İyi Kitap

Dünya yanıyor, uyanın!

Aylin OMİNÇ

Evet, okurken öfkeleneceksiniz, hatta kalbiniz kırılacak ve sonra da güleceksiniz, ağlanacak hâlimize… Dünya Yanarken İnkâr Etmek İçin Yapabileceğiniz 50 Basit Şey, politik ve gerçekçi bakış açısıyla hepimizin kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap.

“Önce, zarar verme!”

Şehir merkezinde yürürken, destek istemek için yanıma gelen genç Greenpeace, WWF çalışanı arkadaşlara, “Desteklemiyorum,” derken, şaşkın ve boş bakışları ile karşılaştığımda; tüketim alışkanlıklarını değiştirmek yerine yaşamındaki konfor alanlarını terketmeyip, doğa ve çevre örgütlerine her ay 5-10 dolar destek vererek, bir de tükettiği plastik, kâğıt ve camları ayırarak dünyaya ve çevresine karşı tüm sorumluğunu yerine getirdiğini düşünen insanlarla daha çok yüz yüze geldikçe; “Dünya Yanarken İnkâr Etmek İçin Yapabileceğiniz 50 Basit Şey”in sürekli içimden tekrarladığım bir nakarata dönüştüğünü farkettim.

Aktivist, felsefeci yazar Derrick Jensen ile aktivist, politik karikatür sanatçısı Stephanie McMillan, Dünya Yanarken kitabında tam da bu meseleye parmak basıyor. “Dünyayı kurtarmak için yapabileceğiniz şu kadar ya da bu kadar basit şey” iyimserliğiyle, dünyayı küresel felaketten kurtaracağımız inancı ve iç rahatlığıyla tüketmeye devam eden bizleri tiye alan bir dille, dünyada bir dönüşüm olacaksa, bunun önce farkındalığımızda, kendimizde başlaması gerektiğini hatırlatıyorlar. Evet, okurken öfkeleneceksiniz, hatta kalbiniz kırılacak ve sonra da güleceksiniz, ağlanacak hâlimize…

Politik ve gerçekçi bakış açısıyla hepimizin kütüphanesinde bulunması gereken, eşe dosta ve kesinlikle çocuklara tavsiye edebileceğimiz bir çizgi roman bu. Jensen ve McMillan, enerji verimliliği, geri dönüşüm (tasarruflu ampul kullanımı, evdeki bozuk musluk tamiri, biomotorin yatırımları, fosil yakıt kullanılmaması) gibi ekolojik tüketim çözümleri zannetiğimiz şeyleri, politik argüman ve bağlantılarla, acımasız ama eğlenceli bir dil kullanarak sağlam bir eleştiriye tabi tutuyorlar. Doğa katliamı olarak, sadece kirletilen sulardan, talan edilen madenlerden, kesilen ağaçlardan, nesli tükenmeye varan canlılardan bahsetmekle yetinmiyorlar; viveksiyon laboratuarlarından, sistemle uyum sorunu yaşayanların terapi seanslarından, hap-ilaç (yasal uyuşturucu) sektörüne, tüm olan bitenden nemalanan reklam piyasasıyla bağlantılı olan şirket ve devlet ortaklıklarının açmazlarına kadar geniş bir perspektifle “Dünya yanıyor, uyanın!” acil durum sirenini çalıyorlar.

ÖNCE, ZARAR VERME!

Kitapta, ABD hükümeti altın külçelere karşılık uzaylı robotlara dünyayı satar ve her türlü doğal kaynağı tüketmelerine izin verir. İki küçük kız arkadaş, dünyanın genel gidişatı üzerine yaptıkları tartışmada dünyayı kurtarmanın gerçek yollarını sorgularken, gerçek yanıtları doğadaki diğer canlılardan alırlar. Hayvanlar hep bir ağızdan, “Ormanları yok etmeyin! Nehirlerden barajları kaldırın! Kimyasalları havaya ve suya karıştırmayın! Toprakta kalması gereken şeylerin topraktan çıkarmaya son verin!” diyerek, sorunun nasıl da etrafında dolandığımızı, çözümlerimizin birer kandırmacadan ibaret olduğunu bir tokat gibi yüzümüze çarparlar. Yabani hayvanlar, bitkiler ve bilinçli insanlar bir araya gelerek dünyanın yok oluşunu durdurmak için savaşmaya başlarlar. Uzaydan gelen robot şöyle der: “İşte bizim korktuğumuz şey. Yabaniler. Satın alamayacaklarımız. Tehdit edemeyeceklerimiz. Evcilleştiremeyeceklerimiz. Kontrol edemeyeceklerimiz.”

Belki de artık kontrolü ellerimize almanın vakti geldi de geçiyor bile. Tüketim alışkanlıklarımızın (market, mağaza, endüstriyel üretim zincirleri) bu sistemi desteklediğini, sağlığımızı bozduğunu, yaşam alanlarımızı kısıtladığını, diğer canlılarla aramıza betonlar inşa ettiğini, teknolojinin yaşamı kolaylaştırıyormuş görüntüsü altında aslında onu hastalıklı bir hâle soktuğunu nasıl göremiyoruz! Bizi besleyenin marketler değil dünya olduğunu hiç unutmamamız gerekiyor.

Geçtiğimiz günlerde karşılaştığım bir blogta, bir kadın kendisinin ve ailesinin yaşam tarzını, tüketim alışkanlıklarını nasıl değiştirdiğini anlatıyor.* Aslında, ingilizce R harfi ile başlayan 5 kelimeden yola çıkarak bir nevi tüketim prensipleri yaratıyor ve bunu olduğunuz her yerde uygulanabilirliğiyle destekliyor. İhtiyacımız olan 5R hareketinin ilkeleri şöyle: Refuse: ihtiyacın olmayan tüketimi reddet, Reduce: ihtiyaçlarını sadeleştir, Reuse: elindekileri tekrar kullanılır hale getir, Recycle: geri dönüşümü sağla, Rot (compost):  doğada kendi halinde çürüyebilen organikleri bir araya getir.

Sürdürülebilir bir yaşam için “Primum non nocere!”, yani “Önce, zarar verme!”.

* http://zerowastehome.blogspot.com.tr

Dünya Yanarken  Derrick Jensen Resimleyen: Stephanie McMillan  Çeviren:Yıldız Temürtürkan  Minima Yayıncılık, 223 sayfa

Dünya Yanarken
Derrick Jensen Resimleyen: Stephanie McMillan
Çeviren:Yıldız Temürtürkan
Minima Yayıncılık, 223 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz