İyi Kitap

Bilim tarihinin halkaları

Galileo’dan Önce, bilim tarihinin önemli bir kesitini anlatan, Avrupa’daki bilimsel devrimin gerisinde yatan birikimi kurcalayan bir kitap. John Freely’nin incelemesi, okuruna bilimsel kavrayış açısından büyük faydalar sağlayacak bir eser.

 

Toprak IŞIK

Yaygın bir kabule göre modern bilim Galileo ile doğmuştur. Bu doğuşun öncesinde karanlığıyla meşhur Orta Çağ vardır. Aslında bu algı, Batı merkezli bakışın sonucudur. Orta Çağ boyunca koyu karanlık içinde olan, Hıristiyan dünyasıdır. O dünyanın yanı başında, İslam coğrafyasındaysa ışık vardır. Kuşkusuz o dönemde İslam dini de “Bırakınız araştırsınlar, bırakınız açıklasınlar,” dememiştir. İbn-i Rüşt de görüşlerini insan içine çıkartırken dininin baskısını yeterince hissetmiştir. Hekimlerin şahı el-Razi’nin tutucularla arası hep kötü olmuştur ve bu yüzden hayatı zor geçmiştir. Yine de, İslam coğrafyasındaki bilim insanları, meşaleyi Eski Yunan’dan alıp Avrupa’ya devredebilmişlerdir.

BİRİKİM VE DEĞİŞİM

Aristoteles’in görüşleri ile patinaj yapan Hıristiyan Avrupa ve Eski Yunan’ın mirasını devralıp onu daha da zenginleştiren İslam dünyası… Bu ezberin gerçeklerle önemli ölçüde çeliştiğini iddia etmek mümkün değil. Öte yandan, bilim tarihinden bahsederken ayrıntıya inmek gerekir. “Avrupa’da yüzlerce yıllık karanlıktan sonra modern bilim Galileo ile başladı,” deyip konuyu kapatmak, özetleme merakını gereğinden fazla ileri taşımak anlamına gelir. Her değişim bir birikimin sonucudur, diyen diyalektik ile de çelişir. John Freely, Galileo’dan Önce’de bilim tarihinin önemli bir kesitini anlatmış ve Avrupa’daki bilimsel devrimin gerisinde yatan birikimi kurcalamış. Bu birikimin, İslam coğrafyasından gelen kısmı kolayca görülebilirken, Hıristiyan dünyasındaki bölümü, bilim tarihçilerinin dikkatli incelemeleriyle açığa çıkartılabilmektedir. Orta Çağ boyunca Avrupa biliminin tek derdi, devasa kilise çanları dökmek ve mekanik saat yapmak olmamıştır. Matematikte, optikte ve dinamikte kayda değer keşifler gerçekleştirilmiştir. Freely’ye göre dinamiğin temellerini, da Vinci ile Galileo’dan önce 13. ve 14. yüzyıl Oxford bilginleri atmıştır. Hatta ona göre, 15. yüzyılda hareket biliminde kaydedilen gelişmeler, bugün üniversitelerde kinematik ve dinamik kapsamındaki derslerde öğretilenlerin büyük bölümünü oluşturmaktadır. 13. yüzyılda Öklid geometrisini daha da ileriye taşıyan eserler yazılmış, aritmetik problemlerinde ilk kez alfabe harfleri kullanılmaya başlanmıştır. Newton’un meşhur eylemsizlik ilkesinin çok benzerine de 14. yüzyılda rastlanmaktadır. Newton ve Leibniz tarafından keşfedilen kalkülüs’ün ayak sesleri 14. yüzyılda duyulmaya başlanmıştır. Optikte ulaşılan seviyeyi tespit etmek için 10. ve 11. yüzyıllar arasında yaşayan İbn-i Heysem’in çalışmalarına bakılabilir. İbn-i Heysem’e göre, ışınlar parlak bir nesneden çıkarak gözle etkileşime geçmektedir ve günümüzde artık bu görüşün doğru olduğu bilinmektedir. İbn-i Heysem’in keşfettiği ilkel kamerayı Witello 13. yüzyılda geliştirip Avrupa’ya tanıtır ve böylece günümüzün modern kamerasının atası Orta Çağ’da keşfedilmiş olur. Hani Aristoteles, Orta Çağ karanlığının güç aldığı önemli referanslardan biridir ya… Freely daha 12. yüzyılda Aristoteles’in Avrupa’da eleştirilmeye başlandığını gösteriyor. Yine de 17. yüzyıla kadar Aristoteles’in, “Dünya merkezde hareketsiz duruyor, bütün evren onun etrafında dönüyor,” görüşü Batı Avrupa’da hâkim olur. 17. yüzyılda ise Kopernik, Galileo, Kepler ve Newton, Dünya’yı merkezden alıp Güneş’e pervane olan bir gezegen olarak konumlandırırlar. Aslında Freely’nin kitabı, günümüze kadar uzanan bilim zincirinin geçmişteki halkalarını birbirine eklemek üzerine. Bugün gezegenlerin hareketi deyince, herkesin aklına ilk olarak Newton geliyor; oysa Newton, yüzlerce yıllık çalışma sonucunda ortaya çıkmış yapının bize anahtarını teslim eden kişidir. Güneş merkezli teoriyi ilk ortaya atan Sisamlı Aristarkus’tur. Teşekkür için geçmişe dönecek olursak Ali Kuşçu’yu, Regiomontus’u, Kopernik’i, Kepler’i, Galileo’yu ve daha nice bilim insanını selamlamak gerekir. Geçmişe bakmak, tarihin her alanında olduğu gibi bilimde de bugünü anlamayı ve geleceği öngörmeyi kolaylaştırır. Galileo’dan Önce’nin, okuruna bilimsel kavrayış açısından büyük faydalar sağlayacak bir eser olduğu açıktır.

Galileo’dan Önce John Freely Çeviren: Muhtesim Güvenç Kolektif Kitap, 333 sayfa

Galileo’dan Önce
John Freely
Çeviren: Muhtesim Güvenç
Kolektif Kitap, 333 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Toprak Işık 1973 yılında Elazığ'da doğmuştur. Üniversite birinci basamak sınavında Türkiye 9.su, ikinci basamak sınavında Türkiye 16.sı olarak girdiği Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden 1996 yılında mezun olmuştur. Bir süre New York’ta yaşadıktan sonra yazarlığa daha fazla zaman ayırabilmek için 2008 yılından itibaren İstanbul’a yerleşmiş ve mühendislik yaşamını araştırma geliştirme projelerinde danışmanlık yaparak sürdürmeye başlamıştır. Yetişkinler ile çocuklara yönelik yirmiye yakın kitabı ve Devlet Tiyatroları Repertuvarında üç oyunu bulunmaktadır. Ayrıca yoksulluk, tüketim kültürü ve toplumsal cinsiyet konularında akademik çalışmalar yürütmektedir. Uluslararası konferanslarda sunulmuş bildirileri ile ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Seher Cesur Kılıçaslan ile birlikte gerçekleştirdikleri, oyun teorisi ve davranışsal iktisadın yoksullukla mücadeleye olası etkilerine yönelik çalışmaları 2015 yılında ABD’de kitap bölümü olarak yayımlanmıştır.

Yorum yaz