İyi Kitap

Labirentten çıkış yolunu ararken…

Çocuk edebiyatının duayenlerinden Andreas Steinhöfel edebiyattaki hazır kalıplara bağlı kalmıyor. Çocuk ve gençlik edebiyatındaki yaygın klişelere radikal biçimde sırt çeviren yazar okurunu hem şaşırtıyor hem de düşünmeye zorluyor.

Suzan GERİDÖNMEZ

“Andreas Steinhöfel edebiyattaki hazır kalıplardan ayrılıyor. Çocuk ve gençlik edebiyatındaki yaygın klişelere radikal bir biçimde sırt çeviren yazarın farklı kitaplarında kullandığı dil ve anlatım tarzı çelişkiler ve karşıtlıklarla dolu. Steinhöfel bu sayede okurunu sürekli şaşırtmakla kalmıyor, onu acımasız bir şekilde düşünmeye de zorluyor (…)” Her yıl Almanca ve çeviri eserler arasından en dikkate değer çocuk ve gençlik kitaplarını seçen Uluslararası Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü jürisi, 2013’te Andreas Steinhöfel’e tüm eserleri için Özel Ödül’ü verdi. Bu özel ödülün verilme nedenini yukarıdaki sözlerle açıklayan jüriye göre Andreas Steinhöfel “farklı” bir yazar. Ama Andreas Steinhöfel’i çağdaş çocuk ve gençlik edebiyatının “farklı yazarlarından biri yapan, yalnızca aldığı sayısız ödül ve Almanya sınırlarını çoktan aşmış olan ünü değil. Yazar olarak kişisel gelişimini “labirentten çıkış yolları arayışı” cümlesiyle özetleyen Steinhöfel, okuruna dünyayla başa çıkmanın formüllerini sunmak yerine, edebiyat üretimiyle dünyayı sorgulamayı, dünyayla olan ilişkisini her seferinde yeniden tanımlamayı seçiyor. Herhangi bir kategoriye sokulamaması, çoğu kitabının belli bir yaş grubunu hedeflememesi, eserleri arasında belirgin bir tarz ve dil bütünlüğü kurulamaması, yazarın farklı yollar denemekten korkmadığını, hatta bundan keyif aldığını gösteriyor. 2014 biterken Almanya’da yayımlanan son romanı Anders, yani Türkçe adıyla Farklı ile edebiyat çevrelerinde hayranlık kadar infial da yaratan Steinhöfel’i Türkiyeli okur şimdilik sadece Rico ve Oskar serisi ve Sıkı Arkadaşlar ve Spagetti Canavarı kitabıyla tanıyor. Şimdilik diyoruz, çünkü çok yakında Türkçeye çevrilen kitaplarının arkası gelecek. Üstelik sevenlerine bir müjdemiz daha var! Andreas Steinhöfel’le söyleştik ve Rico ve Oskar kitaplarının dördüncüsünü yazmakta olduğunu öğrendik. Hem de bugüne dek konuyla ilgili tüm açıklamalarında hep aksini iddia etmiş olmasına karşın! Evet, ne zaman ne yapacağı önceden kestirilemeyen bir yazar Steinhöfel. Ama bizi kırmadı ve okuma gezisinde olmasına rağmen sorularımızı yanıtladı…

İlk kitabınız Sıkı Arkadaşlar ve Spagetti Canavarı’nı henüz üniversite öğrencisiyken kaleme aldınız. Aslında öğretmen olmak isterken, bir gün kardeşinizin yayınevinden resimlemek üzere getirdiği kitabı okudunuz. Kitabı aptalca buldunuz ve “Ben bundan daha iyisini yazarım,” diye düşündünüz. Yazar olmanızın arkasında gerçekten bu hikâye mi yatıyor? Peki, güncel çocuk ve gençlik edebiyatı bugün yazarlığınızı nasıl etkiliyor?

Evet, hikâye bu şekilde yaşandı. Gerçi o tarihte öğretmen olmaktan çoktan vazgeçmiş, edebiyat ve sinema bilimlerine geçiş yapmıştım. Zamanında aptalca bulduğum eserse, pedagojik kaygıları ön planda tutan ve cesaret aşılayan şu kitaplardan biriydi, ki günümüzde bu tip kitaplar hâlâ mevcut. Onlara inanacak olursanız, şak diye daha iyi bir insana dönüşmek için çocuğun yapması gereken tek şey, kitabı okuduktan sonra herhangi bir şey iddia etmekten ibaret (“Artık ben de cesurum, tıpkı hikâyedeki kız gibi!”). Bunu sahtekârca buluyor ya da en hafifinden, mantıklı dayanaktan tümden yoksun bir saçmalık olarak değerlendiriyorum. Ama bunlardan bin kat iyi kitaplar da var. Bazen o eserlerden birini okuyorum ama bu yazdıklarımı etkilemiyor.

Rico ve Oskar serisi 30 dile çevrildi ve bütün dünyada büyük bir beğeniyle karşılandı. Tıpkı, okurların üçüncü kitabın aynı zamanda serinin son kitabı olduğu gerçeğini henüz kabullenmekte zorlandığı Türkiye’de olduğu gibi. Peki, yazar olarak siz neler hissediyorsunuz? Rico ve Oskar’la vedalaşmakta zorlandınız mı?

Sözü edilen figürlerin kendine has ve benim için oldukça gerçek bir hayatları var. Bu, büyük oranda onları kendime dil bakımından çok yakın bulmamdan ve sayelerinde mizah anlayışımı içimden geldiği gibi sergileyebilmiş olmamdan kaynaklanıyor. Onlarla vedalaşmakta ne kadar zorlandığımı belki de en iyi gösteren şey, o oğlanlarla ilgili –daha önceki tüm açıklamaların aksine– yeni bir hikâye yazmaya girişmiş olmamdır. Ancak söz konusu olan, klasik bir dördüncü bölüm olmadığı gibi, yeni bir üçlemenin başlangıcı ya da buna benzer bir şey de değil. Kendi içinde kapalı bir Noel hikâyesi olacak ve (her şey yolunda giderse) 2016 sonbaharında Almanya’da yayımlanacak.

Çocuk ve gençlik edebiyatında insanlar sıkça, ya arazlarından azade resmedilir ya da arazları sorun olarak işlenir. Rico ve Oskar serisi bu bakımdan ferahlatıcı biçimde farklı. Rico derin yetenekli, Oskar üstün yetenekli, anne gece kulübünde çalışıyor, apartman görevlisi alkolü fazla kaçırıyor, Bayan Dahling’se depresyondan mustarip. Oysa o ve aynı apartmanda yaşayan diğer tuhaf tiplerin ortak bir özelliği var: Hepsi okur üzerinde çok insani bir etki bırakıyor. Özellikle de onlara Rico’nun gözünden yaklaştığımızda. Bunun arkasında okuru yönlendirmeye çalışan bilinçli bir tercih mi yatıyor, yoksa sadece hayata bakış açınız mı?

Hayır, birilerini yönlendirme amacı falan gütmüyorum. Tek bir dileğim var, o da insanları şu ya da bu özelliklerinden dolayı değerlendirmeden ya da yargılamadan önce, hepimizin onlara gerçekten biraz daha yakından bakması.Bu arada Rico’nun etrafındaki insanların çok da tuhaf kişiler olduklarını düşünmüyorum aslında; onlar arazlı insanlar sadece ama hepimizin arazları var. Ben kitaplarımda bu arazları birazcık abartıyorum; bunun en basit nedenlerinden biri, bir hikâyenin çelişkiden beslendiği gerçeği. Farklı arazların çarpışması işin içine eğlence ve gerilim katıyor.

Sıkı Arkadaşlar ve Spagetti Canavarı, yakasını aksiliklerden kurtaramayan iki erkek kardeşin gündelik yaşamını konu ediyor. Söz konusu olan kendi çocukluk anılarınız. Geçmişte her şey sizin için gerçekten kitapta anlatıldığı kadar komik miydi, yoksa mizah yaşla, daha doğrusu yazıyla mı geliyor?

Kitaptaki tüm kişiler gerçekte var ya da vardı. Buna rağmen hiçbir zaman Sıkı Arkadaşlar ve Spagetti Canavarı’nın gerçek çocukluk anılarım olduğunu iddia etmedim. Bizim çocukluğumuz ne yazık ki babamızdan gördüğümüz yoğun şiddetin etkisinde geçti. Sıkı Arkadaşlar ve Spagetti Canavarı daha çok çocuk aklımla duyduğum özlemi yansıtıyor: Böyle yaşanabilirdi, eğer babam bunca kontrolsüz bir insan olmasaydı. Mizaha gelince; insanın zamanla, bu tür deneyimleri aşmak için de donandığı bir şey bu. Bir şeye ağlayayım mı güleyim mi bilemediğimde, genelde hep önce gülmeyi denerim.

Siz okurunuzu konu ve kurgunun dışında, özellikle dilinizle cezbeden bir yazarsınız. Çocuk ve gençlik edebiyatında sizin gibi iddialı bir dil kullanan yazarlara pek rastlanmıyor. Edebiyatta çocuğa görelikten ne anlıyorsunuz? Bu tür sorular hakkında kafa yoruyor musunuz ve yazarken neye önem veriyorsunuz?

Özellikle çocuk okurun metinlerimi takip edebilmesini önemsiyorum elbette ki. Ama bu daha çok bir hikâyenin taşıyıcısı olan içeriksel netlik ve figürlerin anlaşılmasıyla ilgili. Bunun dışında çelik gibi iki ilkem var: Birincisi, henüz hiçbir çocuk bir yan cümlecikten dolayı ölmedi ve ikincisi, yukarı uzanmayan büyüyemez. Eğilim olarak çocukları az zorlamaktansa, fazla zorlamayı daha mantıklı buluyorum. Kültürümüz, eğitim ve deneyimlerin internetten indirilebildiği yanılsamasını yaratsa da, genç zihinlerin tam da bu zorlanmaya ihtiyacı var.

Hem yazıyor hem çeviriyorsunuz. İyi yazarlardan iyi çevirmen çıktığına dair genel bir kabul var. Sizce aynı şeyin tersi de geçerli mi? Çevirmen oluşunuzun yazarlığınıza etkisi var mı?

Buna kısaca yanıt verebilirim. Çeviri çalışmalarım yazdıklarım üzerinde iz bırakmıyor. Durum daha çok şu şekilde işliyor: Ben bir yazar olarak –kişisel tercih ve beğenilerim doğrultusunda– hem içeriksel olarak hem de dil ve kurgu bakımından zaten beğendiğim metinler seçiyorum çevirmek için. Daima tarzı ve hissi çevirirsiniz, sözcükler bunun sadece kolay anlaşılabilir araçlarıdır.

Rico ve Oskar – Derin Gölgeler Andreas Steinhöfel Çeviren: Kazım Özdoğan Tudem Yayınları, 176 sayfa

Rico ve Oskar – Derin Gölgeler
Andreas Steinhöfel
Çeviren: Kazım Özdoğan
Tudem Yayınları, 176 sayfa

Rico ve Oskar – Defolu Kalpler Andreas Steinhöfel Çeviren: Kazım Özdoğan Tudem Yayınları, 232 sayfa

Rico ve Oskar – Defolu Kalpler
Andreas Steinhöfel
Çeviren: Kazım Özdoğan
Tudem Yayınları, 232 sayfa

Rico ve Oskar – Çalıntı Taş Andreas Steinhöfel Çeviren: Suzan Geridönmez Tudem Yayınları, 280 sayfa

Rico ve Oskar – Çalıntı Taş
Andreas Steinhöfel
Çeviren: Suzan Geridönmez
Tudem Yayınları, 280 sayfa

Sıkı Arkadaşlar ve Spagetti Canavarı Andreas Steinhöfel Çeviren: Ziba Akerman Tudem Yayınları, 144 sayfa

Sıkı Arkadaşlar ve Spagetti Canavarı
Andreas Steinhöfel
Çeviren: Ziba Akerman
Tudem Yayınları, 144 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1966’da Almanya’da doğdu. Öğrenimini İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde sürdürdü. Avusturya’da çağdaş kütüphanecilik eğitimi aldı. Geçmişte bir yayınevinde uluslararası ilişkiler sorumlusu olarak çalışan Geridönmez’in çoğu çocuk ve gençlik edebiyatı alanına giren 20’ye yakın kitap çevirisi bulunmaktadır. 2014’de Tarabya Çeviri Teşvik Ödülü’ne layık görülen Geridönmez çocuk ve gençler için hikaye ve roman yazıyor.

Yorum yaz