aile yaşantısına, tılsımlı muskalardan psikanalize kadar pek çok öykü, karakter ve anlatı türü yan yana geliyor, iç içe geçiyor. Bu çoğulculuk, romanı birbiriyle bütünleşen çoksesli bir melodiye dönüştürüyor. Başka bir deyişle, Kayıplara Karışmak ne sadece anlatıcı-yazar Gülten’in ne de Selam ailesinin öyküsü; Gülten’in merakıyla başlayan ve birbirine zincirleme bağlanarak ilerleyen öykülerin toplamı.

Bu çoksesli roman, aynı zamanda edebiyat literatürüne Almanca’dan bildungsroman olarak da geçen bir “büyüme romanı” olarak da okunabilir. Gülten, adeta bir Sherlock Holmes gibi Selam ailesine ait ipuçlarının peşinden giderken, Güneş ve Gür’ün Kafa çocukluklarından gençliklerine kadar geçirdikleri gelişim ve dönüşüm evrelerini de anlatır. Birisi İslami değerlere bağlı dört eşli bir ağanın tek erkek evladı, diğeri herhangi bir dini temsil etmeyen ancak gelecekte insanlık ve dünya için önemli görevleri olacağına inanılan Şimti soyundan gelme orta sınıf mühendis bir baba ile jeolog bir annenin tek kızıdır. Roman boyunca her ikisinin de başından geçenler, aldıkları eğitim, içinde bulundukları sosyal ve kültürel koşullarda geçirdikleri değişim, çocukluklarından itibaren romanın konularından birini teşkil eder.

Kayıplara Karışmak, Güneş’in ve Gür’ün hayatlarının yurtdışında yeni bir döneme açıldığı bir noktada son bulur. Bu iki karaktere odaklanmış olan sona, Gülten, “Bir dakika sevgili okurlarım,” diyerek müdahale eder ve okuru son bir merak uyandırıcı detayla tekrar romanın yazılış sürecine çeker. Roman bitmemiştir; yeni ipuçlarıyla okurların zihninde yazılmaya devam etmektedir. Kayıplara Karışmak’taki, okuru da içine alan bu çoksesli ritmik yapı, zaman zaman Şimtilerin öyküsünün yarattığı tekrarlarla, zaman zaman da Gülten’in kayıplara karışmasıyla sarsılsa da, baştan sona nefes kesici bir romanla karşı karşıyayız. Kim mi yazmış bu romanı? Gülten Dayıoğlu. Hangi Gülten mi? Onun için romanı okumanız lazım!

Kayıplara Karışmak  Gülten Dayıoğlu  Altın Kitaplar, 336 sayfa

Kayıplara Karışmak
Gülten Dayıoğlu
Altın Kitaplar, 336 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz