İyi Kitap

Deliliğin kucağında bilim

Delilikle deha arasında gizli bir geçit olduğu hepimizin malumu. Çılgın Dâhiler, bilimin farklı alanlarına damgasını vurmuş bilim insanlarının, büyük acılar çekme pahasına da olsa bu gizli geçitteki yürüyüşünü anlatıyor.

Toprak IŞIK

Delilikle deha arasında gizli bir geçit olduğu hepimizin malumu. Çılgın Dâhiler, bilimin farklı alanlarına damgasını vurmuş bilim insanlarının, büyük acılar çekme pahasına da olsa bu gizli geçitteki yürüyüşünü anlatıyor. Laurent Lemire, delilik ile deha arasındaki ilişkiyi incelerken, deliliğin kucağında yaşayan bilim insanlarını anlatmış. Kimler yok ki aralarında?.. Nobel ekonomi ödülü sahibi John Nash bilim camiasında delilik müsabakası düzenlenseydi en başa güreşirdi kuşkusuz. Nash, bir dönem kendini Antarktika imparatoru zanneder. Öğrencilerinden birine gezegenler arası araç ehliyeti verir. Uzaylılar ona gazeteler aracılığıyla yalnız kendisinin okuyabildiği mesajlar göndermektedir. Papa’dan Birleşmiş Milletler’e bir sürü etkin makamı, uzaylı istilacılarla görüşmek için bir dünya hükümeti kurulması konusunda ikna etmeye çalışır ama başarılı olamaz. Böylesi iyi niyetli çabalarının karşılığında dönem dönem hastaneye kapatılarak ödüllendirilir. Elektrik mühendisliğinin babası Nikola Tesla, Edison’a “Bu elektrik öyle dağıtılmaz, doğrusu alternatif akımla taşımaktır,” der ve haklı çıkar. Sayısız icadın altında imzası vardır ama üç rakamına takmıştır kafayı. Manhattan’da yalnız başına yaşadığı otel odasında her şeyin üçe bölünebilir olmasını ister. Odasına girmeden önce bloğu üç kez tavaf eder. Yemek yerken tabağının etrafına üç peçete koyar. Geleceği gören bir yöntem geliştirdiğini iddia eder. 400 kilometre mesafeden etkili bir ölüm ışını keşfettiğini duyurur. Kuantumun dev fizikçilerinden Paul Dirac sadece mecbur kaldığında konuşur. Onunla söyleşi yapan bir gazeteci soyadının önündeki P, A ve M harflerinin özel bir anlamı var mı diye sorduğunda, Dirac “Hayır” der. Öyleyse gazetecinin bu harfleri istediği gibi yorumlaması kendisi için uygun mudur? Dirac’ın yanıtı “Evet”tir. Gazeteci, araştırmaları hakkında bilgi verip veremeyeceğini sorunca da “Hayır” yanıtını alır. Bütün söyleşiyi beş on sözcük sarf ederek bitirir Dirac.

MANTIKSIZ MANTIK ÜSTÂDI

Yirminci yüzyılın en büyük matematikçilerinden Gödel, zehirlenmekten korkar. Mantık konusundaki çalışmalarıyla ünlü deha, korktuğunun başına gelmemesi için son derece mantıklı ama hiç de romantik olmayan bir çözüm bulur. Karısı olacak hanımdan yemeklerini tatmasını ister. Bu sayede zehirlenmeden yetmiş üç yaşına kadar yaşar. Öldüğünde otuz bir kilodur; çünkü kendisinin geliştirdiği ve hiç de mantıklı olmayan bir beslenme rejimi uygulamakta, sadece tereyağı yemektedir. Mantığın bir başka büyük ismi ve Gödel’in arkadaşı Emil Post, dehası ile aynı ölçüde kabul görmüş deliliği yüzünden, ders verebileceği bir eğitim kurumu bulmakta çok zorlanır. Elli yedi yaşında ölüm döşeğindeyken, sürekli fikirlerini çalan birinden yakınır. Hırsızlıkla suçladığı kişiyse en az onun kadar ünlü bir deli olan Gödel’dir. Hâlâ aramızda olan bir çılgın ve alabildiğine yoksul bir deha da Rus matematikçi Grigori Perelman’dır. Ona deli demelerinin nedeni, XX. yüzyılın en büyük matematik sorularından birini çözdüğü için kendisine verilen milyon dolarlık ödülü geri çevirmesidir. Perelman’ın bu yaptığı delilik midir, yoksa bilginin parayla satılmasına karşı sergilediği, selam durulmayı hak eden bir tavır mı, orası tartışılır.Laurent Lemire’in kitabında daha pek çok deli dâhi var. Tuhaflıkları ve başarılarıyla bu insanlar, bilimin deliliği bağrına bastığını göstermektedir. Acaba her dehada bir tutam delilik var mıdır? Delilik dâhi olmanın sonucu mudur, yoksa nedeni mi? Lemire’in Laurent Schwartz’tan yaptığı bir alıntı bu soruların yanıtlanmasına yardımcı olabilecek nitelikte: “Matematikte bir şeyler bulmak, bir ketlemeyi ve bir geleneği yenmektir. Yıkıcı değilseniz ilerleyemezsiniz.” Tanımı gereği gelenekleri tanımayan delilik, yıkmayı kolaylaştırıyor olsa gerek. Yerine daha iyisini yapmak ise delinin bedeninde bir de dehanın olup olmamasına bağlı. Topluma sorulacak olsa dehalara delilik yakışır, çılgınlık onlara ayrı bir sevimlilik katar. Oysa belki de bu dâhiler, çektikleri acılar nedeniyle delilikten kurtulma karşılığında dehalarını gönüllü terk ederlerdi. Ama hiçbirinin böyle bir seçim hakkı olmadığından, medeniyet biraz da deli dâhilerin acıları pahasına ilerlemeye devam ediyor.

Çılgın Dâhiler Laurent Lemire Çeviren: Işık Ergüden Kırmızı Kedi Yayınları, 188 sayfa

Çılgın Dâhiler Laurent Lemire Çeviren: Işık Ergüden Kırmızı Kedi Yayınları, 188 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Toprak Işık 1973 yılında Elazığ'da doğmuştur. Üniversite birinci basamak sınavında Türkiye 9.su, ikinci basamak sınavında Türkiye 16.sı olarak girdiği Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden 1996 yılında mezun olmuştur. Bir süre New York’ta yaşadıktan sonra yazarlığa daha fazla zaman ayırabilmek için 2008 yılından itibaren İstanbul’a yerleşmiş ve mühendislik yaşamını araştırma geliştirme projelerinde danışmanlık yaparak sürdürmeye başlamıştır. Yetişkinler ile çocuklara yönelik yirmiye yakın kitabı ve Devlet Tiyatroları Repertuvarında üç oyunu bulunmaktadır. Ayrıca yoksulluk, tüketim kültürü ve toplumsal cinsiyet konularında akademik çalışmalar yürütmektedir. Uluslararası konferanslarda sunulmuş bildirileri ile ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Seher Cesur Kılıçaslan ile birlikte gerçekleştirdikleri, oyun teorisi ve davranışsal iktisadın yoksullukla mücadeleye olası etkilerine yönelik çalışmaları 2015 yılında ABD’de kitap bölümü olarak yayımlanmıştır.

Yorum yaz