İyi Kitap

Ne sütmüş ama!

Fantastik türde verdiği eserler ve Sandman dizisiyle tanıdığımız ünlü yazar Neil Gaiman bu kez, evde kahvaltılık gevreğe dökecek süt kalmadığından iki biçare çocuğuna süt bulmak için akıl almaz maceralara atılan bir babanın serüvenini anlatıyor.

Ezel Dağlar ERGÜDEN

Bakkala süt almaya giderken yaşadığınız en heyecanlı şey nedir? Tek gözlü bir kediyle karşılaşmış olabilirsiniz ya da kaldırıma düşmüş bir hediye paketi bulmuşsunuzdur. Bence başınıza gelebilecek en heyecanlı şey yüz lira bulmak olurdu. Ben böyle düşünsem de Neil Gaiman benimle aynı fikirde değil. Babam Süt Peşinde, adından da anlayacağınız gibi bir babanın süt alma/süt bulma macerasını anlatıyor. Kitap boyunca isimlerini öğrenemediğimiz iki kardeş var. Bu abi-kız kardeş, anneleri kertenkeleler hakkında yazdığı tezi sunmaya gidince evde babalarıyla kalıyor. Genellikle olduğu gibi, anne gitmeden önce babaya yapması gerekenleri uzun uzun anlatmakla kalmayıp, anlamış mı diye bir de üstüne tekrar ettiriyor. Çocukların cumartesi günkü orkestra çalışmasından, pazartesi günü tesisatçı gelene dek bozuk tuvalet sifonunun çekilmeyeceğine varana kadar her şey… Bir de eve süt alınması gerekiyor… BUZDOLABINDA SÜT YOK Derken ertesi sabah oluyor. Buzdolabında çocukların kahvaltılık gevreklerine koyabilecekleri hiçbir şey yok; ki bu büyük bir sorun. Tabii kahvaltılık gevreği turşu suyu veya ketçapla yemeyi seven tuhaf insanlardan değilseniz… Çocuklar önlerindeki gevreğe mahzun mahzun bakarken baba bakkala gidiyor. Ama gidiş o gidiş… Çocuklar biraz daha üzgün üzgün oturuyor, kız keman çalışıyor. Neredeyse gevreği turşu suyuyla yiyeceklerken ön kapıdan gelen bam güm sesleriyle baba tekrar ortaya çıkıyor. Hikâyeye, “Başımı kaldırıp bakınca Marshall sokağının üzerinde, havada dev gibi gümüş bir diskin süzüldüğünü gördüm,” diye başlıyor. Böyle  başlayan bir hikâyenin devamını siz düşünün artık. Dev gibi gümüş disk babayı içine çekiyor; içerideki topak topak yeşil yaratıklar babadan gezegeni onlara teslim etmesini talep ediyor. Onu tüm düşmanlarını oraya toplamakla tehdit ediyorlar ama baba üstünde “Acil Çıkış Kapısı, Ne Olursa Olsun Kesinlikle Açmayın (Sana Diyorum!)” yazan bir kapı görüp oradan kaçmaya karar veriyor. Kapıyı açıp atlayınca, kendini 18. yüzyılda, Korsanlar Kraliçesi’nin gemisinde buluyor. Korsanlar ona iki seçenek sunuyor: Ya mürettebata katılacak ya da gırtlağını kesecekler. Ama baba, filmlerde görmeye alışkın olduğu üzere kalasta yürüme seçeneğini teklif ediyor. Tam aşağı atlayacakken, ona bir sıcak hava balonundan ip merdiven sallandıran Profesör Steg adlı bir stegosaurus tarafından kurtarılıyor. Steg, bir zaman makinesi de icat etmiş bir mucit. Babanın Profesör Steg tarafından kurtarılması, inanılması hayli zor bir maceralar serisinin de başlangıcı oluyor. Kahvaltıda “kıfrım kıfrım solucanların üserine portakal suyu döken vamfirler” mi dersiniz, dünyadaki bütün ağaçları kesip yerlerine plastik flamingolar, ayın yerine ise dünyanın turistik yerlerini gösteren bir süs tabağı koymayı planlayan uzaylılar mı… Uğursuz bakışlarla çanaklarında çırpınan ama kimsenin hikâyeye nasıl dâhil olduklarını bilemediği piranalar bile var. En sonunda ise babayı goril sanan galaktik polis geliyor. Baba, süt uğruna neredeyse evrenin sonunu getiriyor. Neyse ki sonunda,kafalarında çiçek saksıları olan mor derili cüceler sayesinde her şey tatlıya bağlanıyor. Baba, çocuklarını az çok inandırmayı başardı bu hikâyeye. Siz de Skottie Young’ın muhteşem çizimlerle süslediği bu Gaiman dünyasına girmek istiyorsanız, tek yapmanız gereken kitabın ilk sayfasını açmak. Peki, sonunda süte mi ne oldu? Orası da sürpriz  olsun artık.

Babam Süt Peşinde Neil Gaiman Resimleyen: Skottie Young Çeviren: Niran Elçi Tudem Yayınları, 128 sayfa

Babam Süt Peşinde Neil Gaiman Resimleyen: Skottie Young Çeviren: Niran Elçi Tudem Yayınları, 128 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz