Yaşam, yazarlarını bekleyen bir hikâyedir… – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Yaşam, yazarlarını bekleyen bir hikâyedir…

Sen ve Ben, birbirlerinin yaşamöyküsünü yazmaya çabalarken hem kendilerini hem de diğerlerini keşfeden çocukların bakış açısının nasıl değiştiğini anlatıyor. B’nin Kelimeleri ise yaşamı kendine bir sözlük oluşturarak tanımaya çalışan B’nin dünyasının kapılarını aralıyor.

 

Seda KESANBİLİCİ

Sen ve Ben keşfetmeyi, araştırmayı seven, öğrencileriyle birlikte projeler üretmekten hoşlanan sıradışı bir kütüphanecinin, Marina’nın yönlendirmesiyle, birbirlerinin yaşamöykülerini yazacak öğrencilerin gözünden “öteki”, “ben”, “sen” ve “biz” kavramlarını sorgulayan bir kitap. Marina’ya göre her yaşam aslında bir tarihtir ve yaşayan her insan, yaşamöyküsünün yazılmasını hak eder. Böylece sadece ünlülerin, sanatçıların değil, çocukların da yaşamöyküsünün yazılabileceği görüşünden hareketle her birinin hem başkasının yaşamöyküsünün yazarı hem de kendi yaşamöyküsünün başkişisi olacağı çalışmalar başlar.

HAYAT NE ZAMAN BAŞLAR?

Bu çalışmalara hazırlık olarak yapılan tartışmaları okurken, insanları tanımanın yolları yetişkin gözüyle de sorgulanır; “ben” ve “sen” olmaktan çıkıp, “biz” olmaya giden yollar önce çocuk, sonra yetişkin gözüyle verilir. Öğrencilerin, “Bir çocuğun hayatı ne zaman başlar?” sorusuna yanıtları, grupların oluşturulmasında bir çıkış noktası olur. Çalışmalar için oluşturulan gruplara kendilerini yakın hissetmeyen ve birkaç gün sonra biraz da zorunluluktan bir grup olmaya karar veren Beata ve Aziza burada okurun karşısına çıkar ve bizler “Ben ve Sen”i tanımaya başlarız. On yaşındaki Faslı Aziza ve sekiz yaşındaki İtalyan Beata’yı, onların ailelerini ve bakış açılarını, önyargılarını, ötekileştirme yolunda farkında olarak ya da olmayarak düşündüklerini, söyleyip yaptıklarını okuruz. İki arkadaşın buluşmalarıyla Aziza’nın yaşamına yolculuk başlar. Bu yolculuğa Beata’nın tarihi eşlik eder ve bizler iki farklı dil, din, kültürden aslında nasıl benzer eylem, duygu ve beklentilerin doğabileceğini görürüz.

KİŞİYE ÖZEL SÖZLÜK

Yazar, “Yıldızlarla kaplı bu harika gökkubbenin altında, orada ya da burada, nefes alan her canlının sırrı bunda gizliydi,” diyerek, “o-bu”, “bensen” gibi sözcükler arasına konan farkların özündeki yapaylığını vurgular; biri sekiz diğeri on yaşındaki iki çocuk aracılığıyla iki farklı dünyanın kesişen ve farklılaşan yönlerine dikkat çeker. Beata ve Aziza’nın birbirlerinin ailesiyle yaptığı röportajlar; onların dil, kültür gibi somut noktalardaki farklılıklarını, hatta zaman zaman önyargılarını ortaya koyarken düşüncede, duyguda, insan olma noktasında aslında ne kadar benzediklerini ortaya çıkarır. B’nin Kelimeleri’nde ise sözcükler üzerine düşünmeyi, sözcüklerin kendisinde yarattığı duyguları yazmayı seven ve bu kelimelerden oluşan bir sözlük yaratmayı kafasına koyan B’nin öyküsü hikâye edilir. İnsanların kelimeleri “öylesine” kullandığı bir dünyada, B her kelimenin ona ve aslında herkese çok fazla şey anlattığını ve hissettirdiğini düşünmektedir. Kitap boyunca B, aldığı yeni bir haber ya da alışmak zorunda kaldığı yeni bir durum ile ilgili hissettiklerinden yola çıkarak günlüğüne sözcükler not etmeye başlar. Örneğin bir kardeşi olacağını öğrendiğinde, daha önce defalarca duyduğu hâlde ilk defa ona farklı şeyler hissettiren “kardeş” sözcüğüyle başlar sözlük macerasına. İçten, çocuk dünyasını ve gerçekliğini olduğu gibi ele veren bir tanım da bizi karşılar böylece: “Anne babanızı sizinle paylaşan diğer çocuk.” Bu tanımlara yorumlar da ekler B. Örneğin “isim” kelimesini kendince tanımladıktan sonra şöyle der: “… Galiba bu konuda önemli olan tek bir şey var: İsimler verildiği kişiyi, yeri ya da eşyayı yüzde yüz etkiliyor. Tıpkı sihir gibi.” Tanımların ardından gelen bu çocuksu gerçekçi bakış, B’nin dünyasını önümüze serer.

Sözlükte bundan sonra tanımlanan kelimeler de gene B’nin karşılaştığı yeni durumları ya da bunlarla mücadele etme yollarını ifade eder: hayal kırıklığı, kıskançlık, kâbus, şanssızlık, güven, endişe, aşk. Anlatılması zor duyguların en sonuncusu olan “aşk” bakın nasıl yer alır B’nin günlüğünde: “Birine duyulan çok ama çok büyük sevginin adı. Onun gülümsemesi, saçlarının rüzgârda dans etmesi, ağzından çıkan tek bir kelime ya da sadece yanınızda olması sizi mutlu etmeye yeter.” Bir kardeşi olacağını öğrendiğinde “sevgi”yi sorgulayan ve henüz tanımadığımız birini sevmenin biraz düşündürücü olduğunu söyleyen B, sınıfa yeni gelen kızı zamanla sevip ne kadar farklı olduğunu keşfedince, “aşk”ın tanımını şöyle devam ettirir: “Eğer âşık olduysanız her şeye bakışınız değişir. Dünya gerçekten çok güzel bir yerdir.” İşte B’nin sözlüğü bu güzel cümlelerle kelimeleri tanımlar ve yorumlarken, çocukların aslında bu dönemde yaşadıkları sorunlara da ışık tutar. Kitabı okuyan her çocuğa kendi sözlüğünü oluşturmak için kapı aralayacağı ise kuşkusuz görünüyor.

Ben ve Sen Giusi Quarenghi Resimleyen: Giuditta Gaviraghi Çeviren: Nilüfer Uğur Dalay Günışığı Kitaplığı, 80 sayfa

Ben ve Sen
Giusi Quarenghi
Resimleyen: Giuditta Gaviraghi
Çeviren: Nilüfer Uğur Dalay
Günışığı Kitaplığı, 80 sayfa

B’nin Kelimeleri Nazlı Deniz Güler Resimleyen: Oğuz Demir Kırmızı Kedi Yayınları 64 sayfa

B’nin Kelimeleri
Nazlı Deniz Güler
Resimleyen: Oğuz Demir
Kırmızı Kedi Yayınları
64 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz