İyi Kitap

Duvarlar yüksek, yıldızlar uzak…

Çocuk edebiyatının usta kalemi Sevim Ak bu kez kent yaşamının iki farklı meselesine el atıyor. Duvarlar Resim Olsa’da, eski mahallesinden koparılan bir çocuğun yeni taşındığı sitedeki uyum sürecini, Yıldızlar Nereye’de ise yükselen binaların kent iklimine etkisini okuyoruz.

Didem ÜNAL BİÇİCİOĞLU

Taşınmak her zaman biraz muğlaklık içerir. Sanki her zaman basmaya alışık olduğun, her santimini bildiğin ve sıradanlaştığı için unuttuğun zeminin biraz kıpırdayıp çatırdaması, önemini hatırlatması gibidir. Çocukların hemen hemen hiç söz sahibi olamadığı, “başına gelen” ve “uyulması mecbur” bir yeni hayat vardır taşındıktan sonra. Sadece eski ev değildir geride bırakılan; eski arkadaşlar, mahalleli ve alışılagelmiş her şey ulaşamayacağı bir yerdedir artık. Çok iç karartıcı gelmiş olabilir size böyle tarif edince ama çocukluğunuzu
hatırlayın bir!

KENTSEL DÖNÜŞÜM

Sevim Ak, Duvarlar Resim Olsa’da yeni evine, odasına uyum sağlamaya çalışan Fulya’nın ruh hâlini anlatarak başlıyor öyküsüne. Eski mahallesi, yalnızca kendisi için eski değil, bulunduğu coğrafyanın da kadim semtlerinden. Ama “Şimdiki ev şehrin gecekondularının yerine kurulan yeni bir mahallede. Sitenin blokları, spor salonları,oyun alanları eski bir koruluğun girişine oturtulmuş. Daireler kocaman, aydınlık, bakımlı.” Size de çok tanıdık geldi, değil mi? Kentsel dönüşüm adı altında, yerinden edilen insanların nerede ne yaptığını düşünmeden, yok edilen izlerinin üzerine kocaman rezidanslar inşa ediliyor artık. Doğanın dengesinden dem vuran sesler duyulmuyor ya da kazara biraz duyulur gibi olsa da hemen susturuluyor. Fulya, işte böyle bir ortamda, kocaman odasına rağmen eski yaşantısını özlerken, bir yandan da yeni hayatına uyum sağlamaya çalışıyor. Nasıl mı? Tabii ki arkadaş edinerek! Arkadaşlar, taşınma hüznünü biraz olsun dağıtır. Fulya da uyum sağlayacak, her katta altı dairenin olduğu bu on bir katlı yeni apartmanına diye düşünürken ben, bambaşka bir konu öykünün ortasına güm diye düşüyor. El ele tutuşmuş rengârenk kurbağalı beresiyle, karşı komşunun kızı Gülce lösemi hastası. Ara sıra hastaneye yatması gerekiyor, eve döndüğünde de enfeksiyon kapmaması çok önemli. Ama bunların hiçbiri Gülce ve Fulya’nın arkadaşlık etmesine engel değil! Günler günleri kovalarken Gülce ve Fulya balkondan balkona iletişim kurup bir dünya dolusu hayalin içinde yüzüyorlar. Yüz yüze geldiklerinde takıştıkları da oluyor, okul zamanı barıştıkları da. Okul zamanı demişken, Gülce’nin okula devam etmesi de zor tabii. Ama Fulya arkadaşlarıyla birlikte güzel hayaller kurup öyle mektuplar yazıyor ki Gülce’ye, okulun duvarları resimlerle doluyor.

BULUT ADAM

Duvarlar Resim Olsa’da kentsel dönüşümün doğa üzerindeki etkisine görece az değinen Sevim Ak, Yıldızlar Nereye adlı kitabını âdeta bunun üzerine yazmış. Meteoroloji haberlerini yıllarca izleyip pek de doğru tahminlerde bulunamadıklarını gördükten sonra artık takip etmiyorum. Ara sıra aklıma geliyordu tabii, bu kadar beton yığınının iklimi değiştirmiş olabileceği ama sandığımdan çok daha fazla etkisi varmış. Hatta hava tahmini yapanları işinden bile edecek kadar! Radyonun hava tahmin programında çalışan Bulut Adam bir gün işten çıkarıldığını öğreniyor. Hem de tam günümüzde sıkça olduğu gibi mektupla, yazılı olarak bildiriliyor işten çıkarıldığı. Gerekçeyse, yaptığı tahminlerin eskisi gibi isabetli olmaması. Ama Bulut Adam’ın diyecekleri var bu hususta: “Yağmur bulutları yükünü dağların gerisinde bırakması gerekirken geçen yıl kesilen ağaçlar yüzünden kenti su basmasına ne buyrulur? (…) Rüzgârlar şehre bir bir dikilen gökdelenlere çarpıyor önce. Yönünü, hızını, nem oranını net olarak ölç ölçebilirsen.” Bulut Adam çok içerliyor işinden olduğuna; o kadar ki doğaya küsüyor. Bir pasajın alt katında dükkân kiralayıp ezelden beri hobisi olan doğal taşların satışını yapıyor. Dükkânın adı da “Takıntı”. Fakat ister kader deyin ister tesadüf, doğa olayları peşini bırakmıyor Bulut Adam’ın. Adı kâhine bile çıkıyor! En sonunda Bulut Adam doğayla barışabilecek mi dersiniz? Bizden size ipucu: Doğayla kim küs kalabilir ki? Sevim Ak’ın masalsı ve insanın iç dünyasına kulak veren bu iki kitabından Duvarlar Resim Olsa’yı Anıl Tortop resimlemiş. Kıvırcık, kızıl saçlı, cin bakışlı Fulya’yı ve hayat dolu Gülce’yi pek güzel tasvir etmiş Tortop. Yıldızlar Nereye adlı kitabın çizeri ise Hande D. Akçam. Koca gözlü, koca burunlu kadın ve erkekler tam da öykünün ruhuna göre. Yeni eve taşınanlar ve kent yaşamından bunalanlar çocuklarına bir göstersinler bu iki kitabı. Bakalım hissettiklerini bulabilecekler mi satırlarda?

Duvarlar Resim Olsa Sevim Ak Resimleyen: Anıl Tortop Doğan Egmont Yayıncılık 98 sayfa

Duvarlar Resim Olsa Sevim Ak Resimleyen: Anıl Tortop Doğan Egmont Yayıncılık 98 sayfa

Yıldızlar Nereye? Sevim Ak Resimleyen: Hande D. Akçam Doğan Egmont Yayıncılık 82 sayfa

Yıldızlar Nereye? Sevim Ak Resimleyen: Hande D. Akçam Doğan Egmont Yayıncılık 82 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz