İyi Kitap

Muhterem Yoğuntaş bize ne diyor?

Şubat ayında kaybettiğimiz değerli yazar Yaşar Kemal’in Çocuklar İnsandır adlı kitabında, yıllar önce sokak çocuklarıyla yaptığı söyleşileri öykü tadında okumuştuk. Yağmurla Gelen ise bu kitaptan tek bir öyküyü, Mustafa Delioğlu’nun çizgileriyle okurlara sunuyor.

Gözlerini bana dikti, tetiğe geçti, gerilmiş bekledi. “Akıllı bir çocuksun. Geldiğin günden bu yana seni izliyorum. İyi has ya, herkesin, her insanın işine, ayrılık gayrılık gözetmeden koşuyorsun… İyi has Muhterem Yoğuntaş, yalnız bu insanlar da bir acayip değil mi? Seni paspas gibi kullanmıyorlar mı? Az önce Rızanın yaptığına çok kızdım. Sana, senin iki mislin çuvalı vermiş, yüklenmen için bile yardım etmiyor koskocaman adam… Çok içerledim ona be. Bunlar için de para alıyor musun allasen Muhterem Yoğuntaş?” “Veriyorlarsa alıyorum abi.” “Veriyorlar mı?” Boynunu büktü. Benim sorularıma inanılmayacak gibi, şaşırmıştı. Gözleri yuvalarında bir telaş, korku, şaşkınlık, ne yapacağını bilemez bir havada fırıl fırıl dönüyorlardı. “Veren oluyor mu?” “Binde bir abi.” “Çok çalışıyorsun Muhterem Yoğuntaş…” Güldü, sevinç içinde, apaydınlık güldü Muhterem Yoğuntaş. Tatlı, yumuşak, okşayıcı. Çok yaşamış, çok görmüşün hoşgörüsüne, gözleri sevinç içinde parlayarak bana dostça gülüyordu. “Bu da çalışma mı be abi. Burada çalışma yok ki… Sen çalışırsan, insanlar senin bir çalıştığını anlamayagörsünler, ohhhoooooo, seni bir çalıştırırlar insanlar, bir çalıştırırlar kemiklerin un ufak olur çalışmaktan…” “Bu kadar çok çalışma Muhterem Yoğuntaş.” “Daha da çok çalışmaya mecburum abi.” “Neden?” “Burası benim son durağım. Burada tutunmalıyım. O yüzden de herkesin işini görmeliyim. Ne verirlerse elime yapmalıyım. Burada kök tutacağım abi.Kusura kalma ya, ben burada kalıp kök tutmak mecburluğundayım. Yuvarlanan taş yosun tutmaz… Ben çok yuvarlandım. İşte burasını buldum. Burasının insanı da iyi ha… Ben ne insanlar gördüm, ne insanlar, ah ne insanlar. Anlatsam inanmazsın, burasının insanlarını zalim, insafsız buluyorsun sen, ya sen benim gördüklerimi bir görsen, işte o zaman fıydırırsın ki fıydırırsın… Burası nurun nimeti ki abi, aman ha, bozulmasın abi. Bu balıkçılar iyi be. Çalıştırıyorlar ama sövmüyorlar. Bana öğüt vereceksen hiç verme.” “Sana bir yardımım olabilir mi Muhterem Yoğuntaş?” “Dediğini anladım abi… Sağ olasın. Hiçbir şey istemem. Dökme suyla değirmen dönmez. Ben kendi hayatımı kendim kazanmalıyım. Sağ olasın iyi kötü geçinip gidiyoruz.” Elini uzattı, gözlerini gözlerime dikip, elimi tuttu: “Burası iyi,” dedi. “Burada çok iş var. İki yıl sonra gör beni. Her şeyim olacak. Evim, kayıklarım, sonra da büyük bir balıkçı motorum olacak. Ben çok çok sevdim bu balıkçıları. Göreceksin on yıl sonra benim bu balıkçı köyüne çok iyiliğim dokunacak.” Baktım ki Muhterem Yoğuntaş her şeyin bilincinde. Sömürüldüğünü, ona zulmettiklerini biliyor. Biliyor ya ne yapsın, bekliyor. Kendine göre bir yaşam görüşü var ki Muhterem Yoğuntaşın, sağlam, sarsılmaz. Şimdiden sert inançları oluşmuş Yoğuntaşın, onu inançlarından caydırmanın hiç olanağı yok. Muhterem Yoğuntaşa öğütler vereceğime, onu anlamaya çalışmalıyım. Böylelikle arkadaş olduk Muhterem Yoğuntaşla. Balıkçı kahvesine ne zaman, ne gün insem beni ilk sevinçle karşılayan, eliyle tavşankanı çayı yapıp getiren Muhterem Yoğuntaş olur. Burada Muhterem Yoğuntaş herkesin, her evin güvendiği bir çocuğu. Karda olsun, kışta kıyamette olsun, gece olsun gündüz olsun, her işe hiç yüzünü asmadan, üstelik de durmadan gülerek koşan Muhterem Yoğuntaştır.

Yağmurla Gelen Yaşar Kemal Resimleyen: Mustafa Delioğlu Yapı Kredi Yayınları, 82 sayfa

Yağmurla Gelen
Yaşar Kemal
Resimleyen: Mustafa Delioğlu
Yapı Kredi Yayınları, 82 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz