İyi Kitap

Susmanın, boyun eğmenin yüceltildiği toplumlarda gürültü çıkarmanın erdeminden bahsedilebilir belki. Ama aslolan yeri geldiğinde dinlemeyi, yeri geldiğinde de “ses çıkarmayı” öğrenmektir. Gürültüyü gürültüyle değil “ses”le bastırabiliriz ancak; aklın, vicdanın ve hakikatin sesiyle…

Zarife BİLİZ

Gürültü çıkarmak ve sessiz olmak. Gürültü yapmanın yanında bir de “ses çıkarmak” var. Haksızlığa, adaletsizliğe karşı “ses çıkarmak”. Gürültü yapmak olumsuzken öteki olumlu bir anlam taşıyor, diğer dillerde de var mı bilmem ama önemli bir nüansa işaret ediyor. Küçük okurlar için minimal ama cazibeli ve yaratıcı resimler eşliğinde hazırlanmış olan Gürültücü Güven serisi tam bu noktada olmasa da, gerektiğinde gürültü yapmanın/ses çıkarmanın, gerektiğinde sessiz olmanın erdemlerine işlevsel açıdan anlam kazandıran iki kitap.

KILIÇ MI KİTAP MI

Güven ve İpek anladığımız kadarıyla iki kardeş. İki kitabın kapağında da elinde tahta kılıcıyla neşeyle bağırırken resmedilen Güven o yaştaki erkek çocukların çoğunun içinde olduğu bir durumdan mustarip. Kendini “hayt huyt”la, bağırarak ifade ediyor. Belki içinden öyle geldiğinden, belki de erkek çocuklar bu yönde cesaretlendirilerek büyütüldüğünden. İpek ise sağduyunun ve aklın sesi. Ve tabii ki kız. Güven’in elinde bir tahta kılıç var, İpek’in elinde ise hep bir kitap. İpek çevresini diğer canlıları gözleyerek, kitaplardan yararlanarak tanımaya çalışıyor. Güven’de de merak var elbet, tüm çocuklarda olduğu gibi. İpek’in keşif sürecine merakıyla ortak olmaya çalışıyor ama ne yazık ki diğer canlılardan ziyade durumdan kendi aldığı keyfe odaklandığından bağırıp çağırarak, ancak sessizlikte kendini gösterecek canlıların ortaya çıkmasına istemeden de olsa engel oluyor. Hayvancıklar çıkardığı gürültüden dolayı onun yanında bir türlü ortaya çıkmıyor. Güven’in kendi güdülerini geriye çekip diğer canlıların varlığına odaklanması lazım ki onları tanıyabileceği bir varlık alanı açsın. Hep öyle değil midir, kendinize odaklanarak sadece kendi keyif ve çıkarınız doğrultusunda davranırsanız diğer varlıkları asla gerçek anlamda göremezsiniz. Diğer yandan onlar sizi çok iyi görür. İyice de tanır. En azından sizden kaçmaları gerektiğini öğrenirler. Doğadaki yabani hayvanlar da aynen böyle yapıyor işte; iki çocuk ellerinde İpek’in Yabani Hayvanlar adlı kitabıyla doğayı keşfe çıktıklarında, Güven’in kendini eğlemeye yönelik bağırışları sonucunda hiçbiri ortaya çıkmıyor. Ne zaman ki Güven uyuyor,asayiş berkemal, işte o zaman hayvanlar sessizce yerlerinden çıkıp hayatlarına devam ediyor, İpek de amacına ulaşıyor. Yazar, Güven’i kendi aptallığından ötürü yaşadığı hayal kırıklığıyla (yabani hayvanları sadece resimlerinde görmekle yetinmek zorunda kalıyor) öylece bırakmak istememiş olmalı ki yatmaya hazırlanırlarken bu sefer İpek elinde Gececi Hayvanlar adlı bir kitapla beliriyor. Eh, bir kez daha denemekten zarar çıkmaz. Güven biraz ders almış olmalı gündüzki hayal kırıklığından. İpek, gececi hayvanları görmek istiyorsa çok sessiz olması gerektiğini tekrar hatırlatıyor ve bahçeye çıkıyorlar. Güven bu sefer güdülerini kontrol etmeyi başarıyor. Zor da olsa bağırmamayı beceriyor ve sessiz gececi hayvanlar kendini ona gösteriyor.

BİZE “SES” LAZIM!

Gürültücü Güven Sahilde adlı kitapta ise Güven gene gürültü yapmaya devam ediyor ama bu sefer hayvanları değil insanları rahatsız ediyor. Ne var ki herkes ona sadece kızgın kızgın bakmakla yetiniyor. Sonra nedense Güven’in canı sıkılıyor. İpek de çok gürültü yaptığı için sıkıldığını söylüyor. Bu nokta biraz belirsiz kalmış kitapta. Kimsenin engellemesiyle karşılaşmadan, dilediği gibi gürültüyle oynayan Güven’in neden canı sıkılıyor anlamıyoruz. Yalnız da değil üstelik, İpek’le birlikte oynuyorlar. Etrafta oynayan başka çocuklar da var, kitapta onlar da Güven’in verdiği rahatsızlıktan dolayı ona kötü kötü bakarken resmedilmiş. Çözüm noktası burada mı acaba, diye düşünüyorum. Diğer çocukları fark etmeyecek denli gene kendine odaklandığından mı bir noktadan sonra sıkılıyor. Bilmiyorum, kitapta buna dair başka hiçbir izlek yok. Öte yandan kitap zor bir duruma düştüklerinde “İmdat!” diye bağırmanın, gürültü yapmanın anlam kazandığı bir olayla kapanıyor. Bağırmak bazen işe yarayabiliyor demek ki… O bazen’i iyi saptamak, ayırt edebilmek önemli… Gürültücü Güven serisi bize bu kıymetli mesajı sakin sakin anlatıyor. Susmanın, boyun eğmenin yüceltildiği toplumlarda gürültü çıkarmanın erdemini ve kendi olma cesaretini öğretmek gerekir belki de çocuklara. Ama daha önemlisi, gürültü yapmakla ses çıkarmanın arasındaki farkı da öğretmek. Çünkü kuru gürültü diye de bir şey var. Bunu insanlar özellikle kendi içlerindeki vicdanın, aklın sesini bastırmak için kullanıyor. Kendi seslerini duymamak için gürültü yaparak koşuyorlar. Böyle koşanların, varsa eğer kendi çıkarları dışında samimi bir amaçları, ona ulaşamayacaklarını söylemekten, o yol boyunca yapayalnız yürüyüp sonunda Güven gibi sıkılacaklarını tez elden anlamalarını dilemekten başka yapacak bir şey yok. Gürültü değil “ses” çıkaralım; bu dünyada gürültü çok, yeterince “ses” yok. Gürültüyü gürültüyle değil “ses”le bastırabiliriz ancak; aklın, vicdanın, adaletin, insan onurunun hiç susturulamayacak olan sesiyle…

Gürültücü Güven Angie Morgan Çeviren: Turgay Bayındır Redhouse Kidz Yayınları 32 sayfa

Gürültücü Güven Angie Morgan Çeviren: Turgay Bayındır Redhouse Kidz Yayınları 32 sayfa

Gürültücü Güven Sahilde  Angie Morgan Çeviren: Turgay Bayındır Redhouse Kidz Yayınları 32 sayfa

Gürültücü Güven Sahilde Angie Morgan Çeviren: Turgay Bayındır Redhouse Kidz Yayınları 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

lorem ipsum lorem ipsum lorem ipsum

Yorum yaz