İyi Kitap

Mutlu olmak için ne gerekiyorsa onu yap!

Paolo, matematik öğretmeninin yazdırdığı problemleri beğenmeyince kolları sıvar ve kendi problemlerini yazar. Okuldaki derslerin kendisine göre olmadığını anlayan Grégoire’ı mutlu eden şeyse ellerini kullanmaktır.

Elif TÜRKÖLMEZ

Annem, okulu sevmeyen çocuklara ya da çocuklarının okulu sevmediğini anlatan büyüklere benden bahseder ve “Elif okulu çok severdi. Bir keresinde kar yağıp okullar tatil olduğunda ‘Olsun, ben bir gidip bakayım, belki açıktır,’ deyip çantasını kaptığı gibi okulun yolunu tutmuştu. Engellemek mümkün değildi, çünkü okulu çok severdi,” diye anlatır. Ama siz anneme sakın inanmayın. Ben aslında okulu hiç sevmiyordum ama çocukça bir hisle, okula ne kadar çok gidersem okulun o kadar çabuk biteceğini, çabucak mezun olup kafama göre takılabileceğimi düşünüyordum. Büyüdükçe bunun hiç de böyle olmadığını gördüm. Okul bir türlü bitmeyen bir şeydi. Marazları yetişkinliğe de sirayet ederdi. İnsana, zor geçen her günün gecesinde bitmek bilmeyen bir matematik sınavı kâbusu olarak geri dönerdi. Gerçi hiçbir zaman başarısız bir çocuk olmadım, okulla ilgili büyük sorunlar yaşamadım ama işte okulu pek de sevemedim. Okulla ilgili sevdiğim şeyler vardı tabii; mesela kırmızı kalem, beslenme saati ya da küçük not defterleri gibi ama bunları sevmek, okulun bütününü sevmek demek değildir ki.

KAHROLASI MUSLUKLAR

Paolo’nun Düşproblemleri, okulu seven ama matematik dersinde sorulan problemleri beğenmeyen Paolo’nun hikâyesini anlatıyor. Paolo, azıcık parayla alışverişe çıkan anneler, yamuk yumuk tarlalar, hep akıtan ve hiç kimse tarafından tamir edilmeyen kahrolası musluklarla dolu matematik problemlerine gıcık olur ve kırmızı kapaklı defterine kendi problemlerini yazmaya başlar. Onun problemlerinde uzaylılar, fırınlanmış tavuk parçaları ve dinozorlar filan vardır. Bu soruların en zoru mesela, “Annemin yaptığı tavuklu patatesten yedin mi?” filan gibi eğlenceli sorulardır. Paolo arkadaşlarına defterden söz ettiğinde işler karışır. Çünkü arkadaşları problemlere bayılır ve kendileri de ilgi alanlarına göre bir şeyler yazmak ister. Biri bisiklet, biri futbol, öbürü “derse gelmeyen öğretmen” gibi konularda yeni problemler yazar. Çok geçmeden, Paolo’nun yaptıkları öğretmen Bombardi tarafından duyulur. Öğretmenin tepkisinin ne olduğunu ve kitabın nasıl ilerlediğini açık etmeyip, Paolo’nun bu kırmızı defter sayesinde kendisiyle ilgili çok önemli bir şeyi, acayip bir hayalgücü olduğunu öğrendiğini söylemekle yetinelim. Okullarda verilen eğitim maalesef çocukların hayalgücünü geliştirmeye değil, onu güdükleştirmeye yönelik. Ezbere dayalı ve tekdüze. Üstelik rekabetçi yönü de giderek artıyor. Çocukların okul kitaplarına bir göz gezdirin, ne demek istediğimi anlayacaksınız. İtalyan yazar Stefano Bordiglioni aynı zamanda bir ilkokul öğretmeni ve insana, keşke böyle bir kitabı yazabilen kişi benim öğretmenim olsaydı dedirtiyor. Bu kitap, yalnızca Paolo’nun değil, onun gibi milyonlarca çocuğun, aslında müfredatın sıkıcılığının ve zaman zaman da gereksizliğinin farkında olduğunu gösteriyor. Okul kitapları seçilirken kurulda neden çocuklar da olmaz ki? O zaman MEB tarafından ilkokullarda okutulan kitapların hiçbirinde, “Sokak hayvanlarına yaklaşmayın,” filan gibi saçmasapan laflar olmazdı.

ÇALIŞKAN ELLER

35 Kilo Tembel Teneke ise Fransa’ nın ünlü çocuk kitapları yazarı Anna Gavalda’nın eseri. Okulu hiç sevmeyen 13 yaşındaki Grégoire’ın tek isteği, elleriyle bir şeyler üretmek. Muz soyma aleti, diş macunu sıkacağı ya da oturarak ütü yapmayı sağlayan bir ütü masası… Ama dilbilgisinden ya da matematik problemlerinden ölesiye nefret eden Grégoire’ın en azından zorunlu eğitim bitene kadar bunlara katlanması gerekiyor. Çünkü her ne kadar o sadece bir marangoz olmak istese de, babası hesap yapmayı bilmeyen bir marangozun hiçbir işe yaramayacağını söylüyor. Grégoire’ı anlayan tek kişi ise bir marangoz atölyesi olan büyükbabası Koca Léon. Grégoire, aslında gerçekten yetenekli ve anasınıfı öğretmeninin dediği gibi, “süzgeç gibi bir kafası ama çalışkan elleri ve kocaman yüreği” olan bir çocuk. Ama okuldaki dersler, tarih, edebiyat, matematik ve hatta beden eğitimi pek ona göre değil. Öyle ki beden eğitiminde yaptığı bir yanlış bardağı taşıran son damla olunca okuldan atılıyor. Yeni bir okula kabul edilmesi ise çok zor. Bunun için ellerini çalıştırmayı bir yana bırakıp kafayı çalıştırması ve okul müdiresini ikna edecek içten bir mektup yazması gerekiyor. Hepimizin, aslında bir ya da birden fazla konuda yetenekli olduğu hâlde, okuldaki dersleri kötü gittiği için bir baltaya sap olamamış arkadaşları vardır. Grégoire bu anlamda çok tanıdık bir karakter. El becerisinin önemsenmediği, bunun yerine matematik yeteneğinin ya da tarih bilgisinin önemsendiği bir eğitim sisteminde okuyor. O yüzden büyükbabası Koca Léon’un dediği gibi, mutlu olmak için ne gerekiyorsa onu yapıyor. Müfredatla çarpışması, yeteneklerini, ilgi alanlarını ortaya koymak için çok çalışması gerekse de… Paolo ve Grégoire, “Okulla nasıl başa çıkılır?” sorusunun çözümünü bulmuş iki harika çocuk ve bu sorunun cevabını arayan çocuklara ve tabii büyüklere de söyleyecekleri güzel şeyler var.

Paolo’nun Düşproblemleri Stefano Bordiglioni Çeviren: Tolga Darcan Can Çocuk Yayınları, 136 sayfa

Paolo’nun Düşproblemleri
Stefano Bordiglioni
Çeviren: Tolga Darcan
Can Çocuk Yayınları, 136 sayfa

35 Kilo Tembel Teneke Anna Gavalda Çeviren: Azade Aslan Günışığı Kitaplığı, 96 sayfa

35 Kilo Tembel Teneke
Anna Gavalda
Çeviren: Azade Aslan
Günışığı Kitaplığı, 96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz