İyi Kitap

İnce ama ölümcül bir kırık…

John Knowles’un ünlü romanı Özel Bir Barış, bir grup lise öğrencisinin okulda geçirdiği unutulmaz yazı ve yaşanan bir ânın ömür boyu süren etkisini anlatıyor. Derin dostlukların daha da derininde yatan karanlık duygular olabilir. Knowles romanında işte o kadar derinlere iniyor…

Emel ALTAY

Bazı yazlar unutulmaz. Hele hayatının baharındaysan, bronz teninde okyanusun tuzu, toza toprağa bulanarak itişe gülüşe koşulan yollar ve yetişkinlerin dünyasına atılan salvolarla geçirilen bir “Çingene yazı”, asla unutulmaz. Bir de fonda dünyayı kasıp kavuran bir savaş varsa ve sen 16 yaşında, Amerika’nın en gözde liselerinden birinde, çılgın kalabalıktan uzakta, yaz okulu öğrencisi olmanın tüm tatlarına varıyorsan… John Knowles’un 1959 tarihli, türünün, Çavdar Tarlasında Çocuklar gibi kült kitapları arasında sayılan romanı Özel Bir Barış, güneş gibi ışıldayan gençliğin tazeliğiyle içimizi açıyor ilkin. Devon Lisesi’nde yaz okuluna kalmış bir avuç öğrenci, 1942 yazını tüm otoriteden azade, başlarına buyruk, başkarakterimiz Gene’in güzel tabiriyle tam “Çingene yazı” sarhoşluğunda geçirirler. Ta ki her şeyi bitirecek ve geride kalan boşluğu hiçbir şeyin dolduramayacağı, telafisi mümkün olmayan o olay gerçekleşene dek. Kitabın ilk sayfalarında, 15 yıl sonra okuluna dönen Gene’in sarf ettiği sözlerdeki umutsuzluktan anladığımız kadarıyla hiçbir şey aynı kalmıyor, her şey değişiyor ve bu değişim, o güzel yazda iyi olan ne varsa, hepsinin geçip gittiği anlamına geliyor. “Demek sonuç olarak her şey ne kadar aynı kalıyorsa o kadar değişiyordu. Hiçbir şey sürüp gitmiyor, ne bir ağaç, ne aşk, hatta şiddet sonucu ölüm bile…”

GİT GİDE BÜYÜYEN KARANLIK

Finny, Gene’in oda arkadaşı. Devon Lisesi’nin belki de en sevilen öğrencisi. Çok iyi bir sporcu, tüm otorite karşıtı hareketlerine rağmen hocalarının bile kızamadığı, şeytan tüyü olan bir delikanlı. Gene ile zıt yaradılıştalar esasen. Finny ne kadar delidolu ve hesapsız ise Gene o kadar temkinli. Ama bu şeytan tüylü çocuk, oda arkadaşının da aklını çelmeyi başarıyor her defasında. 1942 yazını her türlü sağduyudan ve kuraldan uzak, sporla, yarışla, uydurdukları garip oyunlarla, büyünün etkisindeki bir kabile esrikliğinde geçiriyorlar. Eğlencelerinin merkezinde ise ağaçtan nehre atlama üzerine kurulmuş tehlikeli bir oyun var. “Bir intihar topluluğu kuralım, üyelik şartı da bu ağaçtan bir kere atlamak olsun,” diye buyuruyor Finny. Gene ve onun gibi Finny’nin büyüsüne kapılmış bir grup öğrenci kabul ediyor bu teklifi. Bundan sonra her akşam intihar topluluğu üyeleri olarak toplantı düzenliyorlar. Bir akşam Finny ağaçtan Gene ile birlikte, aynı anda atlamayı teklif ediyor. Gene, her zaman olduğu gibi kabul ediyor Finny’nin teklifini. Zaten Finny ne derse kabul ediyor ama bir yandan da içindeki karanlık gitgide büyüyor. Büyük bir bağlılıkla sevdiği arkadaşına karşı bir kıskançlık, güvensizlik duyuyor. Bu karanlık Gene’i yutarken, Finny’yi de kendine doğru çekiyor. Gene belki bir anlık şeytani dürtüyle, belki de uzun zamandır kafasında kurduğu soğukkanlı bir planla Finny’yi ağaçtan itiveriyor. Özel Bir Barış, işte bu anda ölümsüzleşiyor, başından itibaren bu âna hazırlanan hikâye, sonrasında da dönüp dolaşıp o ânı sorguluyor. “Herkesin tarihinde özel olarak kendisine ait bir an vardır. (…) artık hep o geçici ânın damgasını taşıyacaktır.” John Knowles’u çok iyi bir yazar yapan, Özel Bir Barış’ı da gençlik romanlarının en iyileri arasına yazdıran incelik burada işte. Yazar, romanın izini başkarakterin sanki başka bir şey için söylediği cümlelerde sürdürüyor bize. Aslında başka bir şey yok, konu başından sonuna kadar aynı. Bir an… Öyle ki, fondaki savaş bile, o bir ânın acısını daha da derine işlemek için var sanki. Dostlar arasındaki derin sevgiyi, sevginin bazen nasıl ölümcül olabileceğini, bazı hataların tüm hayata damgasını vuracağını, hatta belki ortada bir hayat bile bırakmayacağını kalbimizde ince bir kırıkla anlıyoruz. İnce ama ölümcül bir kırıkla…

Özel Bir Barış John Knowles Çeviren: Nihal Gökçe Kafka Yayınları, 227 sayfa

Özel Bir Barış
John Knowles
Çeviren: Nihal Gökçe
Kafka Yayınları, 227 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz