İyi Kitap

Sizin Jules Verne’iniz hangisi?

Jules Verne’i daha çok “yarıbilimsel”, fütüristik romanlarıyla tanırız. Kaptan Grant’ın Çocukları olağanüstü bir deniz yolculuğunu anlatır, Karpatlar Şatosu ise mistik öğelerle bezeli bir gerilim öyküsüdür. Artık Verne’in gün yüzüne çıkan öyküleriyle de tanışmanın zamanı…

Sinan KAZAK

Küçük yaşlardan itibaren okumaya başlayan herkesin yolu Jules Verne’le kesişmiştir. Yaşadığı dönemin ardılı olan çağda, bir asır kadar önce yazdığı eserlerindeki fantastik öngörülerin çoğunun art arda gerçekleşmiş olması, bunların, üzerinde ciddi biçimde kafa yorulmuş bilimsel temelli öngörüler olduğunu zaman içinde göstermiştir adeta. Yazıldığı dönem için uçuk gibi görünen fantastik olayları bu denli iyi anlatması, yazarın pozitif bilimlerin muhtelif dallarına bir hayli ilgi duymasından ve bilgi birikiminin yanı sıra, sahip olduğu engin hayalgücünü de etkili biçimde kullanarak elindeki malzemeyi kurgulayabilme becerisinden ileri gelir kuşkusuz. Bütün bunlara seyahat etme merakı da eklenince Kaptan Grant’ın Çocukları gibi doyurucu bir macera romanının ortaya çıkmasına herhâlde şaşırmamak gerekir. 19. yüzyılın ikinci yarısına yaklaşırken “Britannia” adlı gemi, yeni koloni arayışıyla İskoçya’dan yola çıkar. Onlarca tayfa barındıran bu koca geminin idaresi Kaptan Harry Grant’tadır. Geçmişi daha eskiye dayansa da, İspanya ve Portekiz menşeli denizcilerin öncülüğünde coğrafî keşifler 15. yüzyılda büyük ivme kazanmıştır. Zaman içinde dünyanın dört bir yanında ulaşılan yeni toprak parçaları 19. yüzyıl itibarıyla sömürgeci güçlerce büyük oranda bölüşülmüştür. Böyle bir ortamda yola çıkan Britannia’nın akıbeti ise geçen iki yılın ardından bir bilinmeze sürüklenmişken, karşılaşılması güç bir tesadüf, Kaptan Grant’ın bizzat kaleme aldığı acil durum mesajının Edward Glenarvan’a ulaşmasını sağlar.Eldeki veriler Grant’ın hala hayatta olabileceğine dair umutları yeşertir. Ne var ki birtakım koordinatlar içeren mesajdaki sözcüklerin çoğu silinmiştir; çünkü yazıldıktan sonra birilerine ulaşması umuduyla bir şişenin içinde denize atılmıştır. Duncan adında muazzam bir gemiye sahip, varsıl olduğu kadar da iyi yürekli bir İskoç soylusu olan Glenarvan, mesajı Kaptan Grant’ın yakınlarına iletmek için gazeteye ilan verir. Kaptan’ın çocukları Robert ve Maria ilanı görür görmez kendisine ulaşınca, kayıp denizcinin bulunması için gemisi ve ekibiyle gönüllü olur İskoç lordu. Böylece Kaptan Grant’ın izinde Avrupa’dan başlayıp Okyanusya ve Güney Amerika’ya uzanan oldukça heyecanlı ve yer yer tehlikeli bir maceraya yelken açar.Romanın birbirinden farklı kültürlere ait ritüellere dair ve dönemine göre oldukça ilgi çekici coğrafî bilgilerle bezeli olması, okurun ilgisini de canlı tutuyor. Aslında üç kitaptan oluşan roman, yanılmıyorsam tek cilt olarak ilk kez Alfa Yayınları tarafından basılmış; sebebi belki de budur. Bununla birlikte, kitabın hacminden gözü korkup okumakta tereddüt edenlerin, okumaya başladıktan sonra tereddüdünden eser kalmayacağını
rahatlıkla söyleyebiliriz.

ESRARLI BİR ŞATO

Hikâyenin karakterleri arasında özellikle, Kaptan Grant’ı aramaya koyulan ekibin gemisi Duncan’a kazara binen coğrafya profesörü Paganel’in, belki de maceranın seyrini değiştiren gizli ana karakter olarak sivrildiğini belirtmek gerekir. “Olağanüstü Yolculuklar” serisinin ikinci halkası olan Kaptan Grant’ın Çocukları’nı okumak, özellikle öğrenmeye meraklı çocuklar ve keşfetmeye meraklı gençler açısından hoş bir deneyim olacaktır. Jules Verne akıllarda çoğunlukla “yarı-bilimsel” diye de tabir edilebilecek fütüristik kitaplarıyla yer ettiğinden, “Olağanüstü Yolculuklar” serisinin üçüncü kitabı Karpatlar Şatosu, ilk bakışta muhtemelen birçok okura yazarın eserlerinin genel profili dışında seyreden bir öykü olduğu izlenimi verecektir. Ana hatlarıyla, birtakım doğaüstü varlıklar tarafından kuşatıldığına, bu yüzden uzak durulması gerektiğine inanılan bir şatoyu ve günümüz Romanya sınırları içinde kalan Transilvanya bölgesinde yaşayan köy ahalisinden bazı gönüllülerin, şatonun korkulan ama bir yandan da merak edilen gizemini çözmeye çalışırken yaşadıklarını anlatıyor kitap. Kitabın ilk ve son kısımları arasında kurulacak nihai bağlantıya gelmeden, arada geçen ve romanın büyük kısmına hâkim olan macerayı “otonom”, yani yarı-bağımsız bir bölüm olarak değerlendirirsek, oldukça mistik öğelerle bezeli bir gerilim öyküsünün muhatabı olduğumuzu düşünebiliriz. Ne var ki yazarın derinliği ve her daim öngörüye sahip hayalgücünün bir noktadan sonra bu tarz bir öyküde dahi ortaya çıkıverişine tanık olunca şaşırmadan edemeyiz. Yazarın alışılmış tarzından farklı olarak niteleyebileceğimiz kısımların kitabın bütününe oranla fazlalığı, karakterlerin –söz gelimi Kaptan Grant’ın Çocukları’nda olduğu kadar– derinlemesine işlenmemiş olması, Karpatlar Şatosu’nu kötü bir öykü yapmıyor kesinlikle; kitabın başı ve sonu arasında örülen bağlantının yanı sıra, ilgili bölümlerde ustalıkla kullanılan alaycı anlatım dahi tek başına kitabı okumaya değer kılacak kadar keyifli.

GÜN YÜZÜNE ÇIKAN ÖYKÜLER

Verne’in toplam eser sayısı kesin olarak bilinmiyor; fakat Türkçeye çevrilen kitaplarının sayıca henüz çevrilmeyenlerin gerisinde olması muhtemel. Elma Yayınevi bu duruma el atıp yazarın daha önce çevrilmemiş bazı öykülerini üç kitaplık bir seri hâlinde (Öyküler 1, 2, 3) yayımlamaya karar vermiş. Toplamda on beş öykü bulunan ilk iki kitapta yer yer tarihsel, yer yer yine fantastik ve bazen de mizahî öykülere rastlıyoruz. Yazarımız bu öykülerde de denizciliği merkezine alan maceralar anlatmayı sürdürüyor. Bunun dışında, özveriyle harmanlanarak yapılan iyiliğin kritik bir anda kişiyi nasıl kurtarabileceğine ya da para düşkünlüğü yüzünden insani duyarlılığını yitirmiş bir doktorun hazin sonuna dair ders verir nitelikte hikâyelere de rastlıyoruz. Verne, milenyumun hastalıktan ve pasaktan arınmış ideal kentini zihninde nasıl tasarladığını da fütüristik bir dille aktarıyor. Öyküler 2’de geçen, yazıldığı dönemden bin yıl sonrasını konu alan, “2890’da Bir Amerikan Gazetecisinin Günü” adlı öyküyle bağlantılı olarak kitabın sonunda geçen anekdotun ise şahsen ilginç bulduğum bir özelliği var. Öykü her ne kadar Verne’den okumaya alıştığımız öykülerden farklı değilse de, anlatılana göre Jules Verne, bir dostuna yazdığı mektupta, bu öyküyü aslında oğlu Michel’in kaleme aldığını yazıyor! Bu belki de öykünün baba ünü aracılığıyla daha fazla kişiye ulaşması saikiyle başvurulan bir yöntemdi. Velhasıl, Öyküler serisi, daha çok romanlarıyla bilinen Jules Verne’in öykülerinin de bilinmeye

Öyküler 1 Jules Verne Çeviren: Sevgi Şen Elma Yayınevi, 188 sayfa

Öyküler 1 Jules Verne Çeviren: Sevgi Şen Elma Yayınevi, 188 sayfa

Öyküler 2 Jules Verne Çeviren: Sevgi Şen Elma Yayınevi, 176 sayfa

Öyküler 2 Jules Verne Çeviren: Sevgi Şen Elma Yayınevi, 176 sayfa

değer olduğunu gösteriyor.

Karpatlar Şatosu Jules Verne Çeviren: Işık Ergüden Alfa Yayınları, 247 sayfa

Karpatlar Şatosu Jules Verne Çeviren: Işık Ergüden Alfa Yayınları, 247 sayfa

Kaptan Grant’ın Çocukları Jules Verne Çeviren: Işık Ergüden Alfa Yayınları, 742 sayfa

Kaptan Grant’ın Çocukları Jules Verne Çeviren: Işık Ergüden Alfa Yayınları, 742 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz