İyi Kitap

Ormanı bir de tilkilerden dinleyin!

Yirminci yüzyıl Macar çocuk ve gençlik edebiyatının önemli isimlerinden István Fekete’nin Vuk – Ormanın Küçük Efsanesi adlı romanında, ailesi “çıplak derililer” tarafından öldürülmüş bir yavru tilkinin büyüme serüvenine tanıklık ediyoruz.

Ezgi BERK ÇATALOĞLU

Üniversitede, bölümümün bulunduğu yerleşke şehrin nispeten dışındaydı. Yurtta kalan arkadaşlar, özellikle soğuk gecelerde yerleşkeye tilkilerin indiğini söylerdi. Kimisi “Uzaktan gördüm,” derdi, kimisi de sadece kulaktan dolma bilgileri aktarırdı. O zamanlar henüz TOKİ şehir merkezinin dibinde pıtrak gibi bitmeye başlamamıştı; yani bizim yerleşkenin etrafı ormanlık alandı. Şimdi ise o ormanlık alanda kocaman bir saray var! Anlattıklarım masala benziyor değil mi? Hâlbuki birkaç yıl öncesine ait bir manzara bu. Ormana yapılan sarayı da abartı olsun diye söylemedim, içinde oturanın yakıştırdığı sıfat bu. Evet, bildiniz; Ankara’dan bahsediyorum. Ben öğrenciyken yerleşkede hiç tilki görmedim, yurtta kalmıyordum. Ama o zamanlar tilkiler gerçekten geliyorduysa bile bu artık pek mümkün değil. Zira etraf beton yığını oldu. Tilkilerin bizim oraya “indiğini” ilk duyduğumda biraz korkmuştum. Sonraları tilkilerin bizim oraya “inmediğini”, asıl bizim, onların ormanlık alanını “talan ettiğimizi” düşünmeye başladım. Düşünürken de hayretle şunu fark ettim: Küçükken toz toprak içinde oynayıp börtü böcekten korkmayan ben, ne zaman büyümüş de tilkinin adını bile duyunca endişe eder hâle gelmiştim?Hayvanların “vahşi” olduğu anlatılmıştı bize; sokakta kedi, köpek görünce elimizi sürmememiz öğretilmişti. O korkunç kitaplarla zaman zaman da olsa hâlâ karşılaşmıyor muyuz çocuk kitapları raflarında? Sonra belgesellerde “acımasız” aslan, “masum” ceylanı bir çırpıda yutuyordu. Ama insanların yediği tavuğun, kuzunun, koyunun canı yoktu, çünkü bizim onlara “ihtiyacımız” vardı. Hayvanların okuma yazması olmadığından, bütün hikâyeler hâliyle, insanlar nasıl şekil verdiyse, nasıl istediyse öyle yazılageldi. Peki, bunun hiç istisnası yok muydu? Bunca zaman hep insanların gözünden okuduk, izledik doğayı. Birileri de çıkıp, hayvanların bakış açısını gösteremez miydi? Sorumun cevabını István Fekete’de buldum. 1900-1970 yıllarında yaşamış olan Fekete, Macar çocuk ve gençlik edebiyatının önemli isimlerinden. Kitaplarında doğaya ve hayvanlara oldukça geniş yer vermiş. Türkçeye çevrilen ilk kitabı Vuk – Ormanın Küçük Efsanesi, bir tilkinin bebekliğinden başlayıp erişkinliğinde “çıplak derililer” ile mücadelesine kadar süren hayatta kalma savaşını konu ediniyor.

Vuk, babası Kag, annesi İny ve altı kardeşiyle birlikte bir çınar ağacının altındaki inlerinde yaşamaktadır. Annesiyle babası, diğer yavrulara göre hassas burnuyla yemeğin kokusunu hemen alıp koşturan Vuk’a dedesinin adını vermiştir. Büyüyünce tıpkı dedesi gibi bir efsane hâline geleceğini düşünürler Vuk’un. “Çıplak derililer” ve onların emrine giren, tilki dilindeki adıyla Vahur’lar, yani köpekler çok geçmeden Kag ve İny’nin yuvasını bulup onları öldürür. Annesinin tehlikeyi sezip gölün kenarına bırakmaya vakit bulduğu Vuk ise daha bir yaşına bile gelmeden ailesini kaybetmiş olur.Sonrasında Vuk, ormanın yaşlı tilkisi Karak ile birlikte yaşamaya başlar ve ondan çok şey öğrenir. Hem doğal becerileri hem de Karak’tan öğrendikleri sayesinde zaman içinde gerçekten bir efsaneye dönüşür. Üstelik bütün ailesini kaybettiğini zannederken, kızkardeşinin insan esareti altında yaşadığını keşfeder tesadüfen ve ne pahasına olursa olsun onu kurtaracağına söz verir. Vuk’u okurken kendimizi insanlarla değil, tilkilerle, ormanda yaşayan diğer canlılarla özdeşleştiriyoruz. Kitap boyunca bütün canlılar birbirine yem oluyor ama kimse doğaya insanlar kadar zarar vermiyor. Ve hiçbir “karın doyurma” eylemi, insanlarınki kadar canice yapılmıyor. Apartman dairelerine sıkıştığımız bir gün, hayalimizde upuzun çayırların sonundaki devasa ağaçların arasına dalmak, tilki diline göre gölde gezinen tas’ların, zıp zıp zıplayan geveze unka’ların, kıyıda köşede dolaşan çus’ların arasına dalıp insanların dünyasından uzaklaşabilmek için Vuk harika bir yol arkadaşı. István Fekete ormanı, efsane tilki Vuk’un gözünden görmeye çağırıyor hepimizi.

Vuk – Ormanın Küçük Efsanesi István Fekete Çeviren: Tarık Demirkan Resimleyen: Serdar Günbilen Yapı Kredi Yayınları, 189 sayfa

Vuk – Ormanın Küçük Efsanesi
István Fekete
Çeviren: Tarık Demirkan
Resimleyen: Serdar Günbilen
Yapı Kredi Yayınları, 189 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz