İyi Kitap

Bilim Aslında Çok Eğlencelidir, okuru bilimsel bilgi dağına tırmanmak yerine, paraşütle tepeden aşağı inmeye çağırıyor. Ancak bilim tutkusu kendini besleyen bir açlıktır. O yüzden dikkat! Kolay lokmalar sunan bu kitabı bitirdiğinizde tok değil, daha da aç olacaksınız.

 

Toprak IŞIK

Çıplak gözle görebileceğimiz en uzak yıldızlardan biri olan Deneb ile lezzetli bir kekin ortak özelliği nedir? İkisinin de bilimin alanına girmesi elbette… Ben Miller, Bilim Aslında Çok Eğlencelidir adlı kitabında konuya süper atom çarpıştırıcılarından girmiş, evrendeki yaşama elverişli diğer gezegenlerden çıkmış. Arada fosillerden, kara deliklerden, kilo vermeye en uygun diyetlerden de bahsetmiş. Yerkürenin çekirdeğini oluşturan katı demirin sıcaklığı tam 5000˚C’dir ve demir yaklaşık 1500˚C’de erir. O zaman nasıl oluyor da çekirdekteki demir 5000˚C’de katılıp kalıyor? Dünya’nın merkezindesin, yani dünya başına çökmüş. Bunun nasıl bir stres yarattığını tahmin edersiniz. Böylesi bir basınç altında demir eriyemiyor. Sanırım hiçbir demirci Dünya’nın merkezinde çalışmak istemezdi. Daha ne kadar ısıtacaksın da o demiri dövülecek kıvama getireceksin?

BİLGİ DAĞINA TIRMANMAK

Hani bir restorana gittiğinizde “Ne vereyim ablama/abime?” diye sorar ya garson. Çeşit çeşit kebaplar… Birini alsanız aklınız ötekinde kalacak. Bilimin sofrası da, heveslisi için, usta bir kebapçınınkinden daha az iştah açıcı değildir. Ben Miller, “Ortaya bi karışık yapayım,” demiş ve dizmiş tabakları sofraya. Kebapçıda her birinin tek tek hakkından gelir, tıka basa doyurursunuz karnınızı. Oysa Miller’ın ortaya yaptığı karışık, bu açıdan kebapçının sofrasına benzemiyor. Her birini okuyup yuttuğunuzda daha da aç kapatacaksınız kitabın son sayfasını. Bilim tutkusu kendini besleyen bir açlıktır ve bu yüzden bir bilime dokunmayanlar vardır, bir de ona doyamayanlar. Ziyafet başlamadan önce şöyle söylüyor Miller: “Bilimsel bilgi dağının tepesine ağır adımlarla, perişan bir şekilde tırmanmak yerine zirveye paraşütle inip aşağıya kayacağız.” Şimdi, bu dağın tepesine perişan bir hâlde tırmananlar bilim insanları mı oluyor? Bence onlar çabayla geçen yaşamlarını, perişan bir tırmanma mücadelesi şeklinde tanımlamazlardı. Islık eşliğinde keyifli bir doğa yürüyüşü diye anlatırlardı. Neyse, bu konuda Miller ile tartışmaya girmek istemem. Sonuçta, Cambridge’de fizik doktorasını terk eden o. Keyifli bir doğa yürüyüşünde olduğunu hissetmemiş olmalı ki “Ben artık oynamıyorum!” demiş. Miller, profesyonel bilim kariyerine son vermesiyle ilgili olarak şunu söylüyor: “Sürünün peşinden giden değil, sürüyü güden kişi olmam gerektiğini hissettim.” Bu ya kötü bir espri ya da şanssız bir demeç olsa gerek… Bilim dünyasının koyunları kim? Çobanlar nerede? Kendisinden önceki onca bilim insanının biriktirdiklerini eşsiz dehası ile yorumlayıp toparladı diye, Newton güdenlerden biri midir? Yüzlerce yıl önce uzayı gözlemleyip kayıtlar tutan ve günümüzün gökyüzü tutkunlarına bile malzeme sağlayan Çinli bilim insanları da sürü müydüler? Bilen bilir, birçok insan Temmuz 1969’da Amerikalı astronotların Ay’a inişinin düzmece olduğuna inanır. Miller onlara, Buzz Aldrin’in, Ay’a gitmediğini söyleyen kişiye attığı yumruğu youtube’ta izlemelerini öneriyor. Merak edip göz atarsanız, yumruğu çok da fiyakalı olmadığını göreceksiniz. Miller’ın hesabına göre, Kadir İnanır isteseydi üç beş Tatar Ramazan tokadı ile Güneş Sistemi’ndeki bütün gezegenleri dolaştığını kanıtlardı. Miller kitabının sonuna doğru, Ay’a gidilmediği iddialarını, kafa göz dalmaksızın, bilimsel kanıtlarla çürütmeye çalışmış ve Amerika’nın Ay yarışını kazandığını ilan etmiş. 1969 Temmuz’unda Amerikalılar, Dünya’da yaptıkları bir çekimi, Ay’dan canlı yayındayız diye Dünyalılara yutturdular mı gerçekten, bilinmez. Miller ne derse desin, bu tartışma daha çok su kaldırır. Petrol yatakları ya da demokrasiyle tanıştırılacak Ay sakinleri yokken, kuşkuları gidermek kolay değil. Oysa Miller’ın Amerika’ya altın madalya takabileceği bir başka yarış var. Atom bombası yapımında ipi ilk Amerika’nın göğüslediğinden kimse kuşku duymuyor; çünkü başarısının kadın-erkek, bebek-yaşlı yüzbinlerce cansız tanığı var. Ay’a gidildi-gidilmedi polemiği bir yana, Bilim Aslında Çok Eğlencelidir adının hakkını veren bir kitap. Sindirilmesi kolay lokmalar sunmuş okuruna. Ve bilimin gerçekten çok eğlenceli olduğunu bir kez de Miller kanıtlamış.

Bilim Aslında Çok Eğlencelidir Ben Miller Çeviren: Ezgi Başer NTV Yayınları, 272 sayfa

Bilim Aslında Çok Eğlencelidir
Ben Miller
Çeviren: Ezgi Başer
NTV Yayınları, 272 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Toprak Işık 1973 yılında Elazığ'da doğmuştur. Üniversite birinci basamak sınavında Türkiye 9.su, ikinci basamak sınavında Türkiye 16.sı olarak girdiği Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden 1996 yılında mezun olmuştur. Bir süre New York’ta yaşadıktan sonra yazarlığa daha fazla zaman ayırabilmek için 2008 yılından itibaren İstanbul’a yerleşmiş ve mühendislik yaşamını araştırma geliştirme projelerinde danışmanlık yaparak sürdürmeye başlamıştır. Yetişkinler ile çocuklara yönelik yirmiye yakın kitabı ve Devlet Tiyatroları Repertuvarında üç oyunu bulunmaktadır. Ayrıca yoksulluk, tüketim kültürü ve toplumsal cinsiyet konularında akademik çalışmalar yürütmektedir. Uluslararası konferanslarda sunulmuş bildirileri ile ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Seher Cesur Kılıçaslan ile birlikte gerçekleştirdikleri, oyun teorisi ve davranışsal iktisadın yoksullukla mücadeleye olası etkilerine yönelik çalışmaları 2015 yılında ABD’de kitap bölümü olarak yayımlanmıştır.

Yorum yaz