İyi Kitap

Evin kuytu köşelerinde korku ve eğlence

Vincent Villeminot’nun rahat anlatımlı ve bol resimli Cesur Çocuklara Korku Hikâyeleri kitabı, güvenli sığınağımız olan “ev”in her gün arşınladığımız köşelerini bir tutam karanlık, bol bol da çocuksu hayalgücüyle bezeyerek eğlenceli bir “korku tüneli” hâline getiriyor.

Kutlukhan KUTLU

Cesur Çocuklara Korku Hikâyeleri Vincent Villeminot Çeviren: Yalçın Varnalı Yapı Kredi Yayınları, 64 sayfa

Cesur Çocuklara Korku Hikâyeleri Vincent Villeminot Çeviren: Yalçın Varnalı Yapı Kredi Yayınları, 64 sayfa

Umberto Eco, “İnsan, öykü anlatan hayvandır…” diyor. Fakat buna bir de “…bu işin de ustaları çocuklardır!” cümlesini eklersek çok iyi olacak. Büyürken hayat denen şeyin aslında ne kadar enteresan ve sihirli olabileceğini unutuyoruz, yetişkinliğin bir laneti bu. Çocukluğun dünyası ise her manzaradan son derece ilginç, canlı tablolar çıkarabiliyor. Gelgelelim çocukluk hayal dünyasının zenginliğinden söz ederken madalyonun karanlık ve korkutucu tarafından pek de bahsetmiyor, Peter Pan daha çok peri tozundan, Alis Harikalar Diyarında çay partisinden, Oz Büyücüsü ise sarı tuğlalı yoldan ibaretmiş gibi davranıyoruz. Oysa Kaptan Kanca, Kupa Kraliçesi ve Batı’nın Kötü Cadısı da en az diğerleri kadar önemli birer parçası bu öykülerin. Yani çocukluğun kurmacayla örülü âleminde peri tozunun ışıltısı kadar, envai çeşit ürkütücülüğün pusuda beklediği karanlık köşeler de var. Vincent Villeminot’nun yazdığı Ce- sur Çocuklara Korku Hikâyeleri tam da bu köşelerde geçiyor. Neyse ki çocuk zihninin dev aynasında yoğrulan bu kuytu köşelere karşılık, gündelik hayatın alelade kişileri de adeta mitolojik birer karaktere, birer kurtarıcıya dönüşebiliyor. Bazen de, Yatağın Altındaki Canavar öyküsünde olduğu üzere, aslında bir kurtarıcıya gerek olmadığı ortaya çıkıyor. Örneğin ilk öyküde küçük Luiza bir sabah mutfağa indiğinde, buzdolabının önüne oturmuş bekleyen, kendisini “ham yapmak”la tehdit eden bir devle karşılaşıyor… Luiza bütün gün, söz konusu devi kendisini yemesin diye çeşit çeşit yemekle doyurmaya çalışırken, sonunda bu ürkütücü “kilit”in anahtarı, okuldan her zamanki gibi aç gelen ve yiyecek yemek bulamayınca gözü dönen ağabey oluyor. Alın size çok acıkmış ağabeyin gazabının “mitolojikleştirilmiş” hâli!

OLAĞAN ŞÜPHELİLER

Açlık ve yemek yemek gibi masum ve sıradan şeylerin ürpertici kılıklara bürünmesi bu kitaptaki öykülerde sıkça karşımıza çıkıyor zaten (Mesela kitaptaki bir kurtadam öyküsü, ev trafiği içinde güzide bir yere sahip olan “gece açlığı”na doğru evriliyor). Gündelik faaliyetlerimizden bir başkasını, yıkanmayı ele alalım: Oben bir akşam yıkanmak için küvete girdiğinde neyle karşılaşıyor dersiniz? Köpüklerin altında saklı, kocaman bir ahtapot! Evet, Villeminot’nun kitabında “ev” denen şeyin her köşesinde bir başka canavar pusuya yatmış bekleyebiliyor ama bu köşeler sadece mutfak ve banyo gibi daha çok “aydınlık” hâliyle arşınladığımız yerlerle sınırlı değil… Yatağın altı ve tavanarası gibi “olağan şüpheliler” de evin tekinsiz köşeleri arasında farklı farklı canavarlarla yerini alıyor (merak edenler için, tavanarasını dev örümcekler, yatak altını ise vaziyetini anladıkça hâline üzüleceğiniz mor burunlu bir canavar karargâh bellemiş). Merdivenin gıcırdayan basamağı bile atlanmamış! Kitabın belki de en ilginç kısmıysa tamirat için hane hane gezip bu yaratıkları ev halkına çaktırmadan temizleyen “tesisatçı” Rober’in hikâyesi.

CANAVAR İSTİLASI

Cesur Çocuklara Korku Hikâyeleri az metinli, bol çizimli, kısa, dili gayet rahat ve akıcı bir kitap. Çocuklara yönelik olduğu düşünülürse hayal edilen canavarlar birer fikir olarak korkutucu elbette, ancak kitabın muzip ve eğlenceli genel tonu, bu tonla uyumlu çizimlerle de birleşerek durumu dengeliyor. Ayrıca tabii ki –tesisatçı Rober sağ olsun!– tüm öykülerdeki canavar istilası vaziyetleri güzelce çözülüyor. Tam da adı gibi muzip, renkli ve yer yer de ürpertici bir korku tüneli
gezintisi.

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz