İyi Kitap

Mustafa Balel’in çocuklar için kaleme aldığı Ressamın Kedisi, renkli betimlemeleri, akıcı dili ve sağlam kurgusuyla sıcacık bir öykü sunuyor okurlara. Bir ressamın himayesine aldığı minik kedi Dilber’in pati izlerinin ardında İstanbul sokakları ve en çok da Balat var!

 

Didem ÜNAL

Öykücü, romancı ve çevirmen olarak tanıdığımız Mustafa Balel, yine çocuklar için yazmış. Kitabın daha girişinde yazarın kurduğu sağlam bir atmosferle karşılaşıyoruz ki bu da hızlıca öykünün içine girmemizi, tarif edilen sokaklarda adeta yürümemizi, İstanbul’un, en çok da Balat’ın havasını içinize çekmemizi sağlıyor. Eh, sonra gelsin kediler! Öyle güzel ve renkli betimlemeler var ki Haliç’in arkasından Balat’ın sokaklarına uzanasım, Mimar Sinan’ın yaptığı camiyi geçesim, esnaf lokantasının önünden yürürken hemen yanındaki fırından gelen anasonlu gevrek kokularını içime çeke çeke, semt pazarının kurulduğu yerdeki kırmızı apartmanın dördüncü katına bakasım geliyor… Dilber’i pencerede görecekmişim gibi! Çocuk kitapları da resimleyen ünlü ressam Şeremet Bey’le tanışıyoruz; yukarıdaki tarif üzerine elinizle koymuş gibi bulacağınız yer onun atölyesi. Evi Erenköy’de olmasına rağmen (İstanbul ve hatta vapurlar bu noktada öyküde Dilber’den rol çalmakta!) atölyesini bu eski ve güzel semtte tutmayı tercih eder Şeremet Bey. Adı, “saçı bigudili tombul bir hanım”ı çağrıştıran Dilber ise aslında yan evin çatısından Şeremet Bey’in balkonuna atlayıp, oradaki soğan sepetinin içine yavrulayan bir annenin üç yavrusundan biri. Gel zaman git zaman, anne yavrularını birer birer götürür ama Dilber’i orada bırakır. Dilber sepette tek kalan yavrudur ve artık bir “kendi gelen” olarak Şeremet’in hayatına girmiştir. Aslında bir kediyle yaşamaya pek hazır olmadığı sezilen ressam için Dilber’in varlığıyla atölye de salt çalışılan yer olmaktan çıkıp, “sabahları kendisini bekleyen birinin olduğu” bir yuvaya dönüşmüştür. Üstelik bu sevgi karşılıklıdır! Sonra bir gün Dilber kaybolur; kediyle yaşayanlar bilirler, kediler bazen kaybolur. Şeremet de öyle sanır: Önce kendisine oyun yaptığını ya da bir dolabın içinde kapalı kaldığını veya balkona çıktığını düşünür… Sokak sokak arar onu, hatta farklı semtlerde en olmadık yerlerde Dilber’in miyavladığını sanır, başka başka kedilerin peşinden koşar, hatta bir keresinde tanımadığı birinin camına tırmandığı için neredeyse dayak yer!.. Meğer Dilber atölyenin dibindeki ağacın tepesinde değil miymiş! Kuş için atlamış ve iki gün o koca ağacın tepesinden inemeyip orada kalmış… (Yine kedilerle yaşayanların bildiği gibi, “Ev kedilerinin dramı” ayrı bir başlık konusudur.) Bu olaydan ders çıkaran Şeremet Bey bir daha pencereyi ardına kadar açmayacak, iki günü ağaç tepesinde aç susuz geçirdiğini unutamayan Dilber ise kuş seslerini uzaktan dinlemekle yetinecektir.

İNCE DETAYLAR…

Kitabın dilindeki akıcılık, kurgusundaki sağlamlık, atmosfer yaratmada ve okuru içine almada gösterdiği açıklık ve genelinde yer alan gerçeklik duygusu, özellikle hitap ettiği yaştaki çocuk okurlar için bir nimet. İllüstratör Burcu Yılmaz ise gördüğünüz sayfada sizi gülümsetecek, sıcak mı sıcak, tatlı mı tatlı çizimlerle karşınıza çıkıyor. Kitapta meşhur “kadı kızı”nı hatırlatan birkaç nokta var ki keşke dikkatli bir editoryal göze takılıp da düzeltilseydi dedirtiyor insana. Kızıl saçlı-sakallı bir insan olan Şeremet’i hırsız sanan kadının öfkesi, peş peşe iki sayfada toplam üç kez tekrarlanan “domates suratlı” hitabına dönüşüyor ki çocukların ayrımcılık konusunda sınır tanımadığı şu yaşlar için tehlikeli bir söylem ve pekiştirme bu… Bu kadının uyguladığı fiziksel şiddetin yanı sıra sözlü şiddet ve aşağılama “hafifseniyor”. Bir de zihinsel engeli olduğu açıkça tarif edilen bir çocuk için kullanılan “Çok güzel, çok tatlı bir kızdı. Ancak sağlıklı olduğu söylenemezdi. Kocaman kız konuşamıyor, hâlâ emzik emiyordu,” ifadesi, kurulmaya çalışılan bakışa ve kitabın geneline yayılan olumlu duyguya ters düşüyor; ressamın bu çocuğun atölyeye gelmesiyle (tiner ve boyayla aslında çocuğun kendisine değil de resimlerine zarar vereceğinden) endişelenmesi, okuru şaşırtıyor. Tüm bunların dışında kalan genel çerçeveyle Balel, Ressamın Kedisi’nin aslında “kedinin ressamı” olduğunu düşündürtecek kadar sıcak bir kitap sunuyor bize.

Ressamın Kedisi Mustafa Balel Resimleyen: Burcu Yılmaz Nesin Yayınevi, 56 sayfa

Ressamın Kedisi
Mustafa Balel
Resimleyen: Burcu Yılmaz
Nesin Yayınevi, 56 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz