İyi Kitap

Bir yurttaş nasıl düşünür?

7,2 milyar nüfusu olan gezegenimizi 100 kişilik bir köy olarak düşündüğümüzde, pek çok şeyi sayısal olarak hayal etmemiz kolaylaşır. İşte David Smith, Dünya Bir Köy Olsaydı adlı kitabında bunu yaparak bir dünya bilinci oluşturmaya çalışıyor.

Sema ASLAN

Elimde, dünyadaki insanlar hakkında bir kitap var: Dünya Bir Köy Olsaydı. Doğrusu, çocuklar için yazıldığı düşünülecek olursa, bugüne dek okuduğum en ilginç çocuk kitaplarından biri bu. Belki de kitabı Türkiyeli bir okur gözüyle okuduğum içindir. Önce kitaptan biraz söz edelim: Bir eğitimci ve “dünyayı ezbere haritalama” programının yaratıcısı, çocuk kitapları yazarı olan David Smith, uzun yıllara dayanan çalışmasında büyük bir ideale hizmet ediyor. Dünyayı bir köy olarak kurgularken, gerçek rakamlardan, oranlardan, istatistiklerden yola çıkarak ve elbette bir ölçek kullanarak, devasa gerçeği kavranabilir bir düzeyde sunuyor, anlaşılır kılıyor. Kitabında 100 kişilik bir köy kuruyor. Bu köyde yaşayan her bir kişi, gerçek dünyadaki 72 milyon kişiyi temsil ediyor. Böylelikle köyde, gerçek anlamda dünya nüfusu (7,2 milyar) temsil edilmiş oluyor. Sonra, her bir sayfada köye çeşitli açılardan yaklaşarak, sayılarla bugünün fotoğrafını çekiyor yazar. Geçmiş on yıllar, yüz yıllar ile kıyasladığı, gelecek yıllara dair öngörülerde bulunduğu anlarda, ne kadar hızlı olduğumuzu görebiliyoruz; ne kadar hızla çoğaldığımızı, ne kadar hızla tükettiğimiz, öte yandan ne kadar büyük bir hızla yaşlı bir dünya nüfusuna evrildiğimizi. Kitapta, küresel köyde hangi milliyetlerden insanların yaşadığı, bu insanların hangi dilleri konuştuğu, hangi dinlere inandığı, ne yiyip içtiği, ne kadarının okula gittiği, ne kadarının çalıştığı, ne kadarının meslek sahibi olduğu hâlde çalış(a)madığı, kaçının kaç para kazandığı, bugünkü koşullarda asgari kaç para kazanılması gerektiği, köyün ne kadarının temiz hava ve suya ulaşabildiği gibi, çıplak bir şekilde karşılaştığımız vakit bizim bile baş etmekte zorlanacağımız bilgiler bulunuyor. Şimdi, çocuğunuza bu kitabı okurken mesela, paranın paylaşımıyla ilgili şu bilgiyi aktardınız: “Eğer köydeki tüm para herkese eşit olarak paylaştırılsaydı kişi başına yılda 12 bin 500 dolar düşerdi. Ancak Küresel Köy’de para eşit olarak paylaştırılmıyor. En zengin 10 kişi, köyün tüm gelirinin yüzde 85’ine sahip. Her biri yılda 87 bin 500 dolardan daha fazla kazanıyor. En fakir 10 kişi günde 2 dolardan az kazanıyor. Geride kalan 80 kişinin kazancıysa bu ikisi arasında değişkenlik gösteriyor.” Tam isyana teşvik eden bir bilgi, değil mi? Bu duyguyu, kitabın hemen her sayfasında yaşıyorsunuz. Kaynakların eşit paylaştırılması hâlinde dünyanın nasıl bir köy olabileceğini görüyorsunuz. Yetişkinlerin uyum sağladığı, alıştığı, artık görmez olduğu gerçekler, bir çocuğa okunduğunda işler o kadar kolay olmayabilir. Yazarın bu çalışmayı gerçekleştirirken amacı netmiş. Dünyayı tanımak, anlamak elbette onu korumanın birinci şartı. Komşularımız kimler ve onlar hangi koşullarda yaşıyorlar? Temiz içme suyu, temiz hava ve besin kaynakları tükendiğinde bundan kim sorumlu olacak? O hâlde bugünden kalkarak neler yapmalıyız? Yazarın dünyayı tanımak için çeşitli oyun önerilerini sıraladığı sayfalarda, çok kritik bir cümlesi var: “Dünyayı ve dünyada yaşayan insanları öğrenirken yanıtları doğru bilgilere göre değil, olası bilgilere göre vermek gerekir. Ayrıca, yanıtı kesin olarak bilinmeyen sorular düşünün. Bu sorular üzerine tartışmak, çocuklara bir yurttaşın nasıl düşünmesi gerektiğini göstermek açısından çok yararlı bir yöntemdir.” DÜNYA BİLİNCİ OLUŞTURMAK Buradan, yazının başına dönebiliriz: Türkiyeli okur için uzak, çok uzak bir mantığı var kitabın. Kaldı ki, içinde yaşadığımız mahalleyi dahi tanıdığımızdan emin değilim! Tüm kavramlar sürekli birbirine dolanıyor, dost ve düşman ikiliği üzerinden bir düşünme pratiğimiz var ve ayrıca (en azından bizim zamanımızda) coğrafya dersleri çok sıkıcı geçerdi! Ama açıkçası bu kitap bir nimet. Kitabın çevirmeni Alkım Özalp, aynı zamanda sosyoloji eğitimi aldığı için onun açısından da ilginç bir çeviri deneyimi olduğunu varsayıyorum. Sonuç olarak, Dünya Bir Köy Olsaydı dünya bilincinin gelişmesi için yapabileceklerimiz olduğunu gösteren, gelecek kuşaklardan beklentisi olan, onları umutla yetiştirmeyi öneren incelikli bir çalışma.

Dünya Bir Köy Olsaydı David J. Smith Resimleyen: Shelagh Armstrong Çeviren: Alkım Özalp Kırmızı Kedi Yayınları, 248 sayfa

Dünya Bir Köy Olsaydı
David J. Smith
Resimleyen: Shelagh Armstrong
Çeviren: Alkım Özalp
Kırmızı Kedi Yayınları, 248 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1978 Berlin doğumlu. Sosyoloji ve iletişim okudu, gazetecilik yaptı. “Benim Kitaplarım / 35 İsim 35 Kütüphane” (Doğan Kitap) ve “Kozalak” (İletişim Yayınları) isimli iki kitabı bulunmakta.

Yorum yaz