İyi Kitap

Her başlangıç zordur!

Okulun ilk günleri bambaşka bir ortama alışma çabasıyla geçer. Kimi çocuk gitmemek için ayak direrken, kimi de sevip bağlandığı bir oyuncağını yanında götürmek ister. Bu alışma sürecini öyküleştiren üç resimli kitap, bakarsınız işleri kolaylaştırır…

Defne ULUS

Okula gitmek, yalnız çocuğun değil, ebeveynin hayatında da heyecan yaratan, gündelik akışı yeniden kurgulayan radikal bir adım. Hâl böyleyken, okullu olmanın sevincine alkış tutuyor olsak da, içimizde bir yerde pır pır eden o kaygı dolu duyguyu hiç önemsemiyormuş gibi davranamayız. Bundan böyle, hayat yeni bir seyir izleyecek ve galiba en donanımlı olanlarımız bile arada sırada tökezleyecek.

YETİŞKİNİN SIKICI DÜNYASI

Önce çocuklar… Bu yenilik, ne de olsa en çok onları etkiliyor; yeni bir mekânda, yepyeni insanlarla ve zaman kullanımından konuşma adabına, oturuşundan yemek yiyişine her şeyin yeniden düzenlendiği bir ortak yaşam pratiği dayatıyor aslında bu süreç. Şu halde, hepsi de okula yeni başlayan Zeytin, Mızmız ve Rita’nın deneyimlerine bir bakalım: Zeytin, Tudem’in Ebeveyn Rehberi serisinden çıkan Zeytin Okula Gitmek İstemiyor kitabının başkahramanı. Hikâyeden anladığımız kadarıyla, Zeytin okula bir süredir devam ediyor ve aile bu yeni düzene uyum sağlamış görünüyor. Ancak bir sabah, okula Zeytin ve herkesi çaresiz bırakarak annesinin işyerine gidiyor. Hepimizin başına gelmiştir, çocuklarımızı ofislere, dükkânlara vs. taşımışızdır; hatta belki biz de bir zamanlar o taşınan çocuklardan olmuşuzdur. Zeytin de başlangıçta annesiyle ofiste olmaktan memnun görünse de çok geçmeden iş hayatının sınırlarına takılıp sıkıntıdan patlar. Yetmezmiş gibi, kendi okulu da annesinin ofisinin tam karşısındadır; teneffüste oyun oynayan, uçurtma uçuran çocukları görür… Tahmin edeceğiniz üzere Zeytin, ofis gününün daha başında okula gitmediği için pişman olup ayaklarını poposuna vura vura okula döner! Çünkü kitabın sonunda yer alan, ebeveynlere yönelik rehberde de belirtildiği üzere, yetişkinlerin dünyası çok sıkıcıdır! Serinin bütün kitaplarında, hikâyeye pedagojik açıdan yaklaşan ve ebeveyne rehberlik eden bir son bölüm bulunuyor. Bu kitap özelinde mesela, çocuğun okula gitmek istememesinin olası nedenleri ve gerçek nedeni bulmak için izlenmesi gereken yöntem ya da hangi mesajların sorunu büyütebileceği gibi konular üzerine bilgiler, fikirler yer alıyor. Gelelim Mızmız’a… Adı üstünde, mızırdanan biriyle karşı karşıyayız. Kırmızı Yastık hikâyesinde Mızmız, önceki gün Mırnavlar okuluna başlamış. Biraz sancılı geçmiş gerçi ilk gün; annesine kök söktürmüş, fakat çok geçmeden okulun çok eğlenceli olduğunu fark edip, uyum sağlamaya karar vermiş. Tek şartla: Çok sevdiği küçük, yumuşak, kırmızı yastığını da okula götürecek. Annesinin itirazına rağmen o yastık okula gider ama Mızmız bunun dışında pek de mızmızlık yapmaz. Kendini hemencecik okulun eğlencesine, yeni şeyler öğrenmenin heyecanına kaptırdığından yastığını çabucak unutuverir. Yastık, başka çocukların futbol topu haline geldiğinde bile durumun farkına varmaz. Günün sonunda durumu fark ettiğindeyse okula giderken kırmızı ve yumuşak yastığına neden ihtiyaç duymayacağını idrak eder. Çocuğun okula götürmek istediği ilginç şeylerden bahsetmişken, konuyu Mızmız’ın hikâyesinden Rita’nın hikâyesine bağlayalım.

