İyi Kitap

Ünlü yazar Babette Cole’ün Türkçeye çevrilen ilk kitabı Külprensi, Külkedisi masalını toplumsal cinsiyet rolleri açısından tepetaklak ediyor. Bu kez karşımızda ablalarının zulmüne maruz kalan zarif bir genç kız yerine, abileri tarafından sömürülen çelimsiz bir delikanlı var.

Defne ULUS

Bir Külkedisi “uyarlaması” olan Külprensi ezber bozan, soru sorduran bir masal. Ezberimiz neydi, bu masalla hangi soruları sormaya başladık faslından önce, “uyarlama” vurgusuna değinmek gerek. Babette Cole’ün yazıp resimlediği bu küçük masal kitabı, Grimm Kardeşler’in ünlü Külkedisi masalının tipik vurgularını koruyarak, erkeklerle kadınları ters yüz etmiş. Böylece erkekler kadınların, kadınlar da erkeklerin kaderini paylaşmış. Masalda bu kez çelimsiz, sivilceli ve pasaklı bir prens ile onun iriyarı, kıllı, kendini beğenmiş, varsa yoksa dans, eğlence peşinde koşan üç ağabeyi var. Ebeveynlerse ortada yok. Külprensi’nin çelimsiz ve pasaklı olması, onun doğasından mı kaynaklanıyor, yoksa başına olmadık işler mi gelmiş, bilmiyoruz. Tek bildiğimiz, ağabeyleri vur patlasın çal oynasın eğlencedeyken, Külprensi’nin evin tüm işini tek başına üstlendiği, ağabeyleri gibi iri ve kıllı olmanın hayaliyle yaşadığıdır. Zayıf olan, eve mahkûmdur ve hayalleri dışında bir varlığı yoktur.

PANTOLONUNU DÜŞÜREN PRENS!

Külprensi bir gün yine ev işleriyle uğraşırken, bacadan sıska ve pasaklı bir peri düşer. Külprensi’nin tüm dileklerini gerçekleştireceğini söyler. Önce, balkabağı yerine bir konserve kutusunu arabaya dönüştürür; ne yazık ki ola ola bir oyuncak araba olabilir konserve kutusu. Derken peri, prensin üzerindeki paçavralardan bir takım elbise yaratmak ister ama aksi gibi bir mayoya dönüşür kıyafet. Ve son olarak Külprensi’nin iri, kıllı bir erkeğe dönüşmesi için sallar değneğini. Ancak iri ve kıllı bir maymuna dönüşür prens. Fakat aynadaki yansıması yakışıklı bir erkek görünümünde olduğu için arabayı ayağına paten gibi geçirip diskonun yolunu tutar. Bir peri gelip zayıf olanı kurtarmıştır. Hiç değilse gece yarısına kadar! Diskoya giremeyecek kadar iri olduğunu fark eden prens, otobüse binip eve dönmek ister ve durakta bir prensesle karşılaşır. Ama tam o anda saat gece yarısını vurunca eski hâline döner. Prenses ise bizim sıska prensin onu iri ve kıllı maymundan kurtardığını düşünür. Fakat büyü bozulunca çok utanan prens koşarak uzaklaşır ve bu arada pantolonunu düşürür! Ertesi gün hemen duyuru yapılır: “Ülkenin tüm prensleri pantolonu denesin! Prenses Şekerkuruş, pantolonun sahibiyle evlenecek.” Bir Külkedisi uyarlaması olan bu masal, artık ezbere bildiğimiz ve tuhaftır, kendi çocuklarımıza da okuduğumuz bir dizi peşin hükmü sorgulamamıza yardım edebilir belki. Mesela Külkedisi masalında erkeğin kaderine düşen şey gayet kabul edilebilirdir. (Hiç tanımadığınız bir kadınla ne pahasına olursa olsun evlenmeye karar vermek, masal bile olsa riskli görünebilir tabii. Fakat sonunda yakışıklı prens, ülkenin en güzel ve hamarat kızını bulabildiğine göre lüzumsuz kaygıların pençesindeymişiz!) Öte yandan hatırlayacaksınız, masalda kadınların payına düşen şey pek ağırdır. Kız kardeşlerin birbirlerinin ezeli rakibi gibi davranmaları bir yana, ayağını o zarif ayakkabıya sığdırabilmek için kadınların verdiği mücadele, çektiği eziyet… Üstelik bütün bunları huyunu suyunu bilmedikleri bir adam için yapmaları… Külprensi, tuhaf bir biçimde, insanı gülümseten bir masal. Arka planda Külkedisi masalının bilgisi olmasaydı o gülümsemenin akıbeti ne olurdu bilmiyorum. Acaba yine aynı biçimde gülümsetir miydi okurunu? Galiba, gülümsemenin kaynağı, masalın tam da ezber bozan karakterinden doğan absürtte gizli. “Pantolon üzerine uyduysa seni eve götürüyorum,” absürtlüğü, “Ayakkabı ayağına uyduysa seni eve götürüyorum,” absürtlüğüne göre daha doğrudan bir ifade gücüne sahip; elbette yine cinsiyet rollerini kanıksamış olmamız nedeniyle. Ama Külprensi sadece Külkedisi ile değil, kendisiyle de absürdün meydanında karşılaşıyor. İri ve kıllı olmak, ergen erkeklerin hâlâ en büyük arzusu mudur bilemiyorum ama bizim öğrencilik yıllarımızda bir anlamı vardı bunun. Neyse, masalın sonunda o iri ve kıllı ağabeylerin başına gelenlerin pek de iç açıcı olmadığını söyleyelim.

Külprensi Babette Cole Çeviren: Coşkun Şenkaya Kuraldışı Yayınları, 32 sayfa

Külprensi Babette Cole Çeviren: Coşkun Şenkaya Kuraldışı Yayınları, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz