İyi Kitap

Canavarlar da korkar

Bir gün gerçek bir canavarla karşılaşacak olsanız nasıl davranacağınızı hiç düşündünüz mü? Ya bu canavar tüm sırlarınızdan haberdarsa ve kendisi de bir çocuk kadar kırılgansa?..

Şirin TEMMUZ

Kendisiyle tanışmamızı sağlayan Rico ve Oskar serisinin ardından, çocuk ve gençlik romanları yazarı Andreas Steinhöfel’in Türkçeye çevrilen son kitabı Kiralık Canavar, çocukları korkuları üzerinden tehdit ederek uslu davranmaya zorlayan bir canavarla, kendine opera sanatçısı kimliği biçen küçük bir kızın dostluğu üzerine kurgulanmış bir hikâye. Kiralık Canavar’ın Gianna’sı, annesinin “küçük diva”sı, aslında pek de normal bir çocuk değil. En büyük sırrı, gece yarıları evden çıkıp nehir kıyısında en sevdiği aryayı söylemek. Korku filmlerine karşı doymak bilmez bir tutkusu var. Karanlığın vız gelip tırısgeçtiği Gianna’nın en yakın arkadaşı neden bir canavar olmasın ki?.. Hem de kanlı canlı bir canavar. Küçük kahramanımız Gianna bir gün günlüğüne şu satırla başlar: “Önceki gece bir canavar gördüm.” Gianna, sinema tarihine geçmiş tüm canavarları tanır ve hepsinin arkasında ustaca bir makyajla teknik numaralar yattığını bilir. Canavarlar onu daima heyecanlandırır. Bu yüzden, gözleri kırmızı kırmızı parlayan, büyük, simsiyah bir canavarın, tanıdığı en hain çocuk olan sınıf arkadaşı Matze’nin evine girdiğini gördüğünde, bunun hayalgücünün bir ürünü olduğuna inanmaya çalışır. Ama aynı canavar gecenin bir yarısı onu uykusundan uyandırıp, “Gizlice televizyon seyretmeye devam edersen, sesini alırım,” diye tehdit eder. İşte bu Gianna’nın ödünün kopması için iyi bir sebeptir, çünkü en büyük hedefi La Scala Opera Binası’nda sahneye çıkmak olan Gianna’nın en büyük korkusu da sesini kaybetmektir.

BAYAN AKLAZARAR

Ama bu canavarda bir tuhaflık vardır. Nefesi taze nane kokmaktadır ve aslında Gianna’nın bütün sırlarından, mesela geceleri dışarı çıktığından haberdar değildir. Canavar hakkında düşündükçe Gianna’nın kafasında pek çok soru işareti belirir. Kırmızı kırmızı yanan gözleri sanki sahte midir? Kendine canavar süsü veren bu şeyin kim ya da ne olduğunu çözmek için Gianna, canavarın bir diğer kurbanı olan Matze’den yardım istemeye karar verir. Matze en büyük korkusunun köpekler olduğunu, canavarın da bunu kullandığını Gianna’ya söyler ve şu cümle Gianna’nın tüm gizemi çözmesini sağlar: “Aslında bunu yalnızca annemle babam biliyor.” Canavar, çocukların en büyük korkularını en yakınları kadar biliyordur. Matze artık daha uslu bir çocuk olmuştur. Çocukları canavara ihbar ederek bu şekilde cezalandırılmalarını sağlayanlar, ebeveynler ve öğretmenleri Bayan Aklazarar’dan başkası değildir. Gianna, hikâyemizin canavarı Bay Morgenrot’un dünyanın en yalnız insanı olduğunu görür. Hiç arkadaşı, hatta kimsesi yoktur. Anne babasından söz açıldığında öfkeyle onların kötü insanlar olduğunu söyler ve biz de onun geçmişi hakkında daha fazlasını öğrenemeyiz. Sevginin varlığına inanmak istemez. Gianna ise bu taş kalpli ama kırılgan adama sevginin varlığını kanıtlarsa, çocukların bundan böyle korkularıyla cezalandırılmayacağını düşünür. Ama sevgi görmemiş, kendinden “o” diye bahseden, kendine bile yabancı bu çocuk ruhlu canavar sevgiden korkmaktadır. Gianna ona en büyük sırrını açıp en sevdiği opera Aida’dan bir bölüm söyleyince canavarın taş kalbi, yerini sevgiyle güm güm atan bir kalbe bırakır. “Ben de duyuyorum,” der Bay Morgenrot. Aida Operası’nda vatansız kalan Aida’nın aksine, Kiralık Canavar vatanını Gianna ve ailesinin dostluğunda bulur; hep birlikte, Gianna’nın daha önce bir türlü gidemediği vatanı İtalya’ya, onun ifade ettiği şekliyle Bella Italia’ya giderler. Yani onlar evde yokken çiçekleri sulamaya gelen meraklı komşuları Gianna’nın günlüğünde yazanları yanlış okumadıysa olan biten işte budur.

Kiralık Canavar Andreas Steinhöfel Çeviren: Suzan Geridönmez Tudem Yayınları, 104 sayfa

Kiralık Canavar Andreas Steinhöfel Çeviren: Suzan Geridönmez Tudem Yayınları, 104 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz