İyi Kitap

Orman sadece kendine aittir, insanın vicdanı da öyle…

Orman sadece kendine aittir, insanın vicdanı da öyle…

Şiirsel TAŞ

20. yüzyılın önde gelen İtalyan yazarlarından Dino Buzzati’nin Yaşlı Ormanın Gizemi adlı klasik eseri tam 80 yıl sonra Türkçede. Alegorik düzeyde iyi ile kötünün, gerçekçi düzeyde ise insanla doğanın mücadelesi üzerine kurulan kitap büyülü bir öykü anlatıyor.

Colombre ve Tanrıyı Gören Köpek (Can Yayınları) adlı öykü kitaplarıyla tanıdığımız, 20. yüzyılın önde gelen İtalyan yazarlarından Dino Buzzati’nin en bilinen eserleri olan Tatar Çölü (İletişim Yayınları) ve Dağların Adamı Barnabo (Timaş Yayınları) geçtiğimiz yıllarda Türkçeye çevrilmişti. Buzzati’nin ikinci romanı olan Yaşlı Ormanın Gizemi bizi asırlık köknar ağaçları ve binbir çeşit mahlûkatın barınağı olan kadim bir ormanın sırlarla dolu dünyasına çağırıyor. Sert mizacıyla tanınan Albay Sebastiano Procolo, ordudan ayrılmasının ardından, amcasından miras kalan ormanlık arazinin bulunduğu Fondo Vadisi’ne yerleşir. Mirastan Procolo’nun payına, yörenin yaşlı ormanı dâhil, arazinin küçük bir bölümü düşer. Daha genç ormanların bulunduğu geniş arazinin varisiyse Procolo’nun on iki yaşındaki yeğeni Benvenuto’dur.

Albay’ın yaşlı ormana –aslında genel olarak hayata– yaklaşımı faydacılık ilkesinden beslenir; kesilip kullanılabilecek bir ağaç yığınından fazlasını ifade etmez onun için yaşlı orman. Oysa orman devasa boyutlarda kanlı canlı bir organizma gibidir. Her ağacın gövdesinde, mitolojideki ağaç perileri “dryad”ları anıştıran bir cin yaşar. Orman sadece kendine aittir. İnsanın vicdanı da öyle. Albay Procolo, yaşamına dair en gerçekçi ve yürekli eleştiriyi, Benvenuto’ya karşı tutumundan ötürü kendisini bırakıp gitmek üzere olan gölgesinden işitir: “Yaşamın boyunca herkesi kendine düşman ettin, yardımına koşacak bir köpek bile yok.” Albay ordudan ayrılmış olsa bile alışkanlıklarını geride bırakamamıştır, etrafındaki herkesin kendisine itaat etmesini bekler. Ağaç cinlerini, ağaçları kesmemesi karşılığında, kendiliğinden devrilen yaşlı ağaçları toplayıp getirmekle yükümlü kılar. Bir zamanlar yörede fırtınalar estirmiş olan rüzgâr Matteo ise hapsolduğu mağaradan serbest kalması karşılığında Albay’ın emir erine dönüşür.

Buzzati’nin gazetecilik mazisi, anlatının pek çok yerinde kendini belli ediyor. Kurgusal olayları çoğu zaman kimliği meçhul şahısların tanıklık ettiği olaylarmış gibi anlatıyor yazar ama bir gazeteci tavrıyla haber kaynağını saklı tutsa da, büyülü gerçekçiliğin örneklerinden sayılabilecek romanın “gerçekçilik” yanını pekiştirmek için bu tanıklıkları adeta özellikle vurguluyor. Haberciliğin çıplak gerçeğiyle edebiyatın gizemi arasında gidip geliyor. Buzzati, ormanı bütün unsurlarıyla bir ekosistem olarak ele alırken, bir yandan da ondan masalların, mitlerin özünde saklı kalan gizemli mekân olarak yararlanmış ve gerçek ile gerçeküstünün harmanlandığı bir alaşım, genel anlamda birbiriyle uzlaşmaz olarak algıladığımız iki dünyadan ortak bir yek dünya yaratmış. Bunu yaparken de başlangıçta ormanın gerçeklik sınırında dururken, giderek içlerine, kuytu köşelerine ulaşan patikalara sapmış; nitekim ormanın derinliklerine daldıkça patikalar başka patikalara, ana öykü ise birbirine bağlanan yan öykülere açılıyor.

Yaşlı Ormanın Gizemi’ni, çocukluktan yetişkinliğe geçişin getirdiği değişim ve dönüşümün alegorik anlatısı olarak okumak da mümkün. Buzzati’nin öyküsü başından sonuna bir düalizm üzerine kurulu: çocuğun dünyasıyla yetişkinin dünyası, Albay ile Benvenuto, yaşlı ormanla genç ağaçlar, yaşam ile ölüm, gerçek ile gerçeküstü. Bu ikilik pek çok çatışmaya ve gerilime sahne olsa da nihayetinde doğa dengesini bulana dek kendi döngüsü içinde kendi bildiğince salınmaya devam eder, ta ki bir sonraki çatışma ânına kadar. Yetişkin gözü bu salınımları bildiği mantıksal ilkeler çerçevesinde algılar, çocuk ise erişkinin algı aralığının dışında kalanları fark edebilir, ta ki büyüyene kadar. Yıllar geride kalırken ağaç cinleri, rüzgârın sesi, kuşların dili, hepsi unutulur gider.

Eleştirmen Claudio Toscani’nin kitabın sonsözünde söylediği gibi, “Yaşlı Orman, yitirdiğimiz cennettir; geçmişten gelen ve bir bütün olarak insanlığın kolektif yaşamının ilk yıllarındaki vicdani saflığın kişisel ve özel mekânıdır. Yaşlı Orman, şiirin, saf ve doğal yaratıcılığının hüküm sürdüğü çocukluğun kutsal, büyülü ormanıdır.”

Yaşlı Ormanın Gizemi Dino Buzzati Çeviren: Yelda Gürlek Timaş Yayınları, 192 sayfa

Yaşlı Ormanın Gizemi Dino Buzzati Çeviren: Yelda Gürlek Timaş Yayınları, 192 sayfa

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Çocukluğunun en güzel günleri bir tavuk çiftliğinde ve İstanbul’un göbeğinde o dönemde istila edilmemiş kırlarda geçti. Tıp eğitimi aldı, hekim oldu, sonra çocuk kitaplarına merak sardı. Kurda kuşa, börtü böceğe düşkün ve en çok da onlarla ilgili okuyup yazmayı seviyor. Düşkurdu Bir Düş Kurdu, Börtü Böcek Güncesi, Zincir, Kar Benek Kara Benek ve Kim Korkar Mavi Kurttan adlı kitapları yazdı. Yazdığından çok daha fazla kitap çevirdi. Çevirdiğinden çok daha fazla kitap için eleştiri yazıları yazdı. Sürekli genişleyen kedi kadrosu, ara sıra bahçeye misafir olan yavru/yaralı martılar ve bir ergen gürgenle birlikte yaşıyor. Biyoloji, sağlık, kent doğası ve çocuklar üzerine kafa yoruyor. Ya evde çalışıyor ya ormanda dolaşıyor.

Yorum yaz