CESARET VEREN OYUNCAKLAR

Rita ve Adsız Okulda kitabının okula gitmekte zorlanan karakteri Rita, Adsız isimli köpeğinden cesaret ve ilham almayı dener. Onu okula götürdüğünde, aslında okula oyuncak götürülmemesi gerektiğini öğrenir ve çözümü, Adsız’ı okula götürmek ama çantadan çıkarmamakta bulur. Bu durumda Adsız hem vardır hem yoktur. Güzel kokulu çantanın içinde, karanlıkta Rita’yı beklemektedir. Ama gün boyu oynanan birçok oyunda ve hatta haylazlıkta onun payı vardır. Bir ismi bile olmayan ve tüm günü çantanın içinde geçiren bir köpekten ne umabiliriz ki? Ama Adsız sadece cesaret değil, ilham da verebilen bir köpek. Oyunlarda ve haylazlıklarda Rita’nın hep yanında.Mızmız ve Rita’nın okula oyuncaklarını, sevdikleri nesneleri götürmelerine yetişkinlerin itirazını anlamak hem mümkün hem değil. Her iki hikâyede de oyuncakların görevi, cesaret vermek. Çocuklar, oyuncakları unutmuş ya da çantanın içine gizlemiş olsalar da o oyuncaklardan, en azından başlangıçta cesaret alıyorlar. Dolayısıyla her iki hikâyede de akılcı ipuçları bulabiliyoruz: Oyuncağını taşımak senin işin ya da oyuncağını biz görmeyeceğiz… Çocuğa hem sorumluluğunu hatırlatmak hem de okula getirilen oyuncağın orada yokmuş gibi gözden uzakta kalması, onsuz da yapılabileceğini gösteriyor Rita ile Mızmız’a, okura da tabii. Kitapların her ikisinde de okul gözümüzde “sihirli” bir yer gibi canlanıyor. Dolayısıyla çocuğunuz, siz kitabı ona okurken, aslında son derece gerçek olduğu için korkutucu bulduğu okulun, gerçek dışı denebilecek kadar eğlenceli ve sürprizli bir yer olabildiğini de sezecek. Bu üç kitap hem çocuğa hem de ebeveyne kaygılarında haksız olmadıklarını ama bir çıkış yolu bulunduğunu gösteriyor.

Zeytin Okula Gitmek İstemiyor Christian Lamblin Resimleyenler: Regis Faller, Charlotte Roederer Çeviren: Yağmur Ceylan Uslu Tudem Yayınları, 24 sayfa

Zeytin Okula Gitmek İstemiyor
Christian Lamblin
Resimleyenler: Regis Faller,
Charlotte Roederer
Çeviren: Yağmur Ceylan Uslu
Tudem Yayınları, 24 sayfa

Kırmızı Yastık Ayla Çınaroğlu Resimleyen: Mustafa Delioğlu Uçanbalık Yayınları 32 sayfa

Kırmızı Yastık
Ayla Çınaroğlu
Resimleyen: Mustafa Delioğlu
Uçanbalık Yayınları
32 sayfa

Rita ve Adsız Okulda Jean-Philippe Arrou-Vignod Resimleyen: Olivier Tallec Çeviren: Işık Ezgi Çelik Tudem Yayınları, 24 sayfa

Rita ve Adsız Okulda
Jean-Philippe Arrou-Vignod
Resimleyen: Olivier Tallec
Çeviren: Işık Ezgi Çelik
Tudem Yayınları, 24 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz