İyi Kitap

Düğümler ve çözümler…

İlk Işık adlı romanıyla tanıdığımız Rebecca Stead, Beni Bulduğun Zaman’da alışılagelmişin dışında bir kurguyla okuru şaşırtıyor. Keyifli ve tanıdık sayılabilecek kadar samimi bir ilkgençlik öyküsünün içine yerleşen zamanda yolculuk fikri, Beni Bulduğun Zaman’ı muadillerinden ayırıyor.

Ecem Nida DİNÇTÜRK

Bir yerlerde, bir şekilde gerçek olduğuna inanarak hayatımızı sürdürdüğümüz mitler, bilimsel muammalar, masalsı karakterler vardır ya hani, onların dünyanın daha güzel bir yer olma olasılığını canlı tuttuğunu ya da bir gün her şeyin bir şekilde yoluna girebilmesini sağlayacağını sanırız. İşte onlar, her geçen gün, her şeyi daha çok eline yüzüne bulaştıran insanlığın, yitiremediği büyülü hâlinin esbab-ı mucibesidir. Bunu biraz daha açmam gerekirse; insanların hâlâ hayal kurması, inanmaktan vazgeçmemesidir ruhunun mayasını koruyan. Bu nedenle, şimdi sizi zamanda yolculuk mucizesine inanarak mutlanan ve hayatını anlamlandıran Miranda ile tanıştırmak isterim.

HAYAT BİLMECELERLE DOLUYOR

Miranda’yı, annesi, aynı zamanda en yakın arkadaşı da olan alt komşusu Sal ve okula gidip gelmekten ibaret olan rutin hayatında birtakım tuhaflıklar olmaya başladığında tanıyoruz. Onu ilk gördüğümüz sahnede, annesinin şu büyük ödüllü televizyon yarışmalarından birine katılmaya hak kazandığına tanık oluyoruz. Ardından Sal, bir gün okuldan dönerken tanımadığı bir çocuktan durup dururken bir yumruk yiyor ve ancak romanın sonunda anlayacağımız nedenlerle Miranda’yla olan tüm bağını koparıyor. Miranda, Sal’in yokluğunda kendi hayatını sürdürmeye çalışırken yeni arkadaşlar ediniyor, kızların dünyasına dâhil olmayı deniyor, ufak ve sancılı bir çalışma deneyimi edinirken bir de âşık oluveriyor. Ama hayatında o kadar tuhaf şeyler olmaya başlıyor ki aslında tüm bu detayların hiçbir önemi kalmıyor. Bu nedenle Beni Bulduğun Zaman, alışılagelmiş ilkgençlik romanları ile arasına ciddi bir çizgi çekiyor. Rebecca Stead, Beni Bulduğun Zaman’la kucakladığı Newbery Ödülü’nü de sanırım, büyük oranda bu özgünlüğüyle hak ediyor. Hikâyeye dönecek olursak, Miranda’nın hayatı, evin kaybolan yedek anahtarları ve akıl almaz yerlerde bulduğu gizemli notlarla büyük bir bulmacaya dönüşüveriyor. Bulduğu notlar, geleceğe dair çeşitli uyarılar ve bilgilerle dolu olmasına rağmen, o bir süre bunları dikkate almamayı tercih ediyor. Bu arada Miranda nasıl olduğunu anlayamadan, Sal’e vuran çocukla arkadaşlık kuruveriyor, sokaktaki posta kutusunun altında uyuyan ve gün boyu caddeye tekmeler savuran evsiz adamla ara sıra da olsa konuşmaya başlıyor ve ona sandviçler veriyor. Bütün bunlar olurken, Miranda bir yandan da 12 yaşın tanıdık sancılarıyla boğuşuyor. Bir tarafta annesinin yarışma hazırlıkları, Sal’in suskunluğu, Sal’in gidişiyle “en yakın” arkadaşı olmasına karar verdiği Annemarie’nin özel beslenme biçimi, evi ve kusursuz bir insan olan babası kafasını çok meşgul ediyor. Ama en çok da annesinin giydiği kıyafetleri, sürdüğü ojeleri, sabah okula giderken ona kahvaltı hazırlamayıp akşamları da sürekli makarna pişirmesini ve bunu yapmayı çoğu kez istese de gidip ona sarılamamayı dert ediyor.

ZAMANDA YOLCULUK

Miranda’ya gelen notlar çok geçmeden genç kızın görmezden gelemeyeceği kadar ciddi bir boyut kazanıyor. Bunun üzerine Miranda, soğukkanlılıkla elindeki tüm kanıtları tek tek anlamlandırmaya çalışıyor. Düğümlerintamamı, Sal’in başına gelen korkunç bir kazayla çözülüyor. O kazayla birlikte Sal’in neden artık onunla konuşmadığı, Sal’e vuran çocuğun nereden çıktığı, sokaktaki adamın neden sürekli caddeye tekmeler savurduğu ve notların neden kendisine geldiği gibi soruların hepsi yanıtını buluyor. Üstelik her şey, Miranda’nın bu hayatta varlığına inanmaktan en çok keyif aldığı o esrarengiz bilgiyle, zamanda yolculuk olasılığıyla aydınlığa kavuşuyor. Beni Bulduğun Zaman iddialı bir kurguya sahip, hitap ettiği yaş aralığı nedeniyle riskli bir konu seçmiş fantastik bir roman. Fakat Rebecca Stead aldığı bu riskin altından alnının akıyla çıkmayı başarıyor, tüm düğümlerin birbirine karıştığını hissettiğiniz anda tek tek tüm öncülleri açıklayarak sonuca vardırıyor hikâyesini. Keyifli ve tanıdık sayılabilecek kadar samimi bir ilkgençlik öyküsünün içine yerleşen zamanda yolculuk fikri, Beni Bulduğun Zaman’ı alışıldık muadillerinden ayırıyor ve onu sürükleyici bir romana dönüştürüyor.

Beni Bulduğun Zaman Rebecca Stead Çeviren: Serim As Özdemir Kırmızı Kedi Yayınları, 192 sayfa

Beni Bulduğun Zaman
Rebecca Stead
Çeviren: Serim As Özdemir
Kırmızı Kedi Yayınları, 192 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1990 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. İstemeyerek girdiği bölümden, bir meslek aşığı olarak çıktı. Dünya Gazetesi’nde editörlük ve muhabirlik yaparak başladığı meslek yaşamını, TRT’de çeşitli kültür sanat programlarında sürdü. Son olarak Sputnik Haber Ajansı’nda görev aldı ve hem akıl hem ruh sağlığı için daha çok yol almadan gazetecilik yapma hayalini rafa kaldırdı. Şimdi Milliyet Kitap, Milliyet Sanat, Agos Kirk ve İyi Kitap gibi yayınlarda edebiyat yazıları yazıyor, röportajlar yapıyor, diğer yandan blog yazarlığı meselesini çözmeye çalışıyor. Aklını başında tutabilmek için ise çocuk kitaplarına sığınıyor. Uzun yürüyüşlere, bisiklete, pikniğe tutkun; denize, güneşe, toprağa, meyveye ve toplara pek düşkün bir oğlana meftun.

Yorum yaz