“Paddington” sadece bir istasyon değildir! – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

“Paddington” sadece bir istasyon değildir!

1958 yılından bugüne 26 kitaba ulaşmış bulunan Ayı Paddington serisinin ilk iki kitabı Türkçeye çevrildi. Peru’dan gelen Ayı Paddington’ın Londra’daki dönüşüm sürecini anlatan öyküler yakın zamanda bir filme de konu oldu.

Simla SUNAY

Ayı Paddington karakterinin İngiliz çocuk edebiyatı, dahası İngiliz çocukları için önemini işitmiştim. Londra’da yaşayan iki yeğenim onu okuyarak büyüdüler. Ve evet, evde birkaç oyuncağı da vardı. İlk defa 1958’de yayımlanan kitap Türkçeye yeni çevrildi ve ben de gecikmeli olarak okuma şansı buldum. Yazarı Michael Bond savaşlara katılmış, ölümden dönmüş eski bir asker, bir BBC kameramanı ve yazar. Birdenbire, hiç planlamadan, adeta kendiliğinden gelen bir ilhamla, okurunun yaşını da düşünmeden nasıl yazdığını anlatıyor ilk kitaptaki son notta. Derken beklenmedik biçimde çok satanlarda liste başına yükseliyor kitap! Bugün artık bir Paddington endüstrisinden söz edebiliriz. Yazıldığı tarih düşünülürse, yirmi altı kitaplık seri, sayısız oyuncak ve şimdilik bir adet sinema filmiyle türünün ilk örneklerinden Paddington. (Filmin kitaptan çok daha renkli ve hareketli olduğu, ancak metne tam sadık kalınmadığı, piyasa işi heyecan yamalarıyla bozulduğu aşikâr.) Bay ve Bayan Brown (tipik İngiliz çift), yatılı okuyan çocukları Judy’yi almak için gittikleri Paddington İstasyonu’nda, Peru’dan gelen kimsesiz

bir ayı ile karşılaşırlar. Boynundaki etiket çok dokunaklıdır: “Lütfen Bu Ayıyla İlgilenin.” Kafasında kendinden büyük kırmızı şapkasıyla sevimli buldukları, bu hayli kısa boylu, küçük yavru ayıyı evlerine götürür ve bir misafir gibi ağırlarlar. Paddington kürkü dışında tümüyle bir insan gibidir; konuşur, okuma yazma bilir, defterlere not tutar. Hatta kadınlara şapka çıkaran epey nazik bir karakteri vardır, Perulu’dan çok bir İngiliz’i andırır. Başka türlü olsa toplum onu kabul etmeyecektir zaten. Herkes onu çok sever, evin yaşlı emektarı bile. Oysa en büyük keyfi marmelat yemek olan ayı pek çok kazaya, tuhaf olaya, sakarlığa ve zarara sebep olmaktadır. Bay Brown bile onun bu pahalıya patlayan vakalarına sert muhalefet etmez (filmde babanın kızgınlığı abartılmış). Sanki Londra’da herkes bir gün bir ayı gelecek diye beklemektedir. Ayı Paddington hiçbir kimseye, hiçbir şeye faydası olmadığı hâlde çok kolay kabullenilmiştir (bu kolaylık ünlü İngiliz güvensizliğini tiye alır). Zamanla aileden biri olacaktır. Karakterin aslında nasıl bir kişiliği olduğu ve yeni dünyasını nasıl karşıladığına dair değerlendirmeler eksiktir kitapta. Bir sürü kaza belaya rağmen her şey çok rahat gelişir. Diğer kahramanlar da zayıf anlatılmıştır. Evin emektarı Bayan Bird en belirgin tip olarak karşımıza çıkarken, antikacı Bay Gruber karakterini daha çok tanıma isteği uyanır içimizde.

CİNSİYET VURGUSU

Yazıldığı tarih düşünüldüğünde belki klişe diyemeyeceğimiz ama kitabın evrenselliğini bozan, onu zamana yenik düşüren kimi ifadeler dikkat çeker. Bay Brown: “Brown ailesinin reisi olarak, bu meseleyi her açıdan değerlendirmesi gerektiğini,” düşünmektedir. Aile reisinin cinsiyet vurgusu bugün çocuk edebiyatında problematiktir. Evde otururken Bay Brown kitap okur, Bayan Brown örgü örer sözgelimi. Bir kız bir oğlan çocukları vardır. Denge. Pek çok hikâyede Noel mutlaka yer alır. Yazarın Katolik oluşu da hayli baskın biçimde hissedilir, heteroseksüel, katı, baskın, ideal aile portresinde. Bazı pasajlarda Peru’nun bir ülke, yaşanılan yer olarak küçümsendiği izlenimi doğabilir. Peru, marmeladın pahalı olduğu, yürüyen merdiven olmayan ve “daha iyi bir yer için göç edilmesi” gereken bir ülke olarak betimlenir. Gerçek hayatta da böyle değil midir zaten? Londra en çok göç alan şehirlerden biridir. Ancak yazar duyarlı olmak gibi bir kaygı gütmez, ırkçı olmadığı sürece sorun yoktur ki! Peru’da gerçekten küçük boylu bir ayı türü bilimsel olarak tespit edilmiştir ve gerisi pek de önemli değildir.

İNSANIMSI BİR AYI

Öte yandan, Ayı Paddigton’ın Londra gibi kusursuz ve ciddi bir şehirde yaşadığı komik olaylar, bu kusursuzluğun ve ciddiyetin ne kadar gereksiz ve kafa yoran şeyler olduğunu gözler önüne serer. Michael Bond, belki de farkında olmadan, bu bozulmayan düzeni sakar ve sevimli ayı vasıtasıyla eleştirir. Medeniyettir en çok yerilen. Gerçekten de hayatı kolaylaştırdığı düşünülen onca eşyaya, sözgelimi banyoda duş gibi araç gereçlere ihtiyaç var mıdır? Ne olur, bir su birikintisinde oturup yıkansa(k)? Brownlar, ayıyı elbette dönüştürmek isterler, ona giysiler alır, sürekli banyo yapmasını söylerler. Onun için yeniledikleri odaysa tamamen bir “insan” odasıdır. Halılar, perdeler ve duvar kâğıdı çok bildiktir. Paddington için özellikli hiçbir şey yoktur, bavulu ve ısrarla savunduğu şapkası dışında. O da bu değişime –şapkası hariç– razıdır, hatta biraz fazla kolay gelişir her şey. Öyle ki bir değişim bile değildir belki bu. Seksen dokuz yaşındaki yazarın 2014’te yazdığı son kitapla birlikte 26 kitaba ulaşan serinin henüz iki kitabı çevrildi. Diğer hikâyeleri okumadım ama Paddington hep böyle yalnız mı kalacak, bir eşi, ayı bir dostu olmayacak mı merak ediyorum doğrusu. Ne evin gerçek bir üyesi ne de ev hayvanı. Bu nedenle Paddington at the Zoo (Paddington Hayvanat Bahçesinde) kitabını heyecanla bekliyorum. Yoksa o da ünlü tavşan Mify gibi hayvan olduğunu unutup hayvanat bahçesine mi gidiyor? Bir ayının böylesi insanlaştırıldığı kitapta hayvanat bahçesi gerçeği nasıl işlenebilir ki? Son notunda, neden kahraman olarak bir ayıyı seçtiğini açıklıyor yazar: Ayılar da insanlar gibi iki ayak üstünde yürüyebilir. Sanırım bu onun için yeterli bir neden. Ancak edebiyat tarihi için inandırıcı bir “tip” yarattığını söylemek hayli zor. Günümüzde Londra’daki Paddington İstasyonu’nda, sevimli ayıcığın bronz bir heykeli ve kitap-oyuncak satış mağazası vardır. Bir çocuk okur, Michael Bond’a gönderdiği mektupta, Paddington isminin bir istasyon için komik kaçtığını, daha çok bir ayıya uygun olduğunu yazar. Otuz dile çevrilmiş olan Paddington kitapları, elli milyona yakın satışıyla bugün istasyondan çok, bir ayının adı olarak ünlüdür artık.

Ayı Paddington Michael Bond Resimleyen: Peggy Fortnum Çeviren: Coşkun Öz Epsilon Yayınları, 119 sayfa

Ayı Paddington
Michael Bond
Resimleyen: Peggy Fortnum
Çeviren: Coşkun Öz
Epsilon Yayınları, 119 sayfa

Mutlu Yıllar Ayı Paddington Michael Bond Resimleyen: Peggy Fortnum Çeviren: Coşkun Öz Epsilon Yayınları, 112 sayfa

Mutlu Yıllar Ayı Paddington
Michael Bond
Resimleyen: Peggy Fortnum
Çeviren: Coşkun Öz
Epsilon Yayınları, 112 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz