İyi Kitap

Bir zıpır, bir pısırık ve bir zorba

Kitaba dair hiçbir fikri olmayan, Pire ve Diken’i rafta gören biri sadece kapağa bakarak bile şunu söyleyebilir: Dünyaya tersten bakan bir kız var orada! Üstelik tüm kitap boyunca kulağımıza şöyle fısıldıyor: “Cesaret, biraz cesaret!”

Didem ÜNAL BİÇİCİOĞLU

O bir hiperaktif, o bir adrenalin bağımlısı, o iflah olmaz bir şakacı, cesur, dünyaya tersten bakan bir zıpır… Bir dakika, tüm bunlar bir çocuğu mu tarif ediyor gerçekten? Evet, Diken o! O neredeyse kahkaha orada. Bir özgüven abidesi! Üstelik beş yaşında olduğu hâlde ancak üç yaşında gösteren boyu posu, diken gibi dimdik, kıpkırmızı saçları ve ayrıksı kıyafetleriyle… Bu tuhaf görünüşüyle bile kendi fırtınasını yaratarak etrafı kasıp kavuran kız çocuğu çevresindekilere de esin ve cesaret veriyor. Kime mi? En başta en yakın arkadaşı Piero’ya

ZORBANIN PİRE’YE ETTİĞİ

Piero’nun, yani arkadaşlarının ona taktığı ve kendisinin nefret ettiği lakabıyla Pire’nin hayatı, sınıfa yeni gelen Diken’le aynı sırada oturmasıyla değişir. Pire, Diken’in tam aksi, pısırık, çekinik, şiddete ve zorbalığa karşı kendini savunamayan, sürekli alay konusu olan ufak tefek bir çocuk. Tabii ki Diken’in ödünsüz, cesur tavrı; olaylara akla gelmeyecek yönlerden yaklaşması ve sorunlara çözüm üretmesi Pire’de birtakım ışıklar yakacak. Zorbalığa karşı kabuğu ince pek çok kişide
olduğu gibi… Kitabın zorba karakteri Arjan ise eziyet etmeyi seviyor, bundan aldığı güçle çocuk dünyasında kendi krallığını kurmuş. Pire’nin nefret ettiği lakabı da o takmış. Sözle aşağılamadan kaba güç kullanmaya kadar yapmadığı şey yok. Pire’yi iyice sindirmiş! Diken’in Pire’ye ilk tavsiyesi, onu kızdırmaya çalışanlara gülmesi! Bir düşünelim: Sana gülenlere gül, hatta sana gülenlerle birlikte gül, sanki sen komik bir espri yapmışsın da herkes buna gülüyormuş gibi farz et. Bu aslında karşındakinin en önemli kozunu elinden almak olmaz mı? Beklenmeyeni yapmak üzerine kurulu bir hayat stratejisi geliyor peşinden. Diken’in sadece kendisi değil, ailesi de farklı. Babası cüce ama masallardan fırlamış gibi. Belli ki kendini koruma yöntemi olarak yıllar içinde ortaya çıkmış özel yetenekleri ve özel bir espri anlayışı var. Kılık değiştirerek kendini fark edilmez kılabiliyor örneğin. Bu konuda öyle muhteşem bir öğreti var ki kitapta, sadece ilgili bölümün başlığı yeter üzerinde uzun uzun düşünmeye: Gözlerinle Değil Fikirlerinle Bakıyorsun. Baba, insanların önyargılarının gözlerini kör edebileceğine dair kanıtlar gösteriyor. Fikirleriyle bakanların boşlukları, sahip oldukları önyargılar ile doldurduğunu anlatıyor. Gayet uyarıcı da bir cümle geçiyor tam burada: “İnsanlar dinlemiyorlar zaten. Sabit fikirliler.” Bu bölüm, aynı zamanda fiziksel farklılıklara dair değişik bir içgörü, hatta farkındalık da getiren bir alt metine sahip. Yer yer kahkaha attıracak denli absürt komiklikler ve derin felsefi cümleler hep bu muhteşem babadan geliyor. Bu arada, evlerinin tavana kadar kitap olduğunu
belirtmeden geçmemek gerek.

EDEN BULUR!

Diken’in dünyaya bakışını oluşturmasında babasının yaklaşımlarının ne kadar etkili olduğunu anladıktan sonra, kitabın berbat karakteri Arjan’ın da annesini görüyoruz ve o zorbanın da bir çocuk olduğunu hatırlayıp üzülüyoruz neredeyse. Buradaki anne figürü gerçekten saf kötülüğü temsil ediyor. Annesinden yana ilgisiz kalmış ve onun kötülüklerine tanık olmuş bir çocuk Arjan. Aslında gördüğü şiddeti başkalarına yönlendiriyor! Artık süper ikili olmaya doğru ilerleyen kahramanlarımız Arjan’ın sırrını öğreniyor ve karşılığında bir de tehdit ediliyorlar. Kitabın sürprizini kaçırıp sonrasında olanları anlatmayalım ama bu bağlamda yazının başlığı “Eden Bulur” olabilir diyerek ipucu verelim.Diken,bütün söyledikleri ve yaptıklarıyla aslında özgüvene giden en kısa yolun önyargıları kırmak olduğunu, bunu “en beklenmedik” davranışı sergilemekle başardığını, arkadaşlığın ve dayanışmanın da bunu aşılama, hatta bulaştırma yolunda ne kadar önemli olduğunu anlatıyor farkında olmadan. Üstelik yan rollerde, ana roller kadar güçlü olan anne ve babalar sayesinde, bir çocuğun ailesiyle olan ilişkisinin ne denli önemli olduğunu görebiliyoruz. Bu arada, çizimler o kadar eğlenceli ki dört buçuk yaşındaki kızım kitabı ona okumam için zorladı beni, çok merak etmiş! Nasıl olduysa, Diken’in tipini de kendisine benzetmiş! Evet, dünyaya tersten bakan kırmızı saçlı bir çocuğun annesiyim ben de… Acayip kıyafetleri de tam onun giymek istediği türden! Linde Faas’ın muzip çizimleri sizi de eğlendirecek! Söylemeden geçmemeli, bu kitap Pire ve Diken’le tanışma kitabımız! Macera burada bitmiyor, bu daha başlangıç! Sırada onların Geveze Sinekler macerası var. Bundan böyle Diken hep fısıldayacak bize, “Cesaret, biraz cesaret!” diye…

Pire ve Diken Pieter Kooljwick Resimleyen: Linde Faas Çeviren: Ufuk Güngör Büyülü Fener Yayınları, 128 sayfa.

Pire ve Diken Pieter Kooljwick Resimleyen: Linde Faas Çeviren: Ufuk Güngör Büyülü Fener Yayınları, 128 sayfa.

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz