İyi Kitap

Tersinden yaşamak!

Günlük hayatta “normal” olarak bildiğiniz ne varsa unutun. Çünkü Tepetaklak ailesinin evine konuk olacağız. Felaket Henry’nin yazarı Francesca Simon’ın yarattığı Tepetaklak Ailesi, bütün alışkanlıklarınıza dair anlayışınızı tepetaklak edecek!

Ezel Dağlar ERGÜDEN

Felaket Henry’yi hatırlar mısınız? Hani dünyanın en entrikacı, yaramaz, hin çocuğu. Küçük kardeşi Peter’a etmediğini bırakmayan, anne babasını kandırmak için türlü türlü dolap çeviren hınzır velet! Hatırladıysanız sevinebilirsiniz çünkü Felaket Henry’nin yazarı Francesca Simon’ın yeni kitabı İletişim Yayınları’ndan çıktı. Bu sefer, Tepetaklak Ailesi adlı kitabıyla bizi eğlendiriyor Francesca Simon. Aileyle, günlük hayatla ilgili bildiğiniz her şeyi unutun ve Tepetaklak Ailesi’nin tepetaklak hayatının içine dalmaya hazır olun.

BİRAZ REÇEL FIRLATIR MISIN?

Tepetaklaklarda hayat gece yarısı başlıyor. Üzerlerinde günlük giysileriyle uyanıp güne başlarken pijamalarını giyiyorlar. Sonra da üst kata çıkıp yatağın üstünde akşam yemeği yiyorlar. Yemek yemek onlar için, yemeği havaya fırlatmak, atıp tutmaktan oluşan eğlenceli bir ritüel. Yemekler tabii ki elle yeniyor, çünkü çatal saç taramaya yarar ne de olsa! Yemek yerken biri sizden herhangi bir şey –mesela reçeli uzatmanızı– isterse yapmanız gereken, o yiyecekten elinizle bir parça alıp fırlatmak. Tepetaklakların akşam yemeği menüsü ise günümüzde çoğu insanın yanlışlıkla “kahvaltı” diye adlandırdığı öğünden oluşuyor. Akşam yemeğinin ardından okula gitme vakti geliyor. Çocuklar anne babalarını okula bırakıp çıkışa kadar bekliyorlar. Okul çıkışı her birlikte parka gidiyor, anne babaları salıncakta sallanıp kaydıraktan kayarken onlara göz kulak oluyorlar. Sonra ailecek eve dönüyor, ayaklarıyla piyano çalıp şarkı söylüyorlar. Sanatsal faaliyetler de bitince ters çevirdikleri koltuğa ailecek sırtlarını dayayıp televizyon izliyorlar (tahmin edebileceğiniz gibi televizyonun fişini prize takmıyorlar). Günün son öğünü olan kahvaltı da güzelce fırlatılıp yendikten sonra sıra banyoya geliyor. Oda suyla dolduruluyor, kuru küvetin içinde güzel güzel yatılıp gazete okunuyor. Böylece küvet yüzmüş oluyor.

HERKES GİDER MERSİN’E…

Tepetaklakların her günü böyle geçiyor işte. Akşam yemeği, okul, televizyon, banyo derken hayat akıp gidiyor. Sizce onların bu rutinini ne bozabilir peki? Bir akşamüstü, bütün aile uyurken kapı çalar. O saçma saatte gelen, Tepetaklak ailesinin komşusu Bayan Plum’dır. Dışarıda bir işi olduğu için Tepetalaklardan küçük kızı Lucy’ye göz kulak olmalarını ister. Aslında çok uykusu olan Bayan Tepetaklak, insanlara yardım etmeyi sevdiği için bu ricayı geri çeviremez. Hemen üstlerini değiştirip komşu eve geçerler. Ama yan eve geçen Tepetaklaklar gözlerine inanamazlar. Çünkü bu evde her şey baştan aşağı yanlıştır! Bütün odanın düzeni farklıdır. Bayan Plum’a yardımcı olmak için odayı olması gereken hâle getirirler. Odayla

Tepetaklak Ailesi Francesca Simon Resimleyen: Emily Bolam Çeviren: Bahar Siber İletişim Yayınları, 56 sayfa

Tepetaklak Ailesi Francesca Simon Resimleyen: Emily Bolam Çeviren: Bahar Siber İletişim Yayınları, 56 sayfa

uğraşmaları bitince sıra küçük Lucy’ye gelir. Ne kadar da yaramaz bir kızdır o öyle! Duvarlar yerine kâğıda resim yapar, üstünün boyanacağını bile bile önlük takmaya çalışır. Ama Tepetaklaklar bunun da üstesinden gelmeyi becerirler. Hatta evi soymaya gelen hırsızı bile kendi yöntemleriyle kovmayı başarırlar. Farklı hayat tarzlarını ve “normal” kavramını çok komik bir üslupla anlatan Francesca Simon, yine güldürürken düşündürmeyi başarmış.

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz