İyi Kitap

Dostların varsa umudun var…

Aysun Berktay Özmen’in yazıp resimlediği Tavşan Çiko’nun Hikâyeleri, arkadaşlık ve dayanışma temaları üzerine kurulu üç öyküden oluşuyor. Suluboya resimlerin eşlik ettiği kitap, tasarımı ve metin yoğunluğu açısından, okumaya yeni başlayan çocuklar için özellikle uygun.

Banu AKSOY

Okurların daha önce Tavşan Çiko’nun Dileği adlı kitapla tanıştığı sevimli tavşan Çiko’nun o sıralar tek derdi yalnızlıktı. Bir arkadaşın hasretiyle kendine bir “kardan tavşan” bile yapan Çiko, bu özlemini yepyeni kitabında gidermiş olsa gerek ki bu kez üç öyküden oluşan bir kitapla çıktı karşımıza. Tavşan Çiko’nun Hikâyeleri adını taşıyan kitapta Çiko’nun bu kez arkadaştan yana hiç sıkıntısı yok. Kitabın yazarı Aysun Berktay Özmen, üç hikâyeyi de benzer bir temayla kurgulamış: Arkadaşlık ve dayanışma. Kitapta yer alan ilk öykü “Tavşan Çiko’nun Kırmızı Domatesi” adını taşıyor. Çiko ve Karbeyaz domates yetiştirme sevdasına tutulunca, imdatlarına büyükannenin kilerindeki domates tohumları yetişir. Önce tohumları nazikçe çimlendiren iki tavşan, fideler büyümeye başlayınca bu kez onları bahçeye ekme işine girişirler. Domatesleri büyütme sürecinde onlara pek çok kişi yardım eder. Köstebek fidelerin çevresindeki toprağı kabartıp havalandırır. Kirpiler sararan yaprakları ayıklar. Kurbağa fidelere konan zararlı böceklerden sorumludur. Salyangoz ise arkadaşlarını domates yapraklarını yememeleri için uyarır. Sonuç, herkesin katıldığı bol şenlikli ve iştah açıcı bir domates şölenidir.

AYILARIN DOSTLUĞU

“Tavşan Çiko’nun Dostu” adlı ikinci öyküde, Çiko ile Karbeyaz biraz daha büyümüştür. Tavşanlarımız bu kez zorlu bir kış ile karşı karşıyadır. Azalan erzağı yenilemek için kara rağmen yola çıkan Çiko’nun tek korkusu vardır: Ayı ile karşılaşmak. Köye sağ salim varan Çiko, bakkalın fırtına uyarılarına rağmen eve dönmek için acele eder. Ne var ki, vadiden aşağı inerken kızak kazası geçirir ve uyandığında kendini bilin bakalım nerede bulur? Ayıların mağarasında! Çiko eve vardığında korkularından arınmış, üstelik yeni dostlar edinmiştir.

İLK OKUMA KİTABI

Üçüncü ve son öykünün başlığı “Çiko ve Kimsesiz Yavrular.” Çiko, uykudan uyanıp kendini yeni güne hazırlarken, kapının hemen dışında onu bekleyen sürprizden haberdar değildir elbette. Dışarı adımını attığı anda önce soğuk havayla, ardından merdivenlerde birbirine sokularak uyuyan iki tavşan yavrusuyla burun buruna gelir. O ve Karbeyaz, ısınıp karınlarını doyurduktan sonra oyun faslına geçen yavruların keyfini sürerken, bir yandan da onların nereden gelmiş olabileceğine dair kafa yorar. Neyse ki yavruların, anneleri Bayan Pofuduk’a kavuşması fazla uzun sürmez. Tavşan Çiko’nun Hikâyeleri’ nin resimleri de Aysun Berktay Özmen’e ait. Sanatçının suluboya tekniğiyle yaptığı resimlerde Çiko’nun yaşadığı maceraları anbean takip etme şansımız oluyor. Ara ara karşımıza çıkan manzara resimleriyse Çiko’nun yaşadığı dünyayı daha yakından tanımamızı sağlıyor. Tavşan Çiko’nun Hikâyeleri tasarım olarak da dikkat çekici. Resimler sağ sayfalarda yer alırken, sol sayfalara iri puntolu metinler bazen tek cümle, bazen de kısa paragraflar hâlinde yerleştirilmiş. Metnin fazla yoğun olmaması, özellikle okumaya yeni başlayan ya da kitaplara yeni yeni ısınan çocuklara rahat bir okuma olanağı sağlayabilir. Kitabı yaşça daha küçük çocuklara bir masal kitabı gibi okumak da mümkün. Paylaşmak, zorluklarla mücadele etmek ve korkularla yüzleşmek gibi konulara usulcacık değinen Tavşan Çiko’nun Hikâyeleri’nde en çok öne çıkan mesele ise arkadaşlık. Kitabı tek cümleyle özetlemek gerekirse, “Dostların varsa umudun var…”

Tavşan Çiko’nun Hikâyeleri Aysun Berktay Özmen Yapı Kredi Yayınları, 156 sayfa

Tavşan Çiko’nun Hikâyeleri
Aysun Berktay Özmen
Yapı Kredi Yayınları, 156 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

MSGSÜ’de Sanat Tarihi eğitimi aldım. Çeşitli kültür sanat ve çocuk programlarında metin yazarlığı ve senaristlik yaptım. 2010’dan beri eşim Yıldıray’la birlikte Bir Dolap Kitap adlı blogda sevdiğimiz çocuk kitapları hakkında yazıyor, Açık Radyo’da aynı isimli programı sürdürüyoruz. Son iki yıldır genel kültür dergisi Dünyalı’nın ekibindeyim. Az sayıda kitabım, çok sayıda hayalim var. İki küçük oğlumdan fırsat bulur bulmaz yazmaya, seramik ve origami yapmaya ve bisiklete binmeye kaldığım yerden devam edeceğim.

Yorum yaz