İyi Kitap

Brezilyalı ikiz kardeşler Fábio Moon ve Gabriel Bá tarafından yazılıp çizilen Güngezgini, başarılı bir grafik roman. 2011 yılında Harvey, Eagle ve Eisner Ödülleri başta olmak üzere bütün ödülleri toplayan kitap, hayatın kendisine dair gizemli bir soruyu yeniden hatırlatıyor.

Aylin OMİNÇ

Çizgi roman dünyası son yıllarda derin çizgilerle ikiye ayrılmış durumda. Bir yanda fantastik, yani pek çoğu erkek olan süperkahramanların boy gösterdiği seriler var, diğer yanda gerçekçi, yani dünyevi karakterlerin iç dünyalarının soyutlaştırılmış, sorgulanıp rafine edilmiş deneyimleri. Güngezgini de bu ikinci gruptan, yani süperkahramanı olmayan bir öykü. Eisner ödüllü Brezilyalı ikiz kardeşler Fábio Moon ve Gabriel Bá tarafından yazılıp çizilen Güngezgini (Daytripper), Vertigo tarafından 2010 yılında basılmış ve 2011’de de cilt olarak toplanıp bir grafik roman haline getirilmiş. 2011 yılında Harvey, Eagle ve Eisner Ödülleri başta olmak üzere bütün ödülleri toplayan Güngezgini, hayatın kendisine dair büyülü ve gizemli bir soruyu yeniden hatırlatıyor bize. Moon ve Bá kardeşler, yarattıkları Brás de Oliva Domingos karakterinin yaşamını anlatırken, gerçeklik ile hayal dünyası arasında dans etmek, ölümle yaşam arasındaki ince çizgi üzerinde dikkatimizi başka şeylere mi çekmek istiyorlar diye düşünüyor insan. Kitabın resimli önsözünde C. Thompson “Sayfaların içinde çok daha fazlası var; geçmiş üstüne düşünmek, geleceği dilemek, ama özellikle DENEYİMİN içinde varolmak” cümlesiyle yorumluyor kitabı.Brás de Oliva Domingos, günlük gazetelerde ölüm ilanları yazarak hayatını sürdüren, bir yandan da ünlü bir yazar olan babasının gölgesinden kurtularak kendi de yazar olmak için çabalayan biri; annesinin küçük mucizesi. Brás güne başlarken, yeni bir ölümün öyküsünü yazmak için masasının başına geçiyor. Ölüm hakkında yazmak yeterince basit, peki ya ölmek? Daha ilk öykünün sonunda, tam kahramanımız hakkında bir şeyler öğrenmeye başlamışken, asla beklemediğimiz şey oluyor; Brás oyalanmak için uğradığı bir barda soygun sırasında vurulurak ölüyor. Ve burada, bu sefer Brás’ın yaşamının farklı bir kesitinden yeni bir öykü başlıyor. İkinci öykünün bittiği yerde ise bizi gene aynı şekilde kurgulanmış bir üçüncü öykü bekliyor.

HAYATI AKIŞINA BIRAKMAK

Her bölümde, Brás de Oliva Domingos’un farklı yaşlarda, farklı yerlerde, hayatının farklı kesitlerinde ölümüne tanıklık ediyoruz. Her ölümün yeni bir başlangıç, her başlangıcın da Brás’ın ardından koştuğu hayallerin ve kaçtığı korkuların, peşini hiç bırakmayan adımları olduğunu görüyoruz. Her öykü kendi içinde bir sona varıyor, öte yandan kitabın bütününde anlatılan yaşam öyküsünün farklı kesitler ve olasılıklarla ilerlediği kurguya yoğun bir aile ve arkadaşlık teması hâkim. Üç kuşağın birbiriyle iç içe geçen yaşamı, benzerlikler ve kuşak farkları üzerinden yorumlanırken, Brás’ın babası ve oğluyla kurduğu ilişkinin birbirine göbekten bağlı olduğunu görüyoruz. Brás, ölümle ilgili yazarken aslında yaşamla ilgili yazıyor. Her gün yeni bir yaşama doğuyor ve yaşadığını ispatlamak istercesine yeniden ölüyor. Kitapla ilgili düşünmeye başladığımda karşılaştığım bir cümle beni zihinsel bir yolculuğa sürükledi; J. Campbell, “Seni bekleyen hayatı yaşayabilmen için, planladığın hayattan vazgeçmelisin,” derken, hayatın bizim için bizimkinden daha iyi planlar yaptığını ve ona yol vermemiz gerektiğini hatırlatıyor belki de… Ya da belki hayatımızı plan program yapmaya adarken yanımızdan geçip gideni fark edemediğimizi söylüyor, kim bilir?.. En verimli ve üretken yıllarımızı planlar yaparken yitiriyoruz. Oysaki hayat, biz planlar yaparken başımıza gelenlerin toplamı değil mi? Moon ve Bá kardeşler, hikâyenin kurgusundan resmedilişine kadar inandıkları ve hayalini kurdukları, belki yaşamı sorguladıkları bir resimli roman yaratmışlar. Kimin çizdiği kimin yazdığı birbirinden ayırt edilemezken, tek bir kalemden çıkmış gibi okuyor ve çizimlerin içinde kayboluyorsunuz. Her renk, her karakter ve her atmosfer için hikâyelerin duygusu (yalnızlık, tutku, korku, kaygı, aşk vs.) başarıyla aktarılmış. Brás’ın 76 senelik yolculuğunun yalın anlatımı, kafa kurcalayıcı kurgusu, aile bağlarını, aşkı, hayatın tesadüflerini ve trajedilerini sorgulayan, acımsı ve sert Brezilya kahvesi tadındaki öyküsü… Sert bir kahve ile kendine gelmek isteyenlere…

Güngezgini Fábio Moon, Gabriel Bá Çeviren: Cenk Könül Çizgi Düşler Yayınları, 256 sayfa

Güngezgini
Fábio Moon, Gabriel Bá
Çeviren: Cenk Könül
Çizgi Düşler Yayınları, 256 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz