İnsan bir romanı niye okur? – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

İnsan bir romanı niye okur?

Harper Lee’nin 1960’ta yayımlanan romanı Bülbülü Öldürmek, yarım asırdır güncelliğini koruyor. Irkçılık karşıtı söylemiyle dikkati çeken roman, gündelik hayatın hep karşımıza çıkardığı meydan okumaları, attığımız ya da atamadığımız adımları, insan olmanın bitmek bilmez çilesini hatırlatıyor.

Işık ERGÜDEN

1960’ların ikinci yarısıydı. Radyodaki “Çocuk Saati”nde dinlemiştim Bülbülü Öldürmek’i. Sonra, tesadüfen bir komşumuzun kitaplığında rastlayınca romana, hemen alıp okumuştum bir çırpıda, büyük bir heyecan ve zevkle… O zamandan beri unutamadığım romanlar arasında hep yerini aldı Bülbülü Öldürmek, adını hep andım. Daha ileriki yıllarda filmini izledim DVD’den, ama romandan aldığım zevki bulamadığımı söyleyebilirim. Sonra, kızımın lisedeki okuma kitapları arasında İngilizcesini görünce de heyecanlandım. Onun benimle aynı heyecanı paylaşıp paylaşmadığını ise bilemiyorum… Kısacası, yarım asrı aşkın hayatımın büyük bölümünde, ara sıra kendini hep gösteren bir eser oldu Bülbülü Öldürmek… Derken, yeniden Türkçesiyle karşılaşınca, uzun süre gizli bir sevinçle birlikte uzak durmaya çabaladım şu “eski heyecanlar” mevzusundan. Bilemedim, tekrar okusa mıydım, geçmiş hislerimi dokunulmadan bıraksa mıydım… Ama artık hayatın her alanında “yüzleşme” yaşına ve zamanına gelmiş olduğum kanısıyla, Bülbülü Öldürmek’i de bu çabanın dışında tutmamaya karar verdim ve sonunda yeniden okudum. Böylece, birçok şeyi birden anladım… Neyi diye soracak olursanız, insan bir romanı niye okur, bir romandan niye zevk alır gibi çok temel ama çoğu zaman da unuttuğumuz bir soruyu ve yanıtını anladım öncelikle…Harper Lee’nin 1960 yılında, 34 yaşındayken yayımladığı, dünya çapında 40 milyon adet satmış, 40’tan fazla dile çevrilmiş, 1961 yılında Pulitzer Ödülü’nü almış, 1962 yılında Robert Mulligan tarafından sinemaya uyarlanmış eseri Bülbülü Öldürmek üzerine çok şey söylenmiş ve yazılmıştır elbet. Daha da yazılacaktır. Yirminci yüzyılın ilk yarısındaki Amerikan toplumu, bunalım yılları, ırkçılık, siyahî karşıtlığı ve onurlu insanların mücadelesi… Hele ki ırkçılığın ABD’de hâlâ siyahîlerin ölümüne yol açtığı, bizim coğrafyamızda ayrımcılığın her türünün gündelik hayatın parçası hâline geldiği 2015 yılında okunduğunda, o “onurlu, vicdanlı” insanlara ne kadar ihtiyacımız olduğu düşünülürse, romanın –ne yazık ki!– güncelliğinden hiçbir şey yitirmediği de görülecektir.

BİR SONRAKİ SAYFA

Ama insan bir romanı niye okur? Irkçılık karşıtı diye mi, onurlu insanları anlatıyor diye mi? Belki kimi zaman bunlar için de okumuşuzdur romanları ama asıl neden bu mudur? Hele ki çocukken… Çok basit ve çok temel o gerekçeyi fark ettim Bülbülü Öldürmek’i okurken: Bir sonraki sayfada ne anlatıyor diye meraktan okuruz bir romanı ve ancak bu merakı uyandırıyorsa bizde iyidir, güzeldir, unutulmazdır bir roman; “gerisi teferruat” demeyeceğim ama gerisi “gerisi” işte… Romanın anlatıcısı, “dokuz yaşına henüz basmamış” olduğu sık sık bize hatırlatılan o küçük kızın müthiş incelikli zekâsına, hayata, okul yaşamına, büyüklerin dünyasına esprili bakışına, “haylazlığına”, bir “hanımefendi” olmamak için elinden geleni yapışına hayran olmamak elde değil. Keza,ırkçılığın ve her türden tutucu fikrin kol gezdiği bir toplumda siyahîleri savunan, çocuklarını tek başına yetiştiren, onlara ismiyle hitap ettiren Atticus’un sükûnet içindeki tavrı, geceleri koltuğuna oturup kitabını okuyuşu unutulur gibi değil… Ve belki de en önemlisi, evinden hiç çıkmayan, çocukların hayal dünyasındaki “hortlak”, “öcü” Arthur Radley’in romana damgasını vuran tavrı… Kasaba sakinlerinin önyargılarından arınışta belli belirsiz de olsa bir mesafe katedişi… Hepsi, her şey bize gündelik hayatın hep karşımıza çıkardığı o incelikli ya da kaba meydan okumaları, attığımız ya da atamadığımız adımları, insan olmanın o bitmek bilmez çilesini hatırlatıyor. Bülbülü Öldürmek sonsuz çocukluğun, bitmek bilmeyen yaz tatillerinin, uzun ikindilerin, ocak başında geçen akşamların, gece gezintilerinin, arsa ve sokaklarda oynanan oyunların, arkadaşlıkların, sırların, gizemin, korkuların ve cesaret sınavlarının, kısacası çocukluğun o unutulmaz anlarının, incelikli esprilerin, zekânın romanı…

Bülbülü Öldürmek Harper Lee Çeviren: Ülker İnce Sel Yayıncılık, 355 sayfa

Bülbülü Öldürmek
Harper Lee
Çeviren: Ülker İnce
Sel Yayıncılık, 355 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz