İyi Kitap

Gerçek dostluk, sahici annelik

Şair ve yazar Nilay Özer, şiirsel diliyle, ağaç olmayı düşleyen sevimli mi sevimli, dahası konuşan ve dans eden meşe palamudu Macanda’nın hikâyesini anlatıyor. Doğan Gündüz ise biyolojik annelik ile “sahici” annelik kavramlarını bir guguk kuşu öyküsüyle sorguluyor.

 

Emel ALTAY

Meşe Palamudu Macanda, küçük okurlarımız için mini mini bir meşe palamudunun hayat dolu hikâyesini anlatıyor. Hikâyemiz, şiirleri Almancadan Zazacaya birçok dile çevrilmiş olan yazar ve şair Nilay Özer’in şiirsel diliyle “güzel bir yaz günü sabah erkenden” başlıyor. Olgunlaşan ve artık yuvadan ayrılma vakti gelen meşe palamudumuz tıngır mıngır düşer dalından toprağa. Fakat bu meşe palamudunun onu diğerlerinden ayıran çok ilginç özellikleri vardır. Bunları kendisini yemeğe gelen iyi kalpli sincabımıza söylediğinde daha iyi anlarız. “Söylediğinde,” diyorum, çünkü evet, bizim meşe palamudumuz konuşuyor! AĞAÇ OLMA DÜŞÜ Meşeden ziyade neşe palamudu ismini hak eden sevimli kahramanımız konuşuyor, dans ediyor, kendine sarılı kızıllı yapraklardan kostümler yapıyor. Seçil Çokan’ın hikâyeyi tamamlayan, birbirinden güzel resimlerinin eşlik ettiği hikâyede bizlere hep gülümseyen kahramanımızın isminin Macanda olduğunu öğreniyoruz. Macanda’nın en büyük hayali büyüyüp ağaç olmak, köklerini toprağa salıp yıllarca yaşamak… Ancak bunun için sincapların kahvaltısı olmaktan kurtulması gerekiyor öncelikle ve dostu sincap Tuti’nin yardımlarıyla bunu başarıyor da. Hikâyenin sonundaysa Sincap Tuti bu güzel yaklaşımının ödülünü alıyor. Meşe Palamudu Macanda, çok güzel resimlenmiş ve Macanda karakterinin coşkusuyla keyifle okunan bir ilk okuma kitabı. Macanda’nın neşesi, hayat tutkusu çocukların renkli dünyasında hemen kabul görecek cinsten. Nilay Özer ve Seçil Çokan, kırmızı yanakları ve yapraklardan yaptığı kostümüyle ormanda sincaplara dans gösterisi sunan Macanda ile her çocuğun oyun arkadaşı olmak isteyeceği bir karakter yaratmışlar. Küçük bir eleştiri olarak şunu söyleyebilirim belki: Macanda’nın sincaplara kendi canını kurtarmak için ormandaki diğer yemişleri önerdiği ve Sincap Tuti’nin de arkadaşının canını kurtarmak için bir kucak dolusu meşe palamudunu sincaplara sunduğu bölüm, küçük okurlarımız için biraz kafa karıştırıcı olabilir. Ama hikâyenin genelinde verilen ve sonla pekiştirilen dayanışma ve dostluk mesajının gücü, bu kafa karıştırıcı ayrıntıyı geride bırakmayı başarıyor. Sincap Tuti usta Gepetto’yu, Macanda ise gerçek bir çocuk olmak isteyen Pinokyo’yu andırıyor biraz. İkisi birbirine kol kanat gerdikten sonra, imkânsızı düşleseler bile her şey mümkün… Şiirsel diliyle kolaylıkla okunan ve akıllarda hemen yer eden bir diğer kitap ise Doğan Gündüz’ün kelimeleri ve Vaghar Aghaei’nin çizimleriyle hayat buluyor. Bu sefer kahramanımız bir guguk kuşu. Kahramanımız dediğime bakmayın, kendileri tembel mi tembel, fırsatçı mı fırsatçı bir kuş. Öyle ki yuva yapmaya bile üşeniyor. Tabii ya, o mavilikten bu maviliğe, bulutlar arasında dertsiz tasasız uçup durmak varken… Ama hayatta kalabilmek için bir yuvası olması şart. Kurnaz guguk kuşu bunun da çaresini buluyor, hem de kanadını bile çırpmadan. Hazırdan bir yuvaya konuyor. Tembel, hayatın sadece keyifli yanlarını yaşamayı seven kuş, anne de olmak istiyor elbette. Fakat anne olmak gibi meşakkatli bir işin altından kalkması mümkün değil. “Eğlenip uçmak varken, kim yatar kuluçkaya günler boyu sahiden?“ diye soruyor kendine. Bunun da çaresine bakıyor. Dertsiz çabasız, yavrusunun yumurtadan çıkmasını sağlıyor. Kendisi bağ bahçe, dağ deniz uçup eğlenirken bir başka kuş, hikâyemizin gerçek kahramanı dağbülbülü, kendi yavrularıyla birlikte, fark etmeden guguk kuşunun yavrusunu da büyütüyor. Sonrasında ise emek hırsızı guguk kuşu gelip yavrusunu geri almak istiyor. Her şeyden habersiz, masum yavru guguk kuşunun gagasından, kitabın ismi de olan “Sahi benim annem hangisi?” sorusu dökülüyor. Elbette, doğru cevabı bulmakta gecikmiyor yavru kuş.

SAHTE İLE SAHİCİ

Yavru kuş biraz serpildiğinde dağbülbülü ona uçmayı ve hayatta kalmayı öğretiyor. Ama fırsatçı guguk kuşu tam bu anda ortaya çıkıp, “Artık yavrumu alabilirim,” diyor. Bencil, keyif düşkünü guguk kuşunun bu sözleri yavru kuşun da kafasını karıştırıyor. Bir guguk kuşuna bakıyor, bir dağbülbülüne. Annesi bildiği dağbülbülüne hiç benzemediğini belki ilk kez fark ediyor, ilk kez gördüğü guguk kuşununsa hık demiş gagasından düşmüş. Bu karışıklıktan yararlanmak için ortaya çıkan yılan, yavruyu mideye indirmek istiyor, işte tam o anda “gerçek anne” ortaya çıkıyor. Dağbülbülü yavrusunu korumak için ona kol kanat gerince, minik kuşun kafasındaki soru işaretleri de siliniyor. Hikâye, emeğin altını bir kez daha çizerek, küçük kuşun “Sahi benim annem hangisi?” sorusuna verdiği cevapla son buluyor. Hikâyede doğru ile yanlışı net ama esprili bir dille veren, canlı desenlerle süslenmiş bu ilk okuma kitabı, fikrini sunuşundaki hoş farklılıklarla küçük okurlarımızın ilgisini hak ediyor.

Meşe Palamudu Macanda Nilay Özer Resimleyen: Seçil Çokan Yapı Kredi Yayınları, 48 sayfa

Meşe Palamudu Macanda
Nilay Özer
Resimleyen: Seçil Çokan
Yapı Kredi Yayınları, 48 sayfa

Sahi Benim Annem Hangisi? Doğan Gündüz Resimleyen: Vaghar Aghaei Can Çocuk Yayınları, 48 sayfa

Sahi Benim Annem Hangisi?
Doğan Gündüz
Resimleyen: Vaghar Aghaei
Can Çocuk Yayınları, 48 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz