İyi Kitap

Zombilerin sessizliği

Genç Bond serisiyle de tanıdığımız Charlie Higson’ın yedi kitaptan oluşan zombi serisinin üçüncü kitabı Korku’da gerilim aynı hızla devam ediyor. Yetişkinlerin zombileşerek çocukları mideye indirdiği bu dünyada çocuklar da boş durmayıp intikam almaya girişince kan gövdeyi götürüyor!

Ezel Dağlar ERGÜDEN

Yetişkinler, kimi çocuk/gençlik kitabında kahramanların düşmanı olmuştur. Charlie Higson bu düşmanlığı çok farklı bir düzlemde kuruyor. Yazarın yedi kitaplık serisi, on dört yaşından büyük herkesin korkunç bir hastalığa yakalanıp zombimsi ve insan (daha doğrusu, geriye kalan sağlıklı insanlar sadece çocuklar olduğu için “çocuk”) yiyen yaratıklara dönüştüğü bir dünyada geçiyor. Bizim gündemimizde olan ise serinin üçüncü kitabı Korku. Üçüncü kitaba kadar, çocuklar bu düzene (ya da düzensizliğin içinde oluşturdukları düzene) alışmaya başlıyorlar. Yetişkinlerle ilgili bazı şeyler fark ediyorlar (örneğin; güneş ışığının onları kötü etkilediğini). Farklı çocuk grupları Londra’nın farklı yerlerine yerleşip, burada kendilerine bir hayat kurmaya çalışıyorlar. Sebze bahçeleri oluşturuyor, kendi ordularını kuruyorlar. Üçüncü kitap aslında, ikinci kitabın sonundan beş gün geriye giderek başlıyor. Çılgın Köpek ve Courtney (kulede yaşayan çocuklardan ikisi), ikinci kitapta ayrı düştükleri arkadaşları Brooke’u bulmak üzere yola çıkıyorlar. Yanlarına da güvenebilecekleri ya da onlar gibi abilerini ablalarını arayan çocuklar alıyorlar.

SPORCU TAVŞANLAR

Küçük çetemizin ilk durağı Parlamento binası oluyor. Burada, Nicola ile onun emri altındaki çocukları buluyorlar. Nicola onlara, Brooke’la aynı zamanda kaybettikleri ama pek de arkadaşları sayılamayacak David’in Buckingham Sarayı’nda yaşadığını söylüyor. Böylece grup, Buckingham Sarayı’na doğru yola çıkıyor. Yolda, sporcu tavşanlar diye adlandırdıkları, diğerlerinden çok daha formda ve akıllı olan anne babalarla karşılaşıyorlar. Neyse ki sağ salim David’in sarayına varmayı başarıyorlar. Sarayda, David çok sağlam bir düzen kurmuş.Onun emri olmadan kimse bir şey yapmıyor. Çocuklar çok sıkı çalışıyorlar. Ayrıca saraya bir kere girenin tekrar çıkamadığı gibi bir söylenti var. David onlara Brooke’un yerini bilmediğini, kızın onları yüzüstü bırakmaya çalıştığını söylüyor (olayların detayını öğrenmek için ikinci kitabı okuyun). Ama çete, Brooke’un Doğal Tarih Müzesi’ne yerleşmiş olduğunu duyuyor. Gece olurken, David onları bir gün daha kalmaya ikna etmeye çalışıyor ama çocuklar dinlemeyip kaçıyorlar. Gelgelelim, onların da çok iyi bildiği gibi, anne babalar geceleri çok daha aktif oluyor. Kaçmaya çalışırlarken çocukların yaşadığını umdukları bir eve giriyorlar. Fakat, içeride Koleksiyoncu denen bir babanın yaşadığı ortaya çıkıyor. Baba, çocukları kaçırıyor ve oyuncağı olarak saklıyor. Arada bir kısmını yiyor. Bir kısmını da öldürüp koleksiyonuna ekliyor. Buradan çıkmaya çalışırlarken, çetenin en küçüğü, bu yolculuğa abisi Paul’u bulmak için çıkmış olan Olivia geride kalıyor. Sonunda müzeye ulaşıyorlar. Brooke’un çok değişmiş olduğunu, oradaki çocukları yönettiğini görüyorlar. Olivia’nın abisi de orada. Paul, Olivia’nın öldüğünü öğrenince tam anlamıyla deliye dönüyor. Koleksiyoncu’yu öldürmeleri gerektiğini söylüyor.

EVET, İNTİKAM!

Çocuklar yine dışarı çıkıyorlar ama bu sefer farklı bir amaçları var: intikam. Koleksiyoncu’yu içlerindeki bütün kini kusarak öldürüyorlar. Müzeye geri döndüklerinde, Justin Çılgın Köpek’e ortalığı gezdiriyor. Üç yetişkini kilitledikleri kamyona gelince Çılgın Köpek dehşet içinde kalıyor. Justin ona, bunun çok önemli bir deney olduğunu, yetişkinlerden aldıkları örnekler üstünde testler yaptıklarını, böylece hastalığın kaynağını ve bunun nasıl önlenebileceğini öğreneceklerini söylüyor. Bundan sonrası, (hem yetişkinlerden hem de çocuklardan) pek çok ölümle ve macerayla devam ediyor. Kalın bir kitap olmasına rağmen bir günde bile bitirebileceğiniz Korku, sizi diğer kitabı heyecanla bekler ve olabilecekleri kafanızda kurarken bırakacak.

Korku Charlie Higson Çeviren: Belgin Selen Haktanır Tudem Yayınları, 480 sayfa

Korku
Charlie Higson
Çeviren: Belgin Selen Haktanır
Tudem Yayınları, 480 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